Samimi ve sahici ‘masallar’

Samimi ve sahici ‘masallar’

0
PAYLAŞ

Levent Karataş’ın on dört yıl önce, demek 1992’de, yayımlanan ilk şiir kitabı Düşüyorum Galileo, şairine benzemiyordu. (Yazılan şiir şairine, onun yaşamına benzerse güzeldir!) Kitap, türlü türlü özentiliklerle, ağdalı bir söyleyişle tıka basa doluydu ve (şairini de yakından tanıdığım için söylüyorum) yaşamdan fışkıran dizeler yerine yapay, mat cümlelerle bezeliydi. (Bezeliydi sözünü de kasten kullanıyorum çünkü süsleme sözünü çağrıştırıyor.) Yan yana tıkıştırılmış, üst üste sığıştırılmış tuhaf imgeler yer alıyordu şiirlerde. Canlılıktan uzaktılar, mekanik bir sesleri vardı ve dizeler takır tukurdu. Dolayısıyla Karataş’a ben, ister istemez, kendi şiirinin çıkmaz labirentinde kaybolacak bir şair gözüyle bakıyordum. Keşke diyordum, kendine benzeyen bir şiir yazsa: Naif, yalın ve sahici bir şiir. Kendisi, tüm artistik yanlarına karşın, içten içe, aslında öyle biriydi. Ama yeni yayımlanan kitabı Masal’ı okuyunca Karataş’ın kendisini bulmuş olduğunu gördüm. Aradığı yerde kendisini bulmuştu ve kendi sesiyle konuşuyordu. Bu elbette beni sevindirdi. Doğru yere gitmişti demek ki kendisini bulmak için.

Arada geçen uzun süre Karataş’ın kendisini olgunlaştırmasına, yoğurmasına fırsat tanımış, Karataş da bu uzun süreyi hiç telaşa kapılmadan, şiirin yazılıp yayımlanarak değil yaşanıp yoğrularak var edilen bir şey olduğu inancıyla kendi sesini bulmaya adamış. Şiir, şair için bir son(uç)dur; yazıldığı anda varlığını tamamlar, ama bir de onun yazılma süreci vardır ki, işte bu süreçtir asıl önemli olan. Bu süreçte şair yaşamını şiirine göre düzenler, onun gölgesinde yaşar, onun varlığının geçmişinde nefes alıp verir, aslında işte bu geçmişte arınır. Karataş’ın gerçekten de bu sözcükle açıklanabilir gelişimi: Arınmak! Masal’ı oluşturan şiirler bir tür arınmanın damıtılmış ürünleri olarak göründü bana. Ben öyle hissettim. Bana böyle ‘düşündürmeyip’ böyle ‘hissettirmesi’ de iyi bir şey, zira düşündürmekle kalsaydı, aklıma sesleniyor bu şiirler deyip biraz azımsayabilirdim onları, ama duyarlığıma seslendiklerine göre bana bir ruh halini hissettiriyor ve akılla değil duyarlıkla yaratıldıklarını ortaya koyuyorlar.
Bu sevimli şiirler, ilk bakışta kimilerine Garip şiirini anımsatabilirler, ama şunu söyleyeyim ki bu şiirlerin yalın söyleyişlerinin (yalın olunca sanki doğrudan Garip’e bağlanıyormuş gibi bir şiir, halbuki yalınlıkla Garip’in bir ilgisi yok) Garip’in ironik söyleyişiyle hiçbir ilgisi yok. Bir kere: Garip akla dayalı bir buluşa yaslanan ve zekayla yazılan bir şiirdi; bir trüke dayanıyordu. Halbuki Karataş’ın şiirlerinin işi akılla değil duyarlıkla. Duyarlığın damıtılması bu şiirler. Dolayısıyla akla değil, ruha sesleniyorlar. (Günümüzde Garip’i yeniden üreten tek şair Sunay Akın’dır. Öyle ki Akın, Garip şiirini revize etmiş de değil, aynen onu yeniden üretiyor. Üretiyor dedim, Garip şiiri üretilen bir şiirdir çünkü: Yapılır!)

Sanki şair sizinle konuşuyor

Yazılarımı takip edenler bilir: Ben şiirde arayışa, tazeliğe ve en çok da sahiciliğe önem veririm; bir de yapıya. Karataş’ın şiirleri yeni bir dilsel, biçimsel ya da yapısal arayış içinde değiller. Ama bu yine de onları sahici dolayısıyla kayda değer olmaktan alıkoymuyor. Bir kere çok samimi ruh hallerinin çok yalın ve işte yine samimi mırıldanışları bu dizeler. Öyle sahici ki sanki şair sizinle konuşuyor da olan biteni dostane bir dille anlatıyor gibi. Ayrıca şiirler, kitabın adı gibi, bir ‘masal’ havasını taşıyor. Bir kişinin olgunlaşma sürecinde yaşadığı gönül kırıklıklarını, sarsıntıları masalsı bir dilin yalınlığıyla dışa vuruyor. Kitabın en sevdiğim şiirlerinden birini buraya almaktan alıkoyamıyorum kendimi: “ışıyordur şimdi orada gün/mavi çoban tepelerdedir/yakup vanilya kavanozuna bakıyordur/sessizce akıyordur ırmak//yazdır orada şimdi/başak tarlaları altın rengindedir/ gök eflatun//ışıyordur şimdi orada gün/periler uçuşup dans ediyordur.”

Levent Karataş’ın şiirleri çağımızda hasretini çok çektiğimiz içtenlikle karşılaştırıyor bizi. Kitabı okurken, sahici bir şeyle karşı karşıya olduğumuzu hissediyoruz.

•  MASAL
Levent Karataş, Yasakmeyve Yayınları, 2006, 61 sayfa, 5 YTL.

BİR CEVAP BIRAK