Seçimle gelen seçimle gider!

YA ABD'NİN İZİN VERDİĞİ DARBECİLER! YA FIRAT'IN ÖTE YANI !

 

AKP Hükümeti  Ergenekoncuları yargı önüne çıkartıyor. Bu bir başına AKP'nin başarısı mı, yoksa ABD ve Silahlı Kuvvetler desteklemediği için mi Ergenekoncular darbe yapmayı başaramadı? Sonuç, ikinci noktaya işaret ediyor.

Demokrasilerin vazgeçilmez bir kuralıdır: Seçimle iş başına gelmiş ve seçimle iktidardan uzaklaştırılması olanağı da açık olan bir sivil hükümete karşı  darbe girişiminde bulunmak suçtur. Bunu yapanların adil ve açık bir mahkeme de yargılanarak, cezaya çarptırılmaları gereği açıktır.

Ergenekon sanıkları  yargı önünde hesap vermeye hazırlanıyor. Öte yandan  kendisini henüz 12 Eylül cunta rejiminin etkilerinden, cunta anayasası ve yasalarının   kısıtlamalarından kurtaramamış olan toplum, yürürlükteki askeri vesayet rejimi üzerinde hak iddia eden  güçler arasında taraf olmaya çağırılıyor. Sahi bu nasıl olacak, olsa bile ne denli toplumun geniş kesimlerinin özgür iradesi ortaya çıkacak? Zaten dikkat edilirse, aşağıdan gele hareketle ortaya çıkan bir yargılama süreci değil söz konusu olan, kavga üstten sürüyor, buna koşut toplumsal desteği olmayan bir kavga bu!

Hatırlayalım!

Bu kavganın "ulusalcı-Kemalist" iddiasındaki militarist kesimi, Amerikancı askeri vesayet rejimini nasıl da "bağımsızlık" aldatmacasıyla savunuyordu. Çalışma bölgelerimiz de nasıl da baskı altına almışlardı bizi. Bayrak mitinglerine katılmamıştık diye  neredeyse "liberalizm kuyrukçuları" ilan ediliyorduk. Duruşumuzu koruduk. Enternasyonalizmi ve halkların kardeşliğini savunduk. Ulusalcı histeriden ciddi bir yara almadan çıktık.

Militarist  kesimin -AB ile değilse bile- ABD ile temel bir problemi yoktu. ABD' nin Ortadoğu ve Avrasya'daki enerji kaynaklarını  kontrol etme politikalarının jandarması olmayı amaçlıyordu. Ne var ki "Jandarmalık" ABD'ye yetmezdi. Bu onu Türkiye' yi İslami değerlerin kuşatmasında, Ortadoğu'da küresel sermayenin taşıyıcısı rolüne aday olan AKP'yi tercih etmeye götürdü. ABD,  AKP'yi tercih ettiği ve her aşamasında askere karşı koruduğu oranda, ulusalcı-Kemalist kesim, AKP üzerinden ABD ile karşı karşıya geldi. Bu oranda ülke de ulusalcı basınç ve ayırımsız bir  Amerikan düşmanlığı  arttı. Anti Amerikanizm, anti kapitalizmi, demokratik hak ve özgürlükleri içermediğinden, yansıması yabancı düşmanlığı biçiminde oldu. Elimizden geldiğince gelişmenin bu yönüne karşı çıktık.

Ergenekon Yargılanmalıdır!

Şimdilerde durum şu: ABD ve TSK komuta kademesi izin vermediği için Ergenekoncu militaristler darbe yapamadı ve yeni durumu anlayamayan Ergenokoncuların ipi "Dolmabahçe Mutabakatı" ile çekildi. Dolmabahçe' de AKP,  askerle "askeri vesayet rejiminin korunması, bu rejiminin yasallığını çiğneyenlere  yargı yolunun açık olması, Kürt meselesinin askere bırakılmasının devamlılığı"  üzerinde anlaştı ve  sadece başarısız darbe girişimine kalkışanları yargılamaya yöneldi.

Sivil bir hükümete karşı darbe girişiminde bulunanlar, bu sınırsız  suç yüklü geçmişe sahip olan eli kanlı katiller yargılanmalıdır. Bizim kaygılarımızdan biri AKP'nin bu konu da her zaman ki gibi sonuna kadar gitmeyeceği, kapatılma davası ile karşılık kurarak belli uzlaşmalarla olayı kapatacağıdır. Kimi "dostlarımız" gibi AKP'ye güvenemiyoruz, Gerçek somutsa, Şemdinli cenazesi ortada dururken bunun bir için  neden yok.

Türkiye'de ikili bir devlet yapısı olduğunu, görünmeyen devletin MGSB ve Gizli Yönetmelikler eşliğinde 1950'li yıllardan itibaren çeşitli biçimlerde süregeldiğini biliyoruz. İddianame'de,  Ergenekon'la bu devlet yapıları arasında ilişki kurulmadığını, MİT ve TSK ile ilişkisinin kategorik olarak reddedildiğini okuyoruz. Peki, Ergenekon, Seferberlik Tetkik Kurulundan, Özel Harp Dairesinden, Kontrgerilla'dan, JİTEM' den, AMESYA' dan, biraz daha ileri gidelim, MİT' den, Milli Güvenlik Kurulu ve Milli Güvenlik Genel Sekreterliği 'den soyutlanırsa geriye ne kalır? Yoldan çıkmış eski görevlilerden kurulu bir çete kalır. Çete davası açılmış zaten. 80 darbesi de MHP'yi tüm bu kurumlardan soyutlayıp çete derekesine indirgemiş ve devleti yeniden kurmuştu. Bugünün suçlularının, darbe girişiminde bulunanların yargılanması yetmez.

12 Eylül Darbecileri Ne Olacak?

Soruyoruz: 12 Eylül'ün ABD desteğiyle darbe yapan paşaları, "emir-komuta zinciri" içerisinde Türkiye'yi koyu bir karanlığa sürükleyen militaristleri ne olacak?

Hiç lafları geçmiyor! ABD'nin Yeşil Kuşak projesinin uzantısı olarak Evrenizmin, Türk-İslam ideolojisini bayrak yaptığı, bugün Yeşil Kuşak' da okul üstüne okul yapanların, işkence görenlerin, asılanların, yok edilenlerin yanında olmaları gerekirken,  12 Darbeciliğini desteklediğini henüz unutmadık. Siyasi İslam yada AKP,  bizim tasfiye edilmemiz üzerinden kendisine iktidar yolu açtığı için 12 Eylül generallerine müteşekkir mi yoksa? 12 Eylül darbesinin ürünü olan AKP,  darbeci generalleri yargılayabilir mi, kimi "allemeler"in iddia ettiği üzere yargılamak istiyor mu gerçekten?

Bizim gördüğümüz yargılayamayacağı ve ortada  yargılama yönlü bir  belirti olmadığı…

12 Eylül anayasasının yalnızca türbanla ilgili maddesini değiştirmeye kalkıp, Türkiye'yi özgürleştireceğini sananlar bilmezlermi ki, bu ülke 12 Eylül'le ve Diyarbakır Cezaevinde yaşanan ırkçı- kafatasçı vahşetle hesaplaşmamadan, darbe şefi Kenan Evren ve Diyarbakır Vahşetinin mimarı Kemal Yamak ve darbeci generaller yargılanmadan gerçek anlamda demokratik ve özgür olamaz.

Eğer AKP hükümeti sadece kendine "müslüman demokrat" değilse ve darbeciliğe sahiden karşıysa, parlamento da kurulacak bir Gerçekleri Araştırma ve Adalet  Komisyonu ile  bütün darbecileri ve darbe girişimlerini soruşturmalı, anayasanın geçici 15. maddesini kaldırarak darbecilerin yargılanma yolunu açmalıdır.

Hukuk Herkese Gerekli

Ergenekon soruşturmasında zanlıların gözaltına alınış biçiminden, gözaltı dalgasının ilgili ilgisiz herkese yaygınlaştırılmasına kadar kimi hukuksuzluklar yaşandığı da bir gerçektir. Hele "Gizli tanıklık" tam bir hukuk ucubesidir. Biri sizin aleyhinize konuşuyor, siz onu bilmiyor, görmüyorsunuz. Bu tip bir tanıklıkla kimler suçlanmaz ki? Hukuk bir gün herkese gerekli olacaktır. Dünün güçlü generallerine   şimdilerde lazım olduğu gibi.

Acı bir tebessümle şunu da izliyoruz: 12 Eylül'ün hoyratlığına, yargısız infazlarına, kayıplarına, yüz  binlerce insanın gözaltına alınmasına, İşkenceden geçirilmesine, Erdal Eren'in yaş haddine bakılmaksızın asılmasına, Ruhi Su' ya pasaport verilmediğinden erken ölümünün hazırlanmasına,  12 yaşındaki  Uğur Kaymaz' ın 13 Kurşunla öldürülmesine   suskun kalanların şimdi "Ergenekon mağdurlarını" insan hakları ihlali açısından savunmalarını, Türkiye demokrasisinin gelişmişliği olarak değerlendirmek istiyoruz.

Biraz Gerçeğe Sadakat, Biraz  Hakkaniyet !

Şimdilerde ise diğer bir uç tarafından, darbecilerin yargılanarak demokrasinin önünün açılmasını AKP'den bekleyen "sol-liberal" basınca taraf olmadığımız için – eleştiriliyoruz, demeyeceğim- karalanıyoruz.

Kuşağımızın  ömrü   darbelerle  kavga ile geçti.  70'li yıllarda 5000' nin üzerinde can verdik. 80 tankları üzerimizden silindir gibi geçti. Darbenin gasp ettiği kamu ve medeni hak yasaklarımızı bile daha bir kaç yıl önce kaldırabildik. Özetle Cumhuriyet tarihinin en büyük linçini yaşadık. Sekiz yıldır 12 Eylül üzerinden darbecilerin yargılanmasını Türkiye'ye yayıyoruz ve bu konuda küçümsenmez bir bilinç yarattık. 

Şimdi bu   kuşağı ve bu kuşağın solcularını, sosyalistlerini,  darbecilik karşısında ayırım yapmaksızın topyekun taraf olmamakla, "ulusalcı-Kemalist"  darbeciliğe çanak tutmakla    suçlayan "dostlara" ne diyeceğimiz şaşırıyoruz,  biraz gerçeğe sadakat, biraz  hakkaniyet demekten başka!

Devam edelim çünkü…

Fırat'ın Öte Yanı da Var!

Sadece ABD izin vermediği için darbe yapamayanları değil; ABD'nin izin verdiği darbeyi yapanları da yargılayalım!

Sadece darbe yapmaya teşebbüs edenleri değil; darbe yapanları da yargılayalım!

Sadece bugünün darbe hazırlıklarını değil; dünün darbe hazırlıkları olan, 1 Mayıs 1977, Çorum, Maraş ve Sivas katliamlarını da yargılayalım!

Sadece Danıştay cinayetini değil; Doğan Öz, Kemal Türkler, Musa Anter, Vedat Aydın, Hrant Dink ve tüm faili meçhul cinayetleri de çözelim!

Sadece Fırat'ın bu yanının değil; öte yanının da  Ergenekon'u ile  hesaplaşalım!

______________

* Celalettin Can, 78'liler Girişimi Türkiye Sözcüsü

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

sixteen − four =