Savaşı kim ister?

Savaş çığlıkları tamtam sesleri eşliğinde gökyüzüne bırakılan dumanlar ile geliyor. Yüzlere sürülen boyalar, savaş provaları ile savaş kapımızın önüne kadar gelmiş durumdadır. Savaşsız ve kavgasız bir yüzyıl geçirdik mi?


Savaş seslerini duyan karşı tarafta savaş için hazırlıklarını yapar, savaş taraftarlar arasında olur. Taraflar savaşmaya hazır olduğunda o tarafları oluşturan halkada yalanlar söylenerek savaşa hazırlanır. Savaş çatışma demektir ve çatışma içinde halk gereklidir. Birbirini tanımayan insanların vahşice birbirini öldürmesi demektir. Bir insan durduk yere başka insanı öldürdüğü duruma savaş denir.


Savaşı halk ister mi? elbette hiçbir halk savaş istemez, çünkü savaş yoksulluk demektir. O güne kadar yapmış olduğu birikimin yok olması demektir. Savaş vahşiliktir.


Savaşlar gelmeden önce yalanları ortaya yayılır, o güne kadar yan yana yaşadığı ve bir arada yaşadığı komşusu ile ölüm kalım mücadelesine girer ve neden girdiğini dahi bilmeden bir düdük çalar ve bir anda savaş biter. Eskisi gibi olması beklenmez, çünkü savaş yıkmıştır, yok etmiştir. Savaşı ortaya çıkaran sebepler ve savaşı aynı nedenlerle ortadan kaldıran nedenler göstermelik olarak ve yalanlar eşliğinde açıklanır. Her savaşın iki kahramanı olur. İki kahramanda birbirine karşı savaşmıştır. Savaş kahramanlıklara ihtiyaç duyar ve her destan kahramanlar üzerine kurulur.  Bir ülkede kahraman varsa eğer orada savaş var demektir, çünkü barış koşulları içinde kahraman olunmaz!


Savaş çığlıkları atanlar teknolojiyi de kullanarak artık komşularını değil, hiç yüzlerini ve seslerini duymadıkları insanların üzerine de çılgınca saldırabiliyorlar. Savaşlar için yeni tanrıların oluşmasına izin veriliyor, çünkü savaşa gidenlere tanrıların sözü armağan edilir. Savaşan taraflar birbirlerini nasıl tanımlarlar?


Savaşta yaşayan çocuklar üzerine yapılan bir çalışmada, çocuklara yaşıtlarını çizmeleri söylenmiş, çocuklar ellerinde silahlar ile çizmişler, peki düşmanı çiz dediklerinde gökten yağan bombaları çizmişler, günümüzde düşman gökyüzünden yağan bir bombadır.  Savaş çocuklarında hayal dünyasını ortadan kaldırıyor.


Savaş çığlıklarının kulaklarımızı sağır ettiği koşullarda, savaşın da dışında yaşamın olacağını düşünemeyiz, çünkü savaş yaşamı belirler. Yaşam ölüm ile ince bir çizgidir. Her savaşın adı vardır, fakat her barış sürecin neden adı olmaz?


Savaş çığlıklarını atanlar halklar değildir, o işten nemalanlardır. Tarihe kahraman olmak isteyenlerin çığlığıdır belki. Savaş içinde erki elinde tutan, dünyayı işgal edilmesi yer olarak görür. Savaş önce kafalarda başlar, sonra masa başında, yalanlar ile halkta arkasından sürüklenir. Hiç duydunuz mu savaş açalım mı diye halka referandum yapan bir lideri. Liderler halkı savaş yönünde eğitendir, çünkü lider kahraman olmak ister.


Savaş tamtamları başladığında suçuna ortak etmek için başka liderlerde aranır, o liderler de kendi ülkelerinde güçsüzlüklerini ve başarısızlıklarını savaş örtüsüyle örtmek isteyendir. Güçlü liderin yanında savaşa girenler hep gölgede kalmış ama kendi çevresinde kahraman olanlardır. Savaşı gerçekten kim ister?


İnsanların geninde savaş DNA'ları var olduğu söylenir, fakat yapılan çalışmalar göstermiş ki, ilkel insanlar yani henüz bitkileri kontrol edemeyen avcı topluluklarda savaşmak güdüleri yokmuş insanların. Savaş aynı cinsler arasında olur.  İlkel insan savaşması beklenen yerde sevişirmiş, bu suretle savaşacak konu bırakmazmış ortada!


Günümüzde sevişme yerini hiç tanımadığı birini öldürme almıştır. Teknoloji ilerledikçe ölümler bir oyun içinde ölen çizgiler gibi algılanmaya başlandı. Çocuğunu okula gönderen bir baba aynı zamanda hiç görmediği bir ülkede çocukları öldürmektedir.  Ona o yetkiyi verende bellidir! 


Savaşı haklar ister mi?


http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

one × 3 =