Şefika Kutluer Festivali sona erdi

Şefika Kutluer Festivali sona erdi

0
PAYLAŞ
İsmail Bayer
İsmail Bayer
İSMAİL BAYER – Her güzel şey gibi sona erdi. 8.Uluslararası Şefika Kutluer Festivali, 1 Aralık 2017 de Ankara’da başladı ve yedi ayrı etkinlik ile 20 Aralık 2017’de sona erdi. Sona erdi yaklaşımı belki de bir yanlışlık, ara verdi demek daha uygun sanırım. Çünki, 9.Festival’in hazırlıkları da başladı.
Geçen haftaya dönelim. Sahne ışıl ışıl. Hemen aklınıza, bir mücevher sergisimi ne düşüncesi takılıyor. Dört yaylı saz, kemanlar ve bir çello. İlk kez gördüğüm, sanırım bir başka örneği ya da çeşitlemesi de olmayan bir enstrümanlar birlikteliği. Mücevher gibi enstrümanlar.
Biz kehribar diyoruz, onlar ise “Amber” diyorlar. Baltık kıyılarının ve ormanlarının sıcak esintilerini taşıyor gibiler. Baltık kıyısında ki ülkelere gittiğimde, bu gerçeklikle kerşılaşmış, doya doya seyretmiştim. Bir doğa mucizesi, yıllar içinde değil asırlar içinde oluşuyor. Orman da o yöreye has ağaçların, belli belirsiz sızdırdığı sakızlar, toprak içinde yıllarca kalarak, sarı ile kahverengi arasında, sayısız tonlarda, adeta kapalı bir mücevher oluşturuyorlar. Ustalar da bu güzelliği, bize sunuyorlar.
Bu kez, bu mücevherlere enstrümanlar sahiplenmiş. Amber ile kaplanmış ve sahnede ışıl ışıl, bir müzede sergiye çıkarılmış gibi. Özel olarak yapılmış, bir başka eşi ya da örneği de yok. Ve sonra onlara yayları ile dokunarak bize güzel tınıları ulaştıracak olan, “AMBER QUAERTED”, LİTVANYA’dan gelen müzisyenler.
Program da ilginç, asırlık mücevherlerden oluşan yaylılar, bizlere Bach’ı da, Trzaskwski’yi de getiriyorlar, geçen yüz yıllardan, ayrıca anılarımızı da tazeliyorlar. Pink Floyd, Chick Korea, Frank Sinatra, Sting, The Beatles’ın tınıları, bu kez bize bu mücevher enstrümanlarla ulaştırılıyor. Değişik ülkeleri, değişik müzikleri ile gezerken, yaylılardan ulaşan tınılarla, tarihsel ve coğrafi bir yolculuk yapıyoruz.
Bitmedi. Bu mücevherlere, bir de altın flüt eklendi. Sahne de ışıltılar farklı ama, değişik tınılarla bir zenginlik ve yolculuk sürüyor. Şefika Kutluer’in altın flütü de katlınca, Piazzola’nın tınılarıyla yolculuğumuzu okyanıs ötesine bile taşıdık. Baltık kıyılarından nerelere uzandık.
AMBER QUARTED (LİTVANYA) & ŞEFİKA KUTLUER, bizlere mücevherler buluşması ötesinde, tınıların mücevherlerini de ulaştırmış oluyorlar. Festivalde değişik bir akşam, değişik bir başka şölen. Bunu özellikle yapıyorlar herhalde, her yıl bir anlamda farklılıklar tanışması da gerçekleşmiş oluyor.
Ve faklı bir başka akşam.
Okyanus’un Avrupa kıyısından, Portekiz’den gelenler de var. Festival’in bu yıl son konseri de, Cuma akşamı gerçekleşti.
Ancak konser öncesi, farklı bir sunumu da belirtmeden geçmeyelim. Çünkü Festival’in bütünlüğünü ve özelliğini tam aktaramamış oluruz.
Bu kez, geçtiğimiz yıllarda da olduğu gibi bir söyleşi var. Araştırma, birikim ve deneyimlarini yoğurarak, bize görsel bir şölen içinde aktaran, Refik Kutluer var sahne de. Bağırarak değil, yumuşak bir ses tonu ile bizleri uyarıyor, farkındamısınız diyor. Rahatsız etmek istemiyor ama, rahatsız da oluyoruz doğrusu. Bu hazinelerimize, geçmişimize, ülkemize, tarihine, coğrafyasına, yeterince sahip çıkmamaktan, sahiplenmemekten, paylaşarak aktarmamaktan. “KORUMAK İÇİN TANIMAK LAZIM 2” sunumu, bizi derin düşüncelere daldırıyor doğrusu.
