Sen de benim hatalarımdan birisin…

Orhan Gencebay’ın bir şarkısında söylediği gibi “Hatasız kul olmaz! Günahımla sevabımla sev beni…”diye haykırmak isteriz, dostlarımızın, arkadaşlarımızın, sevenlerimizin ve sevdiklerimizin yüzlerine karşı…


Bazen başkalarına karşı yapmış olduğumuz hatalardan dolayı, suçlandığımız, dışlandığımız olur. Kaybettiklerimiz hatırlatılır her defasında, yüzümüze yüzümüze vurulur. Utanç duymamız istenir, pişman olmamız, başımız önümüzde gezmemiz, yoğurdu üfleyerek yememiz…


Bazen de “ufak-tefek hataların mühim değil olur canım!” denilerek hoşgörüyle karşılandığımız ve affedildiğimiz de olur ve “Önemli olan bir daha yapmamak” denir.


Peki ya hataların bize kazandırdıkları?…


Kimse bahsetmez onlardan… Oysa kazandığı kaybettiğinden fazladır insanın. Bazı hatalar vardır ki, “İyi ki yapmışım” bile dedirtir!…


O yüzden hatalarını sevmek(mi) gerekir, arkasında durmak ve sahip çıkmak onlara…


Özellikle aşk hatalarına…


Kişiye göre değişir o da…Kiminin doğrusu, kiminin yanlışıdır. Bu anlaşılır. Anlaşılamayan şudur kanımca:


Kimi evli bir kadına/adama aşık olur… Kimi patronuna… Kimi en yakın arkadaşının aşkına…


Tabii kimi de “hakkım yok seni sevmeye/ başkasının malısın/ arkadaşımın aşkısın” da diyebilir. Bütün bunlar kişiden kişiye değişiklik göstererek yaşama ve yaşanılan ilişkilere çeşitli varyasyonlar halinde yansıyabilir.


Her şey yaşarken iyidir, güzeldir, doğrudur da… Genelde biten ilişkilerimize “hata” gözüyle bakarız biz. Bir zamanlar en sevdiklerimizden, “hayatımın hatasıydı” diye bahsederiz mesela…


Birlikteyken Bay/Bayan Doğru olan, paylaşım sona erdiği anda niye Bay/Bayan Yanlış ilan edilir anlamam ben.


Sadece ikili ilişkiler mi?…


Hayatınıza giren, yediğinizin içtiğinizin ayrı gitmediği dostlarınızı hatırlayın. Yola birlikte çıktıklarınızı, sonradan yüzlerini, belki isimlerini bile hatırlamadıklarınızı…


Hiç düşündünüz mü, şimdi neredeler?…


Onlar hep yerindeler de, biz miyiz yoksa giden?…


Niye daldım böyle derinlere bilemiyorum… Bugün bu yazıyı kaleme aldığım bir Pazar günü ve günler yeni bir yaz mevsimine doğru hızla ilerlerken… Kalbim yaşanmış ve yaşanacak aşkların muhasebesine çıktı galiba.


Yeni bir mevsim, yeni kararlar demektir. Keşke bütün kararlar Bridget Jones’un Günlüğü’ndeki gibi olsa… Önce yazılsa sonra unutulsa… “Sigarayı bırakacağım.”, “Alkolü azaltacağım.”, “Acilen kilo vereceğim.”…


Bunlar, küçük, zararsız, ‘bir kere bozmaktan bir şey olmaz’ kuralları… bir de zararlıları var ama, maalesef akla kazınanlar… Misal:


“Bir daha hata yapmayacağım!..” (Bu, aşık olmayacağım demektir biraz da.)


“Kimsenin beni üzmesine izin vermeyeceğim!..” ( Bu da gardını alıp öyle çıkmak yola…)


Canı acıyan, her seferinde daha ağır hasarla çıkan aşktan, bu kurallarla yelken açmıyor mu yeni ufuklara doğru?.. Acısız lahmacun ister gibi, ‘Acısız aşk’ istiyor herkes üstelik mümkünü olmadığını bile bile…


“Üzülmeyeyim, üzeyim” sevdasına kapılıyor. Kalbinin dört bir yanını surlarla çeviriyor, her gelene şüpheyle yaklaşıyor, bir önceki hatasından dersini alıp öyle çıkıyor meydana.


Uzun sürmediğinden dert yanıyor sonra da… ilişkilerinin başladığı gibi bittiğinden, tatsız tuzsuzluğundan…


“Evet yakışıklı/güzel çocuk/kız, bara gidiyoruz, müzik dinliyor, eğleniyor, sevişiyoruz   ama bir şeyler eksik yaaa…” diye yakınıyor.


Eksik kendinde değil midir oysa?.. Baştan yükünü azaltıp öyle çıkmıştır ya yola. Üzülmemek amacıyla, hata yapmamak kaydıyla…


Bilmez ama… Yaşananda tat- tuz bırakmayan ‘hata fobisi’dir biraz da…


Ne diyor  sevgili Sezen Aksu ‘Hata’ adlı şarkısında:


HATA


Kalınca sebepsiz bir başıma
Hatıralar beynimde dans ediyor
Günahlarım dizilip bir bir karşıma
Sanki birer birer intikam alıyor
Yüreğimden zincire vurulmuşum
Anılar her bir halkayı bağlıyor
Ben duygularımın esiri olmuşum
Hatalar yalan duygularda başlıyor
Sen de benim hatalarımdan birisin
Sen en büyük günahların bedelisin
Senin için harcanan zamana yazık
Sen en güzel duyguların katilisin
İstemem seni
Ne sevgini ne kendini
İstemem ben bu hayatı
Sözüm ona pembe rengini


Değerli dostlarım, sevgili okurlarım, hani bir söz vardır: “Unu, şekeri, yağı hesaplarsan helvayı yiyemezsin” diye. Elbette bu sözdeki gerçek payı her ne kadar yabana atılacak gibi olmasa da; duygularımıza gem vuramayacağımız, aşklarımızı dolu dizgin yaşamak isteyeceğimiz gerçeğini ortadan kaldırmayacağı gibi, her şeye rağmen salt hata yapmamak endişesiyle sevgiyi ıskalarsak; birçoğumuzun şimdi sevdasız, aşksız kalacağı da yadsınamaz bir gerçektir.


Ne sevdasız ne de hatasız kalın! Eğer yaşamınızda yeni kararlar alma aşamasındaysanız; bu kararlarınızın arasına benim için “Hatalarımla çoğalacağım!…” ve “Hatasız kul olmaz! Hatalarımla,günahımla, sevabımla sev beni…” sözlerini de sıkıştırmayı unutmayın lütfen!…



“Anneme hatalı olduğumu söylemeyin! O benim hatasız olduğumu sanıyor!”



Mete Karakaş: araştırmacı/yazar
e-mail:  karakasmete@hotmail.com


METE KARAKAŞ’IN DİĞER YAZILARI


– Aşk eski bir yalan…
– Aşklar, şiirler ve şarkılar 
– Gittim, gezdim, gördüm
– …bağlı kadınlara selam olsun! (1) 
– Destan’dan destana yol gider (II) 
– Bunu biliyor muydu Bay Bush? (III) 
– ‘Amazon’ kadınlarından ‘Amansız’lara (IV) 
– Panik Odası mı? Nanik Odası mı? (V.) 
– Meryem ve Meryem (VI) 
– İki farklı Recep öyküsü… (VII) 
– Teflon insanlar (VIII) 
– Hippiler (Hippie) ve bonomolar (IX) 
– Hindi ve papağan (X) 
– Şiir üstüne ne varsa… (XI)
– Sanat (zanaat) ve sanatın başlangıcı (XII)
– Erkek Olmanın Dayanılmaz Hafifliği (XIII) 
– Düşünce yazıları…(XIV)
– Sigara – Nargile – Pipo (XV) 
– Acele karar vermeyiniz… (XVI) 
– Kararlı ol ve seçimini doğru yap! (XVII) 
– Öğrenmenin yaşı yoktur (XVIII) 
– Bitmeyen Senfoni (XIX) 
– Nazım Hikmet Kültür Merkezi…(XX) 
– Hayatın aynasıdır tiyatro! (XXI) 
– Mağdurlar ve mağrurlar (XXII) 
– Şu Çılgın Türkler (XXIII) 
– Benim sinemalarım… (XXIV) 
– Muhteşem gece! (XXV) 
– Pamuk eller cebe! (XXVI) 
– Yurttan Tipler Korosu! (XXVII) 
– Anıların izinde radyo günleri! (XXVIII) 
– Yaşamak ve sevmek üstüne! (XXIX) 
– Suçlular aramızda… (XXX) 
– Sen neymişsin be abi! (XXXI)
– Durdurun dünyayı inecek var! (XXXII) 
– Bir demet maydanoz…(XXXIII) 
– Tersine dünya…(XXXIV) 
-Yukarıdakiler – Aşağıdakiler (XXXV) 
-Bahar Rapsodileri… (XXXVI)
-Düşman kardeşler…(XXXVII) 
-Uçurtmayı vurmasınlar!…(XXXVIII) 
-Ateş düştüğü yeri yakar…(XXXIX)  
-Sağdan soldan estarabim!…(XL) 
-Paradigma değiştirmek!.. (XLI) 
-Şeytan Üçgeni… (XLII)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eight − 6 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.