Sebzede tanzim satışa nasıl gelindi

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – 2004 yılından bu yana tarım alanlarında Belçika’nın yüzölçümünden fazla azalma meydana gelirken, bugün tanzim satış noktalarında tüketiciye ulaştırılmaya çalışılan ürünlerin ekim alanları da azaldı…

Birçok tarım ürününde dünyanın önde gelen üreticilerinden biri olan Türkiye son günlerde sebze fiyatlarındaki önlenemez yükselişi tartışıyor. Yüksek girdiler, plansız tarım politikası ve iklim değişikliğinin vurduğu üreticiler ayakta kalma mücadelesi verirken hükümet enflasyonu yükselten sebze fiyatlarını düşürmenin yolunu Tanzim Satış Noktaları açarak enflasyonun ateşini düşürmeye çalışıyor. Eskilerin “zerzevat” olarak andığı sebze fiyatlarındaki olağanüstü artışın nedenlerine ilişkin bir değerlendirme yapan Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO), Türk çiftçisinin 2004 yılından bu yana kar edemediği üretimden çekildiğine dikkat çekerek, “2004 yılından bugüne kadar tarım alanımız 3.4 milyon hektar azalmıştır. Bu alan Belçika’nın yüzölçümünden fazla bir alana karşılık gelmektedir. Çiftçinin üretimden vazgeçmesinin en önemli nedeni girdi fiyatlarındaki artışın, ürün fiyatlarının çok üzerinde artması ve kâr edemeyişidir. Gıda fiyatlarının artışı ile ilgili olarak yapılması gereken, öncelikle sorunun doğru olarak saptanıp, bu sorunu giderici, kalıcı çözümlerin üretilmesi, üretim artışını sağlayacak, çiftçilerin karlı bir üretim yapmasını mümkün kılacak politikaların gecikmeksizin uygulamaya konulmasıdır” çağrısında bulundu.

Sebze fiyatlarındaki artışı önleyemeyen hükümet, belediyeler eliyle tanzim satış noktaları açarak yükselen enflasyonun ateşini düşürmeye çalışıyor. Ancak üreticiler ve konunun uzmanlarının görüşü tanzim satış noktalarının sebze fiyatlarının normalleşmesine kalıcı bir çözüm sağlamayacağı yönünde. Çünkü hatalı tarım politikalarıyla üretimden soğuyan üreticiler toprağı birer birer terk ediyor ve Türkiye bir zamanlar dünyada öne çıktığı tarım ürünlerinde net ithalatçı konumuna düşüyor. Tarımın kanayan yarası haline gelen yapısal sorunlar çözülmeden kısa vadeli ve popülist çözümler aranması sonuç getirmeyecek.

Yüksek enflasyon yüzünden günah keçisi ilan edilen gıda fiyatlarına ilişkin bir değerlendirme yapan Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO), sorunun gerçek nedenlerinin ortadan kaldırması yerine, enflasyon oranının düşük çıkması için geçici çözümlerden sonuç alınmaya çalışıldığını açıkladı. Yıllardır üretimin artırılması, bunun için de girdi fiyatlarının azaltılarak çiftçinin karlı üretim yapabilmesinin sağlanması önerilerinin dikkate alınmadığına işaret edilen ZMO’nun açıklamasında, ithalat kolaycılığına dayalı popülist politikalar tercih edildiği kaydedildi.

Son gelinen noktada soğan depolarının basılmasının da çözüm olmamasıyla belediyeler eliyle maliyetine tanzim satış uygulamasına başlandığına dikkat çekilen açıklamada, öncelikli sorunun çiftçinin karlı üretim yapamaması nedeniyle üretimden vazgeçmesi olduğu vurgulanarak şöyle denildi:

2004 yılından bugüne kadar tarım alanımız 3.4 milyon hektar azalmıştır. Bu alan Belçika’nın yüzölçümünden fazla bir alana karşılık gelmektedir. Üretim yapılan alanlar ve buna bağlı olarak üretim miktarımız da gün geçtikçe azalmaktadır. Söz konusu ürünlerin ekim alanlarına incelendiğinde, bu durum açıklıkla görülmektedir. Biber, domates, salatalık, ıspanak, patlıcan, soğan ve patates piyasa fiyatlarının düşürülmesi amacıyla belediyelerin açtıkları tanzim satış noktalarında satışa sunuldu. Bu yöntemle çözüm yolu aramak sadece günübirlik bir rahatlamaktan öteye gitmeyecektir.

