Sendikal yaşamda 63 yıl

1961 Anayasası’nın getirdiği özgürlükler. Sosyal Devlet ilkesi. Sendikal ve toplu iş sözleşmesi haklarının, Anayasa’da yer alması ve 274 sayılı Sendikalar Yasası ile 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasası’nın çıkarