Seçim sonrası rüyaları

Seçim sonrası rüyaları

0
PAYLAŞ

Kızılay’a ulaştığımda, biraz şaşkınlığım var doğrusu. Alan boş. Tek tük insan var. Normal bir günün gecesi. Hatta beklenenden az insanların olduğu bir durum. Oysa, bir kaç hafta önce Galatasaray’ın şampiyonluğu kesinleştiği zaman, caddeler de insan ve araba kalabalığından geçilmiyordu. Güven Park’ın önü miting alanı gibiydi. Bu gün seçimler yapıldı ve sonuçlar kesin olmamakla beraber tablo ortaya çıktı.

Kaybedenler var, sevinenler de var. Ama bu sessizlik şaşırttı doğrusu. Sabah siyasiler, nasıl olsa hepsi biz kazandık diyecekler.

Kesin olan durum. AK Parti, artık tek başına iktidar ve Hükümet değil.

Ben yine de, yolda ki düşüncelerimi aktararak, paylaşmağa çalışayım.

Konser Salonu’nun yanından geçiyorum. Ben Ankara’ya geleli, neredeyse elli yıl olacak. Yarım asır. O günden bu yana hep dinledim. Yeni bir konser salonu olacak. Sonra inşaat da başladı. Ve devam ediyor. Yeni kurlulacak Hükümet dönemin de, acaba buraya önem verilecekte, bitirilip açılışını görebilecekmiyiz.

Sonra, Opera’nın yanından geçiyorum. Kapanacak kapanmayacak tartışmalarına artık bir nokta koyma zamanı geldi diye düşünüyorum. Ve yeni Hükümet, Başkent Ankara’ya yaraşır bir yeni bir opera ve bale salonu için proje yarışması açıp, sonlandırıp, inşaatını başlatıp ve bitirip, açılışını bile yapar mı acaba diye aklımdan geçiyor.

Opera ve bale ayrıca tiyatro salonu olarak, dönüşümlü kullanılan Büyük Tiyatro ve tiyatrolar da artık, kapanıp, kapanmama tartışmasının dışında, yeni sezona yeni oyunlarlarla girerler diye düşünüyorum. Ve yeni salomnlar da açılarak.

Sonra birden aklıma, İstanbul geliyor. 10 yıl oldu, adeta çürümeye terkedildi Taksim Meydanı ile özdeşleşen Atatürk Kültür Merkezi, hemen tamirata alınarak sezon başına kadar değilse bile, hiç değilse 2016 içinde sezon sona ermeden yeniden açılabilir mi diye düşünüyorum. İstanbul Festivali’ne 2016 programı içinde de, ev sahipliği yaparmı diye de düşünüyorum.

Meydan gözümün önüne geliyor. İki senedir beton pist. Şimdi bir de kaldırım taşı döşemeğe başlamışlar. İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı, görüyor veya biliyor mu acaba, mimar olarak bunu, “yakışır” buluyor mu?

İstanbul’u hemen aklımdan çıkarmaya çalışıyorum. Taksim Meydanı gözümün önüne geldiğinde içim burkuluyor.

Karşıya bakıyorum. Bir zamanlar, Üçüncü Tiyatro sonra operetlere ev sahipliği yapan, Resim Heykel Müzesi’nin restore edilen ve geçen yıl kapatılan salonu gözüme çarpıyor. Ekim’de yeni sezon başlarkan, bu salon açılacak mı acaba diye düşünüyorum. Şefika Kutluer Festşvali’nin bu yıl açılışı orada yeniden yapılabilirmi diye de, güzel bir düşünce geçiyor aklımdan.

Tekrar inşaatı süren Konser Salonu’na bakıyorum.

Son bir yıldır, Antalya’da başlayan dalga, Borusan programı ve dalga dalga Devlet Senfoni orkestraları’nın programlarından çıkartılan Fazıl Say’ın eserleri aklıma geliyor. Bu yılın eksikliğinin giderilerek, önümüzde ki sezon, Antalya’dan Bursa’ya, İzmir’den Ankara’ya, İstanbul’dan Adana’ya, senfoni orkestraları programları yapılırken, Fazıl Say’ın eserlerine yer verilerek, buluşmayı sağlarlar diye düşünüyorum.

Duruyorum ve inşaatı süren Konser Salonu’na tekrar dönerek, uzun uzun düşünüyorum. Buranın açılışı ile ilgili bir eser siparişi verilmesi düşünülür mü acaba.

Örneğin, bir Ankara Senfonisi. Bozkır’dan Başkent’e. Cumhuriyet’e ev sahipliği yapması. Başkent olması, daha bir çok gerekçe var. Bu Konser Salonu ile açılışa ve ilk seslendirilmesine imza atılmış olsa.

Kentler ve senfonileri. Yok mu, var. Fazıl SAY’ın “İstanbul Senfonisi”, Türkiye’den önce, yurt dışında seslendirildi ve de büyük beğeni kazandı. Neden olmasın, Fazıl SAY’dan bir Ankara Senfonisi yazması istenmesi ne güzel olur. Doğduğu, tınılarla buluştuğu kent Ankara. En iyi, o düşüncelerini Ankara’yı duyumsayarak notalarla aktarmaz mı?

Daha bir çok düşünce geçiyor aklımdan. Ankara başta olmak üzere. Karşı’da Kültür Bakanlığı binası.

Nasıl bir Hükümet ve nasıl bir Kültür Bakanı. Ya da kim olur. Bu düşüncelerimiz doğrultusunda aklına bir şeyler gelir mi? Başka nasıl düşüncelerle ne yapmak ister acaba.

7 Haziran pazar gününü, 8 Haziran pazartesi gecesine bağlayan günün ilk saatleri.

Karanlığın içinden bir ışık süzmesi geçer gibi, sabahı düşünüyorum.

Rüya mı görüyorum. Yok yürüyorum.

Çok şey, yada yapılmayacak şeyler mi istiyorum.

Başkent Ankara’ya yaraşır şeyler diye düşünüyorum.

Bir ara, sanatın içine ne yapacağını söyleyen Belediye Başkanı aklıma geliyor. Soğuk bir esinti geliyor yüzüme. Uyanır gibi oluyorum.

Ama ben yine düşüncelerimi sürdürüyorum. Neden olmasın.
____________________

Ankara. 8 Haziran 2015. Pazartesi. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK