Senaryo: Rum İşgal Planı

Bu yazıda bir komplo teorisi ürettiğimi, paranoyakça davrandığımı ya da abartılı düşündüğümü söyleyenler olacaktır. Ne var ki, dünyada yaşanan olayların çoğu, çağından önce kestirilemeyen ya da komplo teorisi olarak değerlendirilen, ütopya olarak düşünülen olaylardı. Bu nedenle, risklere hazır olmak, gelişmeleri önceden kestirebilmek ve ülkenin geleceğiyle ilgili konularda kumar oynamamak gerekiyor düşüncesindeyim.

Hepimizin gözü önünde bir ülke işgal edildi, yüzbinlerce masum insan yaşamını yitiridi. Bu savaşın yarattığı ortamda her geçen gün bombalar patlıyor, suçsuz insanlar hayatlarını kaybediyor, çocuklar gıdasızlık ve ilaçsızlıktan ölümle tanışıyor. Peki ne için ? Yanlış bir istihbarattan dolayı olduğu söylendi. Kitle imha silahlarını bulup yok etmek için bir ülkeye giren güçler, kitle imha silahlarını bulamadı. Bu arada 1 milyonu aşkın insan öldü, bir ülke işgal edildi, devlet başkanı ve bakanlar idam edildi, ülke işgal yönetimine terk edildi ve parçalanmanın eşiğinde.

Önce gerçeklerden söz edelim ve sonra senaryomuzu ortaya koyalım. Kıbrıs adasında İngiliz egemen üsleri dışında Rumların egemenlikleri altına girmiş olan GKRY ve Kuzey bölgesinde Türklerin yaşadığı alanda da KKTC bulunuyor. GKRY ve KKTC arasında fedaral bir devlet oluşturmak amacıyla müzakereler sürdürülüyor. Bu amaçla BM öncülüğünde hazırlanan bir çözüm planı iki halkın referandumuna sunuldu. Sonuçta, Rumlar planı reddettiler. Peki, müzakereler ilerlerken Rumların KKTC ve Kıbrıs Türkleri aleyhine çalışmaları ve silahlanmaları niçin sürmektedir? Kıbrıs adasında, İngiltere, Türkiye ve Yunanistan’ın garantörlüklerini içeren bir ortak Cumhuriyet vardı. Bu devleti işgal eden ve Türkleri ortadan kaldırmaya çalışan, Rumlar oldu. Adaya “garantör Türkiye” müdahale etti ve 1983 yılında da KKTC kuruldu. Eğer Rumlar ve Türklerden oluşan, iki tarafın da kabul edebileceği bir devlet oluşturulacaksa, Rumlar Annan Planı’nı neden reddetti? Müzakerelerde yan çizen taraf hep Rumlar oluyor ve garantörlükleri kabul etmeyeceklerini açıkladılar. Bunun anlamı şu : Kıbrıs Türkleri ile anlaşma yaparsak bunu garanti edemeyiz, ileride fikir değiştirebiliriz.

Şimdi senaryomuza dönelim. Kıbrıs adasında müzakere yoluyla Rum-Türk federal devletinin kurulamayacağı anlaşılıyor. Rumlar, isteksizliklerini ortaya koydular. Peki, Rumlar neyin peşinde? Elbette, tek alternatif kalıyor : Adayı kontrolleri altına almak.

İşte b u noktada, Rum işgal planı devreye giriyor. Sıradan bir gün Rum füzeleri Lefkoşa, Gazimağusa, Girne, Güzelyurt ve İskele meydanlarına düşüyor. Aynı anda Rum tankları sınırı geçip KKTC topraklarına giriyor. Sınırda silahlandırılmış Rum milisler ve RMMO askerleri saldırıya geçiyor. KKTC işgal ediliyor ve Rumlar dünyaya “işgal altındaki” topraklarını kurtardıklarını ilan ediyorlar. AB ve BM’den “Kıbrıs Cumhuriyeti” toprak bütünlüğünü korumasını talep ediyorlar. İş işten geçince, yapılacak bir şey kalmıyor. İşte senaryo budur. Bu senaryonun önündeki tek engel nedir sizce? Tek Bir Engel Var : Türk askeri.

Rumların KKTC’yi işgal etme planı, taarruz ya da saldırı türü silahlanmalarının gerçek nedeni değil midir? Kime karşı silahlanıyorlar?

Şimdi yazımızı bitirelim. Rum işgal planının önündeki tek engel, TSK’dır. Yani, Türk Silahlı Kuvvetleri’dir. Şimdi anlayabildiniz mi, TSK ve asker düşmanlığının ardında yatan nedeni! Şimdi anlayabildiniz mi, Türkiye ve Türk düşmanlığının kaynağını !

Not : Biliyorum ki, bu yazım nedeniyle birileri bana yine fena halde bozulacak. Ancak, dünyanın döndüğü gerçeğini saklamak da imkansız.

_____________________

* Doç. Dr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.