SANATTAN… Hoşgeldin bebek

Nihayet, dünyanın en “güzel bebeği”nin fotoğraflarını gazetelerde gördük. Her gün gördüğümüz bebeklerden farklı  gözükmemesine rağmen, dünyaya geldikten sonra ikinci gününe basamayan yüzbinlerce bebekten farklı olduğu kesin. Çünkü o bebek, Brad Pitt ve Angelina Jolie’nin bebekleri. Tabloide göre, dünyanın en güzel erkeği ve kadınının bebeği. Adı, Shiloh.

Açlık, Aids, sıtma, baskıcı rejimler, bitmeyen iç savaşlar ve etnik kavgaların günlük yaşamın bir gerçeği olmasına rağmen, ‘Kara Kıta’nın, ancak üst düzeyde Batılı bir politikacının ya da Holywood yıldızlarının ziyareti sırasında Batı basınında haber olması artık kanıksandı.

Son bir aydır  Batıdan gelen güvenlik güçleri, 1.8 milyon nüfuslu küçük bir Afrika ülkesi olan Namibya’da olağanüstü hal ilan etti. Namibya’nın Batısında bulunan kıyı şeridi Langstrand tamamen kontrol altına alındı. Yöre halkı ve yabancıların bölgeye girmesi yasaklandı. Bölge üzerindeki hava sahası kapatıldı. Yabancı gazetecilerin ülkeye giriş ve çıkışları sınırlandı. ABD ya da İngiltere’nin Afrika ülkelerinde bu tür müdehalelerine de alıştığımız için bu önlemler, her zamanki “rutin”in bir parçası olarak görülebilir. Namibya’da yaşananlar gerçekte, yeni bir darbenin haberi değil, Brad  Pitt ve Angelina Jolie’nin bebeklerini dünyaya getirmek için Namibya’yı seçmelerinden doğan güvenlik önlemleriydi.

Her şey, basından izlediğimiz kadarıyla ünlü çiftin, ilk çocuklarının, ‘homo sapiens’ olarak insanın ilk filizlendiği topraklarda doğmasının çok özel bir deneyim olacağını düşünmesiyle başlamış. Namibya Başbakanı, çiftin bu isteğini, ülke turizmine katkı yapabileceği umuduyla kabul etti. Ünlülere karşı takıntısı olan toplumlarda altın değerinde olan bu haber, elbette paparazzileri çekecekti. Öylede oldu. Özellikle de ABD basını. Çiftin amacı, paparazzilerden uzakta, sakin bir havada doğum yapmak olduğu gibi, “exclusive” anlaşma yapılan yayın organı dışında, hiçbir yayının fotoğraf basmamasıydı elbette. Namibya hükümeti, ülkeye hangi yabancı gazetecinin girip girmeyeceği kararını Brad-Jolie çiftine bırakırarak bunu da garanti etti.. (‘The Independent’-28 Mayıs)

Çiftin “veto hakkı”nı, Namibya’nın Washington Konsolosluğu, Brad ve Angelina hikayesini almak üzere vize isteyen Amerikalı bir gazeteciye, ‘Brangelina’dan (tabloid gazetelerdeki adları) onaylanması gerektiği, aksi halde vize verilemeyeceğini bildirerek resmen kabul etti. Doğum öncesinde, istenmeyen bazı yabancı gazeteciler, ülkeden ayrılması konusunda uyarıldı, hatta tehdit edildi. Paparazzi avına çıkan Namibya polisi (ülkede başka sorun yokmuş gibi) ve özel korumalar, çiftin kaldığı yörede kapı kapı izinsiz aramalar yaptı. Namibya İnsan Hakları Örgütü, basın ve yöre halkı üzerindeki baskıyı kınadı.

Ünlülerin otel, tatil beldeleri, alışveriş merkezi, hatta ada kapattıkları sık sık duyulur ancak bir ülkeyi olduğu gibi kapatmaları şimdiye kadar duyulmamıştı. Namibya hükümetinin ‘Brangelina’ya tanıdığı bu yetkiyle birlikte, klasik sömürge döneminde, ancak kraliyet aileleri ya da sömürge valilerine tanınan hakların, bir Holywood çiftine verilmesine tanık olduk.  Böylece, ünlülerin Afrika’ya yaptıkları vicdan turları yeni bir boyuta girdi; “ünlü sömürgeciliği” .

Tony Blair 2001 İşçi Partisi Konferansı’nda yaptığı o ünlü konuşmada, bir başbakandan çok, elinde politik güç olmayan dini bir lideri andıran tonda, “Afrikanın durumu, dünyanın vicdanı üzerinde bir yaradır” diyordu. Gerçekte Afrika, Batının vicdanıdır. Batının iyileştirmesi gereken bir yara değil, tersine, Batıdaki yaraların unutulması istendiği zaman hatırlatılan bir yaradır. Bu nedenle, ne zaman iç ya da dış politikada bir çıkmaza girilse Afrika hatırlanır. Politikacılar, ünlüler birbirleriyle yarışır Afrikayı “kurtarmak” için.

Evet, hoşgeldin Shiloh, yaşamak sırası sende. Seni, neyin beklediği bilinmez ama, sıtmanın, açlığın, savaşların beklemediği kesin.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

nineteen + 1 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.