Sanal dünyanın gerçek yüzü

kıvırtmadan düşündüklerimizi her zaman olduğu gibi satırlara mı dökelim?


Birincisi, bize samimi ve inandırıcı gelmiyor… 


Ne, giden yıl için, kelimeleri romantizmin sularında ıslatıp, hüzün koridorlarından geçirdikten sonra, sihirli ve buğulu bir yıl sonu akşamında, eskimiş bir yılı sonsuzluğa uğurlamanın burukluğu…


Ne de, eskisinden farklı olmayacağını bildiğimiz yeni bir yılın gelecek günlerini;  refah, huzur ve mutluluk simgeleri olarak tanımlayıp, çürük temelli temenni duygularının, sanal dünyasındaki, yapay umut çiçekleriyle bezemek, kendimizi bile bile aldatmaktan öte bir şey değildir…  


Öyleyse, biz de kendimizi aldatmayalım, gerçeği samimiyetle naçiz satırlarımızla dile getirmeye çalışalım…


Geçen yıl bugünlerde birbirimize neler söyleyip, yazarak, ne gibi temennilerde bulunmuştuk?


2005 yılı, umutlar, mutluluklar, güzellikler, huzurlar ve başarılar yılı olsun dileğinde bulunup, sarılıp öpüşmüştük. Yılbaşı gecesi kimilerimiz; kafalarına renkli kağıtlarla bezenmiş simli huniler geçirerek, elinde içki kadehi, dans pislerinde hoplayarak zıplayarak, 2005 yılının her şeyi ile hepimiz için cennete dönmesini istemiş daha doğrusu temenni etmişti, öyle değil mi?


Aradan bir yıl geçti. Söyler misiniz, mevcut durum, ortadaki sosyal ve ekonomik tablo nedir? Geçen 365 gün içersinde, kimler için 2005 yılı adeta cennet güzelliğinde oldu.
Söyleyen, yazan, çizen, sarılıp öpüşen, kafasına simli huni geçirip dans pistlerinde hoplayıp zıplayarak yeni yılı umutla karşılayanların kaçının son bir yılı, huzurun, refahın, güzelliğin yıllı oldu?


2005 yılında kaç kişi canından bezmedi, kaç kişi karşılıksız çek yazmak zorunda kaldı, kaçının senedi protesto oldu, kaç öğrenci üniversiteye girebilme umutlarını yitirdi, kaç asgari ücretli ve dar gelirli vatandaş kredi kartı borcunu ödeyemez duruma düştü ve kaç kişi yaşamaktan umudunu kestiği için,  yavrularını ve çaresiz eşini bu dünyada yapayalnız bırakarak, hayatına son verdi,  söyler misiniz?


Madalyonun tersinde ne var peki?
Huzur, keyif, mutluluk, bol ve tatlı kazanç, zenginliğe zenginlik katma, villa üzerine villalar alma, servetlere servet, trilyonlara trilyonlar katmalar var…


Hangi cenahta?
İşini bilenler, kafasını çalıştıranlar, gemisini dağdan aşıranlar, değişenler, gelişenler(!), bu dünyaya yeniden mi geleceğim ve bu olanaklara yeniden mi kavuşacağım deyip ÇOK ÇALIŞIP(!), BOL BOLKÜPÜNÜ DOLDURANLAR cenahında…


Asgari ücretliler, sizin kazanç açısından yeni yıl için herhangi bir dilekte bulunmanıza gerek yok. Yeni yıl müjdesini ve armağanını baştaki hükümet daha yeni yıla girmeden sizlere bahşetti. Net 350 milyon liralık maaşınız, 2006 yılının ilk yarısı için 30 MİLYON LİRA ZAMLANDI ve 380 milyon lira oldu. Lütfen nankörlük yapıp ağlayıp sızlamayın!


Öyle simite çaya kafa takıp hesaplar yapmaya da kalkmayın, 30 milyon lira zam daha ne istiyorsunuz, mutlaka çay ve simit almanız gerekmiyor, istediğiniz her şeyi alabilirsiniz.


Sevgili memur ve emekli kardeşlerimiz, bakın sizin de önümüzde ki yıl konusunda şimdiden ağlayıp sızlamanız sanırız biraz kadir bilmezlik olur. İlk altı ay için yüzde 2,5 ikinci altı ay için yine yüzde 2,5 maaş zammı az mı?


Yok zam yüzde 2,5 değil daha fazla diye bağıranlar var galiba? Kardeşim olsun olsun hepsi toplam yüzde 10 olsun, bunun için mi zam daha fazla diye cıyak cıyak bağırıyorsunuz.  Ne keyif ama…Daha ne istiyorsunuz yüzde 10 zam…


Kardeşim sen de amma karamsar adamsın. Ülkede hiç mi iyi şeyler olmuyor, geleceğe dönük umut veren yatırım ve hükümet icraatları yok mu diyenleriniz olacak.


Özür dileriz, bakın birden AB’den müzakere tarihi almış olduğumuzu, daha doğrusu artık neredeyse Avrupalı olduğumuzu bir an için unutmuştuk.
15- 20 yıl ne ki, göz açıp kapayıncaya kadar geçer ve tam üye olarak AB’li oluruz.


Serbest dolaşım olmayacakmış, ucu açık bir anlaşmaymış, adamlar bizi bölüp parçalamanın neredeyse eşiğine gelmişler, ülke olarak her icraatımıza dışarıdan müdahale ediyorlarmış, Kıbrıs sofrasının başında iştahla bekliyorlarmış… Bunlar da öyle kafa takılacak ve önemli şeyler değilken, hala gelinen noktanın güzelliklerinin ayrımında değiliz. Olacak iş mi?


Genel medyada (ulusal değil) ünlü bir yazarımızın 2006’da ki derdi neymiş ve yıllık icraatı ne olacakmış biliyor musunuz? Bilmiyorsanız biz söyleyelim; vücudunda ki aşırı ve yağ kiloların, 20 kilosunu bir yıl içersinde, çeşitli sporlar yaparak atmakmış. Bu yıl ki tek hedefi bu imiş. Ne güzel değil mi?


Siz de, ülke meselelerini ve yeni yılla ilgili gözü yaşlı temennileri bir kenara bırakıp, kendinize yararlı olacak somut hedefler seçerek, soyut amaç ve  hedeflerden kendinizi uzak tutun lütfen!


Elbet bulunur kurtaracak bahtı kara maderini…


Takmayın kafanızı!…


burhanaozbey@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.