İNGİLTERE… Seçim bitti. Ya sonrası?

Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına ciddi bir rakip olarak çıkan ve Cumhuriyet Halk Partili seçmenleri seferber etmeyi başaran Muharrem İnce,  topu topu yüzde 30’un biraz üstünde oy alırken, Recep Tayyip Erdoğan, yüzde 52,3 oranında oy topladı.Adayı ilk turda cumhurbaşkanı seçilen Adalet ve Kalkınma Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi’yle yaptığı ittifak sayesinde parlamentoda da çoğunluğu ele geçirdi. Yüzde 11 oranında oy alarak herkesi şaşırtan MHP, sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan için vazgeçilmez bir ortak olmayı başarmakla kalmadı, ülke siyasetinde de kilit önemde bir güç haline geldi.

Yenilgiyi ve seçim sonuçlarını kabul eden Muharrem İnce, “ilan edilme biçiminden sonuçlarının açıklanmasına kadar her şeyiyle adaletsiz” diye nitelediği  oylama ardından uygulamaya giren yeni rejimin, tek bir kişinin yürütme, yasama ve yargıyı kontrol etmesi anlamına geldiğine dikkat çekti ve Türkiye’nin demokratik değerlerle bağını kopardığını söyledi.

Türkiye, 24 Haziran seçim sonuçlarıyla, zaten geniş yetkiler kullanan cumhurbaşkanını, tek adam statüsüne yükseltmiş oldu.

Böylece, siyasi İslamın ülkede gücü pekişmekle kalmadı, katı milliyetçi MHP de temel iç ve dış politika konularında söz sahibi oldu.

Demokratik hak ve özgürlüklerin ciddi darbe aldığı bu seçimin derin hayal kırıklığına uğrattığı kitlelerde, umutsuzluk hatta yılgınlık hissedilmesi şaşırtıcı değil.

Ancak kampanya sırasında tanık olunan çoşkulu katılım ve yüksek oy kullanma oranı dikkate alındığında, iyimser olmamızı sağlayacak nedenler de var. Son haftalarda tanık olunanlar, ülkede demokratik güçlerin, tek başına iktidara gelecek sayıya ulaşamasalar da kayda değer bir varlığa sahip olduğunu gösterdi. Türkiye de hala temel hak ve özgürlükleri savunacak yeterli sayıda insan var.Seçim zaferi, iktidarlara verilen açık çek değil.

Nitekim, Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin umduğu başarıyı gösteremediğini ifade etti; vatandaşın verdiği mesajın alındığını ve kampanya sırasında yapılan vaatlerin en kısa zamanda hayata geçirileceğini belirtti.

Recep Tayyip Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma Partisi, hatalardan ders çıkarmayı iyi biliyor. Geçmişte oy kaybına uğradıkları seçimler ardından hızla taktik değiştirdiklerine tanık olduk.

Pragmatizm, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en belirgin liderlik özelliği.

Ana muhalefet partisi CHP ise hep, başarısızlıklarına rasyonel bahaneler bulma eğiliminde olageldi.

Ölçülü bir popülist söylemle etkili bir kampanya yürüten Muharrem İnce, yenilgide vekarını korudu. Ancak ağırbaşlılık ve olgunluk artık iyi lider olmaya yetmiyor.

Muharrem İnce, büyük olasılıkla partisinin liderliğine yeniden talip olacak. Cumhuriyet Halk Partisinin bu seçimden sonra aynı lider kadrosuyla yola devam etmesi düşünülemez hale geldi.

İnce, seçim kampanyası sırasında çok defalar medya üzerindeki baskılara dikkat çekti, ifade özgürlüğüne önem verdi, kendisini desteklemeyen, eleştirel gazetecilere de açık olacağını söyledi.

Oysa, seçim ardından basının önüne çıktığı ilk gün, TRT çalışanını basın toplantısının yapıldığı salondan çıkardı.

TRT’nin kamu yayıncılığı yapmadığına, seçimlerde de hakkaniyetsiz, partizan ve meslek etiğini ayaklar altına alan bir tutum sergilediğine kuşku yok. Ancak, TRT muhabirini dışarı atmak, İnce’ye basın özgürlüğü konusunda ciddi puan kaybettirdi.

Kamuoyunun gözlerinden uzak, saatlerce sessiz kaldığı seçim sonrası süre içinde, kendisine yakın bulduğu bir gazeteciye gönderdiği Whatsapp mesajının yayılması ise, kendisinin de kabul ettiği gibi ciddi bir hataydı.

Muharrem İnce, medya ile ilişkilerini yeniden değerlendiredursun, Türkiye’nin en saygın ve çilekeş gazetecilerinden Ahmet Şık, HDP’den İstanbul milletvekili seçildi.

Devlet sırlarını ifşa ettiği suçlamasıyla bir yıldan uzun süredir hapiste olan Enis Berbeoğlu’nun ve tutuklu gazetecilerin her zaman yanında yer alan Eskişehir milletvekili eski meslektaşımız Utku Çakırözer’in  de CHP sıralarında yeniden yerlerini alacak olmaları, son seçimin bir kaç olumlu sonucundan biri.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

11 − nine =