Sermayenin insafına kalmak

NİZAM SUCU – Şimdikiler dahil Türkiye’de iktidara gelenlerin daima sermaye sahiplerinin tarafında yer aldıkları aşikardır ama kimisi aymaza yatar kimisi de hamasete kanar.. hadi örneklemeye başlayalım…

Birkaç ay önce Türk Sanayi İşverenleri Sendikası (TÜSİAD) toplantısında OHAL koşullarına yapılan sözde şikayetlere karşın Erdoğan ‘daha ne istiyorsunuz grev yok, boykot yok’ yani rahatınız yerinde derken, açıkça sermayeyle aynı safta olduğuna vurgu yapıyor ve OHAL yasalarının da kimlere karşı olduğunu itiraf ediyordu.

Resmi rakamlara göre her sene 3600 iş cinayetinin gerçekleştiği Türkiye de, ki şu günlerde Soma da hayatını kaybeden 301 maden işçisini acıyla hatırlıyoruz ve bu cinayetlere iktidarın tepkisi ‘fıtrat’ yani kapitalizmin doğasında bu var olmuştu… Her seferinde sermayedarların kayırıldığı mahkemelerden boynu bükük ayrılan işçi yakınlarının çığlıklarına hükümetin kulakları sağırdı.

Buna ek olarak saksıda bitki yetiştirir gibi son 15 yıldır Türkiyede yandaş sermaye yaratılıyor ve geliştiriliyor. Özellikle inşaat dalındaki mega yatırımlar iktidara yakın şirketlere verilirken yine bu işyerlerindeki iş cinayetleri, basın yasağı konularak gizleniyor. 3. Hava alanı inşaatında kazalara kurban giden işçilerin gerçek sayısını kim biliyor? Kimine göre 50 – 60 bazı rakamlar ise 100 leri buluyor. İstanbul’daki gökdelen inşaatında yaşanan asansör kazasında hayatını kaybeden 11 işçinin davası nasıl sonuçlandı?

Kısacası iktidardakiler, her zamankinden daha fazla sermaye ile iç içe girmiş halde devletin olanaklarını onlarrın dilediği gibi betona gömerken, toprağa gömülen işçi hayatlarını hiç gale almıyor.

Sermayenin temsilcileride bu duruma kayıtsız kalmıyor. Mesela Güler Sabancı, damadın gecen haftaki sunumundan sonra neden hükümete methiyeler düzdü dersiniz? Affedilen vergi borçları nedeniyle olmasın?

Ulkemiz çelişkiler komedyasına sahne olmaya devam ediyor ki bu hükümet – sermaye ilişkisinde de açıkça kendini gösteriyor. Bir yandan en dostumuz Katar’dan 15 milyar dolar borç geliyor diye sevinç çığlıkları atılıyor, o hızla başta Kanal İstanbul olmak üzere mega yatırımlara devam ilan ediliyor.

Bu arada rahip Brunson olayını hızlanan ekonomik krize sebeb göstermeye devam…Eeee düşman yaratmak sorumluluktan kaçmanın en kolay yolu. Bir zamanlar secdeye durulan Amerika da birden düşman oluverdi. Nasıl olsa bel kemiksiz yandaş medya ve kanmaya, kandırılmaya hazır taraftarlar hala var.

Tüm bu gelişmeler sermayenin ağzını sulandırıyor. Neden olmasın? Devlet garantili ve dolarla hesap edilen projeler sermayenin işine geliyor. Ha bir yandan da yurdum insanı dolar yakma şovuna devam ediyor. Bu ne yaman çelişkidir ki bir başka ülkede beti benzeri bulunmaz…

Aslında sermayedarlar, yerlisi yabancısıyla herşeyin farkındalar. Doların neden 6 liranın üstüne çıktığını ve ateşinin durduralamadığını, yükselmeye de devam edeceğini? Sıcak para gelmeden ülkenın ayakta kalamayacağını, senelik en az 200 milyar dolar bulunmadan devlet garantili borçlar döndürülemeyeceğini ayrıntısıyla biliyorlar.

Uluslararası sermayenin emin liman aradığı şu günlerde bu parayı bulmanın zorluğunu sermayedalar mı bilemiyecek? Ama yerlisi yabancısı tüm sermayedarlar borsadan vurup vurup kaçmaya devam ediyor. Bu arada yatırımlar durmak üzere, hükümetin onları ülkede tutmak için hikayesi kalmamış ve Eylül ile birlikte acı reçete halka çıkmaya başlayacak, başladı bile, bayram öncesi, çarşı pazarda alış veriş durgun, esnafında, halkında yüzü bir karış. Sermayenin umrunda mi?

Kısacası halkımız sermayenin insafına kaldı bir kez daha… Yine kriz, yine kazanıp kaçan sermaye. Ve hamasetle aldatılan halkı ise sefalet, belki de İdlip te başlayacak savaşla ölüm, acı ve göçlerle faturası ağırlaşacak hazin bir dönem bekliyor.

Eğer başvurulursa ki bundan kaçmak zor, Uluslararası Sermayenin fonu (IMF) nin dayatacağı koşullar öncekinden çok daha ağır olacak

Maalesef, bu durumlar bir süre daha böyle devam edecek gibi görünüyor, ta ki yurdum insanının ‘sermayenin yurdu, milliyeti olmadığını ve sermayenin hüküm sürdüğü her ülkede bu oyunların hükümetlerle birlikte oynandığını’ anlayana ve buna karşı bilinçli bir ileri demokrasi mücadelesine başlayıp kazanana kadar. Sermayenin ana hedefi büyümek ve yayılıp sömürmektir. Vay onun insafına kalan halkımızın haline….

Nizam Sucu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

15 − fifteen =