Savaş evrenseldir.

Savaşan taraflar birbirleri ile boğazlaşırken, dünyadaki gelişmelerden haberleri olmaz, savaşanların dışında strateji belirleyenler kanların üzerinden güç kavgasına tutuşurlar. Savaşlar masa başında ve de kapalı kapılar arkasında gizli görüşmeler ile sonuçlanır. Asker ya da kurşun atan biri neden savaştığını ve de neden savaşa son verildiğini ileride açıklanacak tarih yazmalarından öğrenecektir. Savaş büyük travma yaratır ve üzerine konuşmaktan insanlar kaçınır. Yüzleşmek acıdır ve kimse acı duymak istemez geçmiş yaşanmışlıklardan! Tarihi yazanlar savaşta çatışanlar değildir, çünkü çatışanlar anılarını yazarlar. Tarihi yazanlar savaşta yer almayan ama taraf olanlardır.


Savaş yaşayanlar savaşı bir daha istemezler, savaş görmemiş kuşaklar ise savaş için bir bahane ararlar, çünkü tarihler hep savaş kahramanları ile doludur. 


Savaş yeni bölüşmeler ve paylaşımlar demektir. Savaşta karlı çıkan savaşa gitmeden savaş üzerinden para kazananlar ve kahraman olmak isteyen masa başında savaşı yönetenlerdir. Savaş orduların varlık sebebidir, ordular ise üreten değil, tüketen konumundadır. Tüketimin haklı olduğunu göstermek için savaş gereklidir. Her savaş ordu içinde yapılanmayı değiştirir, her savaş sonrası yeni ordular yaratılır. Savaş haklı ya da haksız ayırmaz, yok eder.


Irak savaşı ya da işgali göstermiştir ki, şu anda mağaza önlerinde bekleyen özel güvenlikçiler savaş sırasında savaşta kurşun atan taraf olacaktır. Amerikan ordusu savaşmayı bu özel güvenlikçilere havale etmiştir, o yüzden Irak işgali sırasında ölen Amerikan asker sayısı kağıt üzerinde azdır, ölenler genelde özel güvenlik elemanı olduğundan istatistiklere takılmazlar!


Gürcistan siyasi sınırları içinde başlayan bombalamalar balkanlarda yaşananlardan ne farkı var? Savaşta taraf olmak zorunda mıyız? Yugoslavya parçalanması yıllarında nasıl bir tavır almıştık? Soykırımlar, katliamlar yapanlar ve ölenler şimdi tarih sayfalarında nasıl anlatılıyor? Bunları düşündük mü?


Son çatışmalar sırasında ilk günde 1500'e yakın insan ölmüştür, diğer canlılar buna dahil değildir. Orada ölenlerin gelecek düşleri, yaşadıkları aşklar, ayrılıklar, duygular yoktur. Ölenler birer rakamdır ve insanın adı yoktur.  Savaş geçmişte biriktirdiğimiz tüm değerlerin yok olmasıdır.


Savaşın korkunçluğunu ekranlara yansıyan görüntülerden izlerken bir Hollywood filmine bakar gibi bakar olduk, hatta ölümlerde ekran önünde taraf bile olduk. Savaşa haklı ya da haksız diye bakar olduk. Eğer savaşta haklı ya da haksız diye bakarsak o andan itibaren taraf olmuş ve savaşa katılmışız anlamına gelir ki, savaş benliğin ve insanlık birikimin yok olmasıdır, ölümleri normal karşılar oluruz. Bir yakınımız ölene kadar! Ateş düştüğü yeri yakar derler ya, savaş işte düştüğü yeri yok eder!


Savaşa hazırlık anlamına gelen örgütlenmeler ve iktidar kavgası bugünümüzü ve geleceğimizi karartırken, geçmişi de karanlıklar içinde bırakır. Karanlığı aydınlatacak olan şey savaş tamtamları dışında evrensel birikimlerin ışığı altında bakmaktan geçer.


Olan ve gelmekte olan savaşlara karşı durmak demek, kendine sahip çıkmaktır. Savaş geleceğimizi elimizden alır. Bütün ütopyaların ve tasarımların yok olmasıdır. Savaş insanlığın içindeki kanserdir. Savaş nerede olursa olsun, insanlık ve evren etkilenir. Savaşta sadece insan ölmez, o alanda ve diğer coğrafyaları da etkileyen değişimler olur. Savaş evrenseldir, savaşa karşı duruşta evrensel olmalıdır.



http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

five × 1 =