Seçime doğru küresel oyunlar

Seçime doğru küresel oyunlar

0
PAYLAŞ

Türkiye, Haziran seçimlerinden sonra yeni bir döneme girecek. Bu yeni dönem, 2 aşamalı bir plan dahilinde gerçekleşecek. İlk aşamada, ülkenin göreli bir istikrar ve yeniden yapılanma dönemine gireceğini göreceğiz. İkinci aşamada ise iktidara hazırlanan, ancak Haziran genel seçimlerinde başarılı olamayacak bir siyasi partinin seçim sonrasında yeniden dizayn edilerek Yeni Türkiye yaratılması planında rol alacağı bir yol haritası oluşturulmuş bulunmaktadır.

Çok Değerli Açık Gazete okuyucuları, yazılarıma iki tür yorum yapıyorlar. Sayıca daha az bir okur kesimi, uluslararası güçleri fazla abarttığımı, küresel güçlerin çok abartılacak boyutta dünyaya egemen olmadıklarını belirten çekinceli yorumlar yaparken, diğer kesimde sayıca çok daha kalabalık bir okur kitlesinden aldığım yorumlar ise net biçimde olumlamaları içeriyor.

Her iki yorum sahibi okurlarımın görüşlerini iletmelerinden memnun oluyorum ve her iki kesime de büyük saygı duyuyorum. Ancak, ikinci ve sayıca kalabalık okuyucu kesimi, birçok olayı önceden kestirebilen yazılarımdan dolayı sıkı takipçilerim arasına girdiler. Başta Gezi Parkı Direnişi, AK Parti (kendisine AK Parti ismini verdiği için AKP demeyi uygun bulmadım) başta olmak üzere CHP ve MHP’deki gelişmeler, siyasete küresel müdahaleler, bölgesel gelişmeler, küresel güçlerin uluslararası planları konusunda aylar ve yıllar öncesinden yaptığım kestirmelerin gerçekleşmesi, okurlarımı olduğu kadar beni de memnun ediyor. Ne var ki, kestirmelerin ya da öngörülerin ülke ve dünya açısından olumsuz sonuçlar yaratması nedeniyle üzüntü verici gelişmeleri önceden duyurduğum için rahatsız olmuyor da değilim. Bu yazıda da aynı duyguları yaşayacağımdan neredeyse eminim.

Türkiye, jeo-stratejik açıdan kritik ve kritik olduğu kadar da değişken bir bölgenin merkezinde yer alıyor. Avrupa ve Asya kıtaları arasında bir sınır olması yanında, Batı ve Doğu uygarlıklarının kesişme noktasında bulunan Türkiye; akıl almaz oyunların döndüğü Orta Doğu coğrafyasının Avrupa’ya açılan kapısıdır. Osmanlı İmparatorluğu mirası üzerine kurulmuş olması, kendi özgün nitelikleri nedeniyle İslam dünyasının en güçlü ülkesi olması, İslam ülkelerine başarılı bağımsızlık mücadelesi açısından örneklik yapması gibi nedenler de sıralanabilir. Diğer yandan, Rusya’nın Akdeniz’e iniş noktasında bir sur oluşturması ve Karadeniz ile Hazar havzası ülkeleri üzerindeki etkileri nedeniyle de stratejik önemi çok büyük olan bir ülkede yaşıyoruz. Bütün bu özellikleri ve nitelikleri nedeniyle Türkiye, dünyadaki ve bölgemizdeki istikrarsızlıklardan çok kolay etkilenebilme özeliğine de sahiptir. Bunlarla bağlantılı biçimde, istikrarsız bir Türkiye, komşuları yoluyla Avrupa ülkelerine de istikrarsızlığını taşıyacağından Batı bloku açısından dikkatle izlenmeye devam ediyor.

Türkiye’nin önemi hiç azalmayan, hatta her dönemden sonra giderek artan jeo-stratejik konumunu kısaca özetledikten sonra, Haziran 2015 seçimleri konusunda bazı öngörülerde bulunmak istiyorum. Seçimden sonra birçoklarınca kaleme alınacak yazıların seçim öncesinde yazılması rolünü üstlendiğimiz için öngörülerime dikkat etmenizi tavsiye edeceğim.

