Sanat, Kültür, Dayanışma

Sanat, Kültür, Dayanışma

0
PAYLAŞ

1960lı yıllarda Lefkoşa’da ılık bir Aralık günü. Günlerden Pazar. Ev halkı hala hazırda islim üzerindeki gabiralıkta kızartılan nefis gabiralarını, hellim ve zeytinleri yeyip, Nestle kutu sütü katılmış çaylarını içmiş bulunmakta. (Burada, bilmeyenler için güzelim Kıbrıs Türkçemizin en sevdiğim kelimelerinden olan ‘gabira’nın ‘tost, kızartılmış ekmek’ anlamına geldiğini açıklamam gerekir). Herkes masadan kalkmadan gözlerini televizyonmuş gibi karşıdaki rafın üzerine oturtulmuş küçük radyoya dikmiş bekliyorlar. Birazdan Hüseyin Kanatlı’nın radyofonik sesi, başlamak üzere olan programın anonsunu yapıyor. Herkesin yüzünde mutlu bir gülümseme. Programın fon müziği, Kıbrıs Karşılama Havası ardından sabırsızlıkla beklenen program başlıyor.

İşte o yıllarda bizim ve her Kıbrıslıtürk ailenin Pazar sabahlarındaki meşguliyeti. Kadınlar bir an önce ev işlerini bitirir, biz öğrenciler bir gün sonra vermemiz gereken okul ödevlerimizi hazırlar, babalar, dedeler Girne Kapısındaki Efe’nin, Mulla Hasan’ın, Söğüt’ün kahvehaneye, veya diğer kahvehanelere gitmeyi birkaç saat erteler ve evlerin önemli noktalarına değerli bir mücevhermiş gibi yerleştirilen radyoların etrafında yerlerimizi alırdık. Sabırsızlıkla beklenen program ne miydi? Pek tabi ki Alikko ile Caher.
Alikko ile Caher serisinin yaratıcısı Kemal Tunç’u 2007 yılında kaybettik. Kıbrıstürk sanatının devlerinden birini kaybettik onun göçü ile. Caher rolünü sonradan üstlenmiş, ama uzun yıllar Caher rolü ile benimsenmiş Osman Balıkçıoğlu hala bugün, yıllar önce göç ettiği Londra’da sanata, Kıbrıstürk kültürüne hizmet etmeye devam ediyor. Osman Balıkçıoğlu, Devlet Tiyatrolarında hizmet verdikten sonra Londra’ya göç etti ve bu şehirde radyo programları ile, sahnelediği oyunlarla, yazdığı kitaplarla kültürümüzü canlı tutmaya devam ediyor.

Geçen gün, Sim TV’de, tiyatromuza çok büyük emekler veren bir başka tiyatrocu, Yaşar Ersoy’un yazıp yönettiği bir belgeselin üçüncü bölümünü izleme şansını yakaladım. Seksenli yıllarda devletin başındakilerin tiyatroya yönelik izlediği çağdışı, çirkin siyasetleri detaylı anlatıyordu program. Tiksinti ile izledim. Zaten sayın Balıkçıoğlu da ‘Özgür İkili’ kitabında Alikko ile Caher dizisine yönelik yasakçı, sansürcü zihniyeti tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyordu. Ama tüm yasaklamalara rağmen başaramadılar. Kültürümüzü bize unutturma, başka bir kültüre bizi asimile etme çabaları boşa gitti. Hala devam eden bu girişimlerine Kıbrıstürk halkı ısrarla direniyor.

Bunun bir örneğini geçtiğimiz Pazar gün Londra’da yaşadık. Yine Osman Balıkçıoğlu’nun çabaları ile Kıbrıs Türkçesi ile yazılmış ve ‘Kıbrıs Çeşitlemeleri’ isimli dört perdelik bir oyun izledik. Palmers Green’deki tiyatro salonunu iki kez dolduran bizler, sahnelenen oyunlarda aslında kendi yaşantılarımızı izledik. Karakterlerde kendimizi gördük. Kah güldük, kah düşündük, kah hüzünlendik. Ama en fazla gururlandık. Osman Balıkçıoğlu, Şadiye Balıkçıoğlu, Hüsnü Kişi, Ayhan Salih Korel, Artun Gökşan, Fatma Kemal gibi değerlerimiz olduğundan büyük gurur duyduk. Sanatın aslında sırf sanat için değil toplum için olduğunun da göstergesiydi bu etkinlik.

Son oyun bizi oldukça hüzünlendirdi. Kemal Tunç’u (Alikko’yu) anımsadık. Caher rolündeki Osman Balıkçıoğlu’nun gözlerinden akan gerçek yaşlar aslında hem Alikko hem de Kemal Tunç içindi. Salondaki birçok kimse de hem Tunç için, hem de ismini dahi söylemekten çekindiğimiz o amansız hastalığa kaybettikleri yakınları için gözyaşı döküyorlardı.
Yapılan etkinliğin gelirlerinin Kıbrıs Kanser Hastaları Derneğine bağışlanması güne, ve geceye ayrı bir anlam kattı. Dernek başkanı sayın Raziye Kocaismail’i, bu yorulmak bilmeyen toplum gönüllüsünü aramızda görmek güzeldi. Daima duyarsız diye suçladığımız halkımızın aslında ne kadar duyarlı olduklarının bir göstergesiydi bu. Yeter ki şeffaflık olsun. Yeter ki profesyonellik olsun, yeter ki sevgi, saygı olsun. Profesyonelliğin örneğini tüm organizede gördük. Alışageldiğimiz gibi değil de etkinliğin tam vaktinde başlaması, kadronun 5 aydan beri hazırlıklarını yapmış olmaları, görevlendirilen kişilerin işlerini düzenli yapmaları çok etkileyici idi. Şeffaflık örneğini sayın Balıkçıoğlu hemen ertesi gün gelirin, giderin ne olduğunu, Kanser Hastaları Derneğine katkının ne olacağını açıklamakla göstermiş oldu. Sevgi, saygı mı? Biz onları çok seviyor, ve sayıyoruz. Onlar bunu biliyorlar.

BİR CEVAP BIRAK

twenty − six =