Bu sunumdan sonra başlıyor konser. Sahnede üç müzisyen. Portekiz gitarı, klasik gitar ve saksafon. Üçlü içinde, önce saksafon adeta solo yapar gibi, bizleri okyanus kıyılarına taşıyor. Birazdan Portekiz’den gelecek sese hazırlıyor adeta.
Ve bize ulaşan bir ses geliyor önce, derinden, yanık, buruk, buğulu, acılı, ama dirençli bir ses, bir kadın sesi. Sızlanma yok, kaderine razı olmak da yok. Yakınmasını iletiyor, özlemini, aşkını dillendiriyor. Cesaretle ve yüksek sesle. Duyun der gibi. Sahneye geliyor CLAUDIA MADUR. Evet bir “FADO” konserindeyiz.
Sahnede üç sanatçı var ama, enstrümanlar şarkılara göre değişiyor. Piyano ve bass da ekleniyor bazen. Bu bir Portekiz yolculuğu değil sadece.
Claudıa Madur’un sesi, Fado kalıplarına öylesine bir uyum içinde ki, biz dalgalar halinde, bir Okyanus’a çekiyor, bir karaya vurduruyor adeta. Sahilde, tedirgin, özlem ile bekleyen kadınların, saklanan gözyaşlarının içinden çıkartıp, güneşe el sallar gibi, gelenleri görünce ayağa da kaldırıyor.
Hüzün, elbette ağırlıklı Fado’da. Ancak öylesine bir program yapmış ki, bir kaç neşeli şarkı da, el çırparak deniz kıyısına, onların yanına gitme isteği de doğuyor.
Ve Fado’ya başka bir tını. Şefika Kutluer sahnede. O da Portekiz de şimdi, nefesi ile flütünden okyanusa sesleniyor adeta. Kadınların tedirgin bekleyişlerine flütü ile eşlik ediyor. Deniz de, onlara sesleniyor. Okyanus da nereye kadar ulaşabiliyor acaba bu tınılar, bu sesler. Ankara’ya kadar geldiyse, Ankara’dan da çıkıyorsa, katılınılıyorsa, dünyayı da geziyor demektir. Asıl yerinde, okyanusda dalgalarla beraber, bir başka tını oluşuyor herhalde.
Claudıa Madur yeniden sahneye dönüyor. Daha söyleyecekleri var. Okyanus’a iletecekleri var.
Fado’yu, Endülüs’ün sesinden ayrı dinlemek ve değerlendirmek gerekiyor. Okyanus kıyısında uzanan Portekiz’in iç sesi, ona özgü bir tını ve deyiş zenginliği bence.
Hep içimde bir özlemdir. Bir sonbahar akşamı, Okyanus kıyısında hala bekleyen kadınlar olmayabilir ama, bu tınılarla Okyanus’a selam gönderme hep devam ediyor nasıl olsa. Bir Fado rüzgarına kaptırıp gideriz kendimizi, neden olmasın. Kısmet diyelim.
7.Uluslararası Şefika Kutluer Festivali programı içinde de, Portekiz’den rüzgarlar esmişti. MARGARIDA MOREIRA, bizlere Fado örnekleri ile yine böyle bir gece yaşatmıştı.
İzleyicilere dönüp bakıyorum. Fado rüzgarına kaptırmışlar kendilerini, salonda yükünü almış. Bu demek ki, Fado rüzgarı seneye de esecek demektir.
9. Uluslararası Şefika Kutluer Festivali’nde, yine bir başka Fado gecesi ile okyanusa uzanırsak şaşırmayalım.
Evet, bir Festival daha sona erdi. Ankara’nın kışı karşılayan soğuk gecelerine, tınıların sıcaklığı ulaştı. Doğudan da, batıdan da. kuzeyden de, komşulardan da.
Portekizden Kore’ye uzanan, “Doğu Batı ile Buluşuyor”, söyleminde dile geldiği gibi buluştu da.
Bizlere Ankara akşamlarında, bu Festivali hazırlıyan emek veren, Kutluer’lere içtenlikle teşekkürler.
Şimdiden bekleyelim, Şefika Kutluer’in nefesinden, flütünden gelecek tınılar, daha başka hangi tınılarla çoğalarak bizlere ulaşacak. 2018’in sonbaharında, devam yazıları ile bu paylaşımları gerçekleştirmek üzere diyelim.
2018’e “Merhaba” demeden önce, bu tınılarla 2017’yi gönderelim.
______________
İsmail Bayer.  25 Aralık 2017. Pazartesi. İstanbul.   ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK

6 − 5 =