İNGİLTERE… Seçimler ve biz

Arkadaşlar arasında konuşuyoruz. Sıra yaklaşan seçimlere geldi. Tartışmaları dinlemeyen, telefonu ile meşgul arkadaşa sordum. “Sen ne diyorsun bu seçimler hakkında? Oyunu kime vereceksin? Düşünmeden cevabı yapıştırdı: “Mustafa Akıncı’ya tabi”.

Herkes gülüşürken beni derin bir hüzün sardı. Devamlı yazar, söylerim, bedenen burada, kafalar Kıbrıs’ta diye. Maalesef bu tür insanımız bolca bulunmakta. Bahsettiğim arkadaşın Kıbrıs’ta seçme hakkı var. Niye sorusunu sormayın bana.

Kıbrıs’ta seçme ve seçilme hakkı elde edebilmek için didinip duran insanlarımız yaşadıkları ülkede olup bitenden birhaber. Seçim deyince 6 ay sonra KKTC’de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimine gidiyor akılları.

12 Aralık 2019 tarihinde yapılacak Genel Seçim, Birleşik Krallık’ta 2010 yılından buyana dördüncü seçim olacak. Her beş yılda bir yapılması gereken seçim 9 yılda 4’üncü kez gerçekleşmek üzere. 

Seçmen, seçimlerden, genel siyasetten ve özellikle Brexit tartışmalarından artık gına getirmiş durumda. 1 milyona yakın henüz seçim kaydı yaptırmayan seçmen bulunmakta. Hatırı sayılır bir nüfus seçimde oy kullanmayacağını dile getiriyor.

Emin olabilirsiniz ki bu rakamın içerisinde Türkçe konuşan büyük bir kitle bulunmaktadır. Türkiye’deki seçim veya referandumlarda oy kullanmak için Olympia Salonunun önünde uzun kuyruklar oluşturanlar da büyük bir ihtimalle 12 Aralık seçimi için kayıtlarını yaptırmayanlar arasında.

Son yıllarda, özellikle Muhafazakar Partinin 2010 yılında iktidara gelmesiyle siyaset ve siyasetçilere karşı büyük bir antipati oluştu. 

Demokrasiler için oldukça büyük bir tehlike arz eden bu durumdan en fazla nemalanan aşırı sağ, ırkçı gruplar olur her zaman. Nitekim Birleşik Krallık’ta Nisan 2019 yılında kurulan Brexit Party, Mayıs 2019 tarihinde yapılan Avrupa Birliği seçimlerinde İşçi ve Muhafazakar Partilerden sonra üçüncü parti olarak çıkmayı başardı. 

Avrupa Birliği seçimleri Brexit, yani Avrupa Birliğinden çıkma kararı alan Birleşik Krallık için pek de önemli bir seçim olarak görülmese de Brexit Partinin bu başarısı bakımından çok önemli bir dönüm noktası olarak düşünülmektedir.

Kimbilir, belki de ilk kez yaşırı sağ yeni Britanya Parlementosunda etkileyici bir konumda olabilir. Bunun da en büyük sorumlusu muhakkak dokuz yıldır iktidarda olan Muhafazakar Parti, ve özellikle hiç gereği yokken ülkenin değil, partisinin çıkarları için Avrupa Birliği Referandumunu yaptıran David Cameron olacaktır. 

Cameron bu kararından ne kadar pişman olduğunu geçenlerde açıkladı. Ne kadar da birçokları bunu yeni yayınlanan kitabının satışını etkilemek için söylediğine inansa da. 

Bana göre yaklaşan seçimin tek umutlu olmamız gereken tarafı, seçim kararı ve tarihi açıklandıktan sonra yüzbinlerce çoğu genç kişinin kayıt yapması. Belki de referandum sonucunda Brexit çıkmasının en önemli nedeni yeteri kadar genç kişinin referandumda oy kullanmaması idi. 

Yaklaşan seçim Türkçe konuşan toplumlarımız açısından önemli bir seçim. İlk kez bir toplum ferdimiz büyük bir ihtimalle Britanya Parlementosunda milletvekili olacak.

Şu an Hackney Belediyesinde Belediye Başkan Yardımcısı olan Feryal Demirci, kazanma şansı çok yüksek olan Kuzey Enfield bölgesinde İşçi Partisinden aday olmayı başardı.  

Demirci’nin bu başarısı muhakkak ki o bölgede oldukça kısa bir sürede politik nüfuz sahibi olan Alevi toplumu sayesinde gerçekleşti. Bu bakımdan bunu o toplumun bir başarısı olarak görmek mümkündür.

Ancak Demirci Parlementoya girmeyi başarırsa onu tüm Türkçe konuşan toplumun temsilcisi olarak görmek çok yanlış, ve bu kişi için büyük bir haksızlık olur. Feryal Demirci seçildiği takdirde Parlementoda sadece seçildiği bölgenin tüm halkının temsilcisi olacaktır. 

Bilgisini ve deneyimini kullanarak toplumu için önemli yaptırımlarda öncelik yapmasını beklemek başka, onu toplumun temsilcisi olarak görmek tamamıyle başka birşeydir. 

Öte yandan Chipping Barnet Muhafazakar Parti adayı, Britanya Kıbrıs Türk Cemiyeti /British Turkish Cypriot Association) isimli bir dernek tarafından “Türk Düşmanı” olarak damgalanıp seçimde kazanması engellenmeye çalışılıyor.

Villier’in kazanmasını birçokları gibi ben de istemem. Ancak bunun nedeni “Türk düşmanı” olduğu için değil. Bağlı bulunduğu partiyi desteklemediğimdendir. Tıpkı Feryal Demirci Nuhafazakar Parti adayı olsaydı onun kazanmasını istemeyeceğim gibi. 

Adayları toplumumuzu en çok ilgilendiren eğitim gibi sorunlarımızla, çevre ile ilgili konularla ne kadar ilgilenip yardımcı oldukları için değil, “Türk düşmanı” gördükleri için öcü ilan emek bazı toplum fertlerimizin ne kadar bulundukları ülkeye entegre olamadıklarının bir başka göstergesidir.

Belki de bu dernek Boris Johnson’u damarlarında Türk kanı olduğu için desteklemektedir. Ali Kemal’ın torun çocuğunun ırkçılığı, prensipsizliği, beceriksizliği, partisini ılımlı kişilerden temizlemesi, Farage gibi bir parti lideri ile muhtemelen yatağa girmeye hazırlanması onlar için belki de önemsiz ayrıntılardır.

Brexit kararından sonra ülkede ırkçı saldırılar, nefret suçları büyük ölçüde artmış bulunmaktadır. Brexit, Boris Johnson, Farage gibilerinin yalanları sonucu alınan bir karardır. Bu vahim kararı değiştirmek için bu seçimde yer alıp ya Brexit kararını ortadan kaldırmayı, ya da ikinci bir referandum yapmayı planlayan partilere oy vermemiz gerekir.

Özellikle Brexitten en fazla etkilenecek olan genç kuşaklar eğer bu seçime kitleler halinde katılmazlarsa ve seçim sonucu doğru bir şekilde etkilemezlerse hiç konuşma, şikayet etme hakları olmayacak.   

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.