Son on yılda ekim alanlarına bakıldığında, sadece salçalık biber ekim alanlarında bir artış olduğu, diğer ürünlerin ekim alanlarında azalış olduğu görülmektedir. Konunun üretim boyutuna bakılacak olunursa, karşımıza aşağıdaki tablo çıkmaktadır.

Son on yıldaki üretim miktarına bakıldığında, ekim yapılan alanın azalmasına karşın, üretimde bir miktar artış meydana geldiği görülmektedir. İstatistiki verinin doğruluğu tartışmasına girmeden, artışın verim artışından kaynaklandığı kabul edildiğinde, bu sonuçlar halkımızın gıda ihtiyacının karşılanması açısından olumlu olarak değerlendirilebilir. Ancak bu saptamanın isabeti, aynı dönemdeki ülke nüfusu ve kişi başına düşen üretim miktarının dikkate alınmasını gerektirmektedir.”

Son on yılda salçalık biber, sivri biber, sofralık domates dışındaki ürünlerin kişi başı üretiminde azalma olduğu belirtilen açıklamada, “Bu veriler incelerken ülkemizde bulunan 4 milyona yakın Suriyeli mülteci de dikkate alınırsa, üretimimizin, kişi başına düşen üretim miktarının yıllar içinde görülenden daha fazla azaldığı daha iyi anlaşılacaktır. Bu veriler tanzim satış yoluyla ürün fiyatlarında kısa bir süre düşüş yaşansa da, üretimimizi artırmadığımız, çiftçimizi üretim süreçlerine sokamadığımız sürece sorunların artarak devam edeceğidir. Çiftçinin üretimden vazgeçmesinin en önemli nedeni girdi fiyatlarındaki artışın, ürün fiyatlarının çok üzerinde artması ve kâr edemeyişidir” denildi.

Ürün fiyatlarının daha iyi anlaşılabilmesi için 2009 yılı baz alınarak yıllık enflasyona bakılması gerektiğine işaret edilen ZMO’nun açıklamasında, şu ifadelere yer verildi: “2009 yılı 100 baz kabul edildiğinde, enflasyon 2017 yılında 192’ye ulaşmaktadır. Bu değerin altında kalan her türlü ürün fiyatı, çiftçinin enflasyon karşısında reel olarak zarar ettiğini göstermektedir. Çizelge incelendiğinde görüleceği üzere, ürünlerin tümünün fiyatı enflasyon artışının gerisinde kalmıştır.

Gıda fiyatlarının artışı ile ilgili olarak yapılması gereken, öncelikle sorunun doğru olarak saptanıp, bu sorunu giderici, kalıcı çözümlerin üretilmesi, üretim artışını sağlayacak, çiftçilerin karlı bir üretim yapmasını mümkün kılacak politikaların gecikmeksizin uygulamaya konulmasıdır. Bu politikaların uygulanmaması, son yıllarda sıklıkla karşılaştığımız hortum, fırtına, sel gibi doğal afetlerin de etkisiyle ürün fiyatlarında daha fazla bir artışa yol açacaktır.”

Ziraat Mühendisleri Odası’nın TÜİK verilerine dayanarak hazırladığı çizelgeye göre Türkiye’nin ekilebilir tarım alanlarında 2004 yılından bu yana 3.393.232 hektarlık azalma meydana geldi. Buna göre 2004 yılında 26.593.178 hektar olan ekili tarım arazisi, 2018’de 23.199.946 hektara geriledi.

Öte yandan bugün tanzim satışına konu olan ürünlerin ekim alanlarında da önemli azalmalar meydana geldiği kaydedilen ZMO’nun çizelgesine göre 2009’da 142.874 hektar alanda patates üretilen Türkiye’de bu rakam 2018’de 135.937 hektara geriledi. 2009-2018 arasında kuru soğanın ekim alanında 8 bin, sofralık domateste 9 bin, patlıcanda 7 bin, salatalıkta 4 bin, ıspanakta 3 bin sivri biberde ise ortalama bin hektarlık azalma meydana geldi. 2009-2018 yılları arasındaki kişi başına düşen sebze tüketim oranları da sofralık domates ve biber dışında önemli ölçüde düştü.

Önceki haberAntalya’da 5 yılda 70 kent hakkı ihlali!
Sonraki haber300 Dolarlık mermer için 30 bin ağacı kesecekler!
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.