Türkiye, Haziran seçimlerinden sonra yeni bir döneme girecek. Bu yeni dönem, 2 aşamalı bir plan dahilinde gerçekleşecek. İlk aşamada, ülkenin göreli bir istikrar ve yeniden yapılanma dönemine gireceğini göreceğiz. İkinci aşamada ise iktidara hazırlanan, ancak Haziran genel seçimlerinde başarılı olamayacak bir siyasi partinin seçim sonrasında yeniden dizayn edilerek Yeni Türkiye yaratılması planında rol alacağı bir yol haritası oluşturulmuş bulunmaktadır.

Haziran 2015 milletvekilliği genel seçimleri, 2 temel amaç doğrultusunda müdahalelere tabi tutulmaktadır. Bu müdahalelerin ilk ayağı, Kürt siyasi hareketi kimliğinden Türkiye partisi olmak kimliğine dönüştürülecek olan HDP’nin seçim barajını aşarak Türk siyasal hayatında yerini almasının sağlanmasıdır. Bu durum, bir taraftan Kürt siyasi hareketine siyasi parti kimliğiyle Meclis yolunu açacak, diğer yandan da Türkiye partisi olmak kimliğiyle ülkede yıllar boyu süren terör atmosferine son vermek için bir şans yaratacaktır. Bu durum, kaçınılmaz olarak HDP’nin seçim barajını geçmesi için her kesimin uzlaşmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, HDP’nin barajı aşması, Türkiye’nin terörle mücadelesi açısından bir dönüm noktası olması açısından önemlidir.

Seçimlere yönelik ikinci müdahale, hiçbir siyasi partinin Anayasayı değiştirecek güçte olamaması yönünde olacaktır/olmaktadır. Bu açıdan AK Parti, seçim sonucunda birinci parti olacak, ancak seçimden Anayasayı değiştirecek bir güçte çıkamayacak biçimde kuşatılmaktadır. Gerek tek başına iktidar olabilecek oyu çizgide sağlaması, gerekse de tek başına iktidar olamayıp MHP ile koalisyon yapmaya mecbur kılınması durumunda küresel planın başarıya ulaşmış olacağı kesindir. Bu durum, Türk siyasetinin yeniden dizayn edilmesi için küresel yeni müdahalelere fırsatlar verecektir.

Seçim sonrasında koalisyon hükümeti oluşması ya da mevcut iktidar partisinin 276 milletvekili sınırının biraz üstünde tek başına iktidar olması durumunda, küresel olarak ekonomik ve siyasi müdahaleler peş peşe gerçekleşecek, seçim öncesinde basılmış olan düğmelere daha şiddetli biçimde basılarak mevcut hükümet ülkeyi yönetilemez noktaya getirilecektir. Bu durumda, ikinci senaryo devreye sokulacaktır. İkinci senaryo, seçimden sonra yeniden dizayn edilen CHP’nin iktidara taşınması ve laik iktidar modeliyle Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne yaklaştırılması sürecidir. Avrupa’daki siyasi ve ekonomik krizin önlenmesi ve AB’nin dağılmasının engellenmesi için başka bir çözüm yolu da bulunmamaktadır. Türkiye ile bütünleşerek yeni, büyük ve ucuz işgücü açısından zengin bir pazar olmakla kalmayıp Orta Doğu ile Kafkaslara açılma kapasitesine sahip olacak AB, içinde bulunduğu krizden çıkmak için tarihi bir fırsat yakalamış olacaktır.

Yukarıdaki öngörülerim, Türkiye seçimleri öncesi ve sonrasına ilişkin küresel planın deşifresinden başka bir anlamda yorumlanmamalıdır. Küresel planın başarılı olup olmayacağı, başta iktidar partisinin direnci ve seçimlere yönelik olarak küresel müdahalelerin başarısıyla bağlantılı olarak gelişecektir. Bekleyecek ve göreceğiz.

____________________

* Doç. Dr. Birol Ertan, Siyaset Bilimci, Yazar.

BİR CEVAP BIRAK