Seçimler, taşeronluk ve iş kazaları

Seçim öncesine dönelim. Bir kaç haberi anımsayalım. Mersin’de, taşeron işçilerinin istihdam edildiği kamu işyerinde, tren geçidinde meydana gelen kazada ölen insanlar.

14 katlı inşaatın, dış cephesinde çalışan çocuk işçinin, dokuzunca kattan düşerek ölmesi.
Başbakanın, seçim gezisinde geleceği ilde, işten çıkartılan taşeron işçilerinin olay çıkarmaması için, bir süre tutuklu kalmaları. Bu tür haberleri çoğaltarak sıralayabiliriz.

Ve bir kaç gün öncesinin haberi. İstanbul’da üçüncü köprü inşaatında çalışan işçilerden üçü, inşaattaki çökme nedeniyle, iş kazasında yaşamlarını yitirdiler. Kamu işyerinde, taşeron eli ile yürütülen işlerde gerçekleşen iş kazalarına, bir yenisi daha eklenmiş oluyor.

Seçimler, yerel yönetcilerin yanı Belediye başkanlarını seçimiydi. En çok gezen, en çok konuşan, belediye başkan adayları değil, Başbakan geziyor konuşuyor ve her akşam ekranlarda yer alıyor. Sokaklarda ki, gazetelerde ki ilanlarda, Başbakanı görüyouz. Yerel yönetim seçimleri değil, adeta genel seçim ortamı içinden geçtik.

Seçim öncesinde ve seçim sonrasında, Başbakanın söylemleri arasında, taşeronluk ve iş kazaları ile ilgili bir açıklama, bu sorunlara yönelik nasıl bir politika yürütülecek, ya da ne yapılacak, bakıyoruz, dinliyoruz, ama bir şey yok. Belediye başkan adaylarının bir açıklamaları var mı, onlardan da yok.

Peki taşeron işçileri, seslerini duyuramadılar mı. Sendikalar bu sorunlara yönelik, istem ve önerilerini iletemediler mi, bu konularda ne gelişme oldu. Bilemiyoruz. Ama bir açıklama ya da gelişme de göremiyoruz.

İş kazalarına ve taşeron işçilerinin sorunlarına yönelik, bu sessizliği anlamak da güçlük çekiyoruz.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın, seçimler öncesinde, taşeron işçileri ile ilgili yasa tasarısı taslağı olduğu ve Başbakanlığa gönderildiğine ilişkin haberler doğrultusunda ki bu belgeyi arıyoruz, bulamıyoruz.

12 yılına ulaşan, tek başına AK Parti iktidarının, zaman zaman gündeme getirdiği, taşeronluk sistemine ilişkin yasa çalışmaları olduğu haberleri sonucunda, TBMM’ne intikal eden, Hükümet Tasarısı ya da iktidar milletvekillerince verilen teklifler de yok.

Önümüzdeki günlerde, Cumhurbaşkanlığı için kimlerin aday olacağı konusunda haberler ağırlık kazanacak. Sonra da, Cumhurbaşkanlığı seçimi propagandaları gündem de yer alacak.

2104’un sonbaharına geldiğimiz de bakacağız ki, yine bir şey yok. Belki de 2014’u bu şekilde bir gelişme olmadan kapatacağız. Peki bu sorunları kim çözecek, önlemlerin alınması için kim çaba gösterecek, bu konuda yeni öneri ve politikaları kimler geliştirip, kamu oyuna sunacak.

Bu soruları, sürekli yineliyoruz. Bu sorulara, muhatabı olmayan sorular mı diyeceğiz. Giderek de, acaba böyle sorunlar yok da, biz mi yok yere yazıyoruz diye düşünmeğe başlıyacağız.

Toplumun sorunlarına yabancılaşma, toplumun kendi sorunlarına yabancılaşması, bu nereye kadar gidecek. Üniversitelerimiz bu konuda araştırmalara yönelseler, acaba nasıl sonuçlar çıkar.

Sivil toplum kuruluşları, bazı dernekler, bu sorunları dile getirerek, kamu oyunun dikkatini çekmek, farkındalık yaratmak, duyarlılığı sağlamak istiyorlar, ama seslerini duyuramıyorlar. Bu sesleri duyarak, duyurulmasını sağlamak neden bu kadar zor oluyor.

Seçimler de bir şey değişmiyor gibi bir sonuç ise, arayışların ve yeni istemlerin dile getirilmesinde, çekingenlikle birlikte karamsarlığı da beraberinde getiriyor. Yorgunluk başlıyor.

Ama sorunlar, çözülmüyor. Büyüyor. Faturayı da, toplum olarak hep birlikte ödüyoruz.

Diyalog, söylenenleri onaylamak değil ki.

Seçimler ne için. Sorunlarımızı konuşmaya ve çözmek için, öneri ve politikalar geliştirmeye, ne zaman başlıyacağız. Bu yolun açılmasını nasıl sağlayacağız.

Suyun yolunu değiştirmek gerekiyor. Ve bunu başkalarından bekleme alışkanlığından da vazgeçmek gerekiyor. Kavga, bağırma, itham etme yerine, karşımızdakini yeniden anlamaya ve sorunlarımızı dile getirip, çözüm arayışlarına yönelmek için, bir yerlerden başlayalım. Yılmadan, karamsarlığa düşmeden, başlayalım bir yerlerden.

Başlamazsak, yazının başlığında ve başta belirttiğimiz konularda değil sadece, başka bir çok sorunlar yumağını büyütmeye devam edeceğiz.

Yeniden, bir yerlerden başlamak gerekiyor.

_____________________

İstanbul. 8 Nisan 2014. Salı ismail.bayer1@yahoo.com

www.TurkceKarakter.com
Bozuk görünen Türkçe harfleri düzelten site.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

10 + 9 =