Sam Amca’nın ilgisi niye?

Kıbrıs konusu son günlerde yeni bir ivme kazandı.
Bu ivmenin katalizörü doğalgaz. Daha doğrusu Güney’le doğalgaz için işbirliği yapan İsrail.
Etti edemedi, en sonunda ABD de Kıbrıs sorununa dahil oldu. Kıbrıs sorununa aktif katılma kararı alan büyük güç, “Böyle bir fırsat ele geçmez, iyi değerlendirin” diyerek tavrını koydu.
Amerika’nın sözünün ne kadar tutulacağı şimdilik belli değil, belli olan Washington’un neden Kıbrıs’a merak saldığı.
Diplomatik kaynaklara göre ABD İsrail yüzünden bu işe müdahil olma kararı aldı. Zira stratejistlerin ifadesiyle, “İsrail, doğalgaz için işbirliği yaptığı Kıbrıs’ta istikrar istiyor. Kıbrıs’ta çözümsüzlük sürdüğü sürece Ankara jeostratejik ve jeopolitik açıdan ada üzerindeki etkin konumunu sürdürecek. Bu da Ankara’nın bölgedeki rolünü artırması ve İsrail’in planlamalarını olumsuz etkilemesi demek olacak. İlk hareketler, nüfuzunu kullanarak çabalarına yardımcı olmak için Güney Kıbrıs ile işbirliğine hazır görünen ABD’deki Yahudi Lobisi’nden yapılıyor. İsrail hükümetinin ilgisi de Lefkoşa tarafından aynı ölçüde önemli bulunuyor.”

***

DİSİ Başkan Vekili Lefteris Hristoforu, bir söyleşisinde, AB Komisyonu’nun son yayımlanan Türkiye İlerleme Raporu’nda Türkiye karşısında izlediği “daha sert tutumun” Rum hükümetinin yoğun girişimleri ve çabasının bir kanıtı olduğunu açıklamış. Hristoforu ikrar etmiş etmeye ancak zaten o söylemese de raporda Rum etkisinin olduğu açık. Annan Planı döneminde Kıbrıslı Türklere verdiği tutmak bir yana, sorunlu bir ülke olan Güney’i içine alarak kendi prensip ve içtihatlarına ters düşen AB hazırladığı raporda “Türkiye, ek protokolden doğan yükümlülüklerini yerine getirme (Türk limanların Rum gemi ve uçaklarına açılması) konusunda hiçbir ilerleme kaydetmemiş ve malların serbest dolaşımı önündeki engelleri kaldırmamıştır” diyorsa bu rapor Rum kalemiyle yazılmıştır.

***

Güney’in Downer öfkesi büyüyor. Rum basını Downer’in profilinin zedelendiğini ve her hareketinin kamuoyu tarafından çekinceyle ve kuşkuyla karşılandığını, dolayısıyla Downer’in müdahil olduğu herhangi bir sonucun inançsızlık yaratacağını ifade ediyor. “Hükümet bunu BM’ye anlatmaya çalıştı ancak sonuç alamadı” ifadelerini kullanan Rum basını, Downer’in, Türk tarafının alenen açıkladıklarına, yani ocak ayına kadar müzakere, martta referandum fikrine uygun bir takvim koymak istediğini belirterek Rum yönetiminin takvim belirlenmesi konusunu tartışmadığını ve bu meselenin kapanmasını istediğini vurguluyor.
Yani, Rumlar karşısında Türk liderlerin karşısında olduğu gibi rahat davranamayan Downer Türk tarafının taleplerini ilettiği halde dahi istenmeyen adam ilan edilebiliyor.
Son bir haber daha; Rum yönetiminin, Türkiye’nin ilerleme raporuna; kapalı Maraş’ın BM’ye verilmesi ifadesinin eklenmesi için kulis yaptığı, ancak AB’nin genişlemeden sorumlu komiseri Stefan Füle’nin buna izin vermediği konuşuluyor. Füle “Maraş kapsamlı bir çözümün parçasıdır” demiş, ısrarla “verelim” diyenlere duyrulur.

Flelefteros Edindiğimiz bilgilere göre ana engel konusu egemenliktir. Aslında Türk tarafı tek egemenliği kabul etmiyor. Bu konunun daha sonra görüşülmesini istiyor ve esasen prosedürde büyük bir delik açıyor. Bu mesele netleşmeze, prosedür başladığında müzakereler tek devlet veya iki devlet arasında gidip gelecek. Türk tarafının, egemenlik meselesindeki tavrı elbette vatandaşlık meselesine yaklaşımını da etkiliyor. Türk tarafı, oluşturucu devletin vatandaşlıklar dağıtmasıyla ilgili malum oyununu oynuyor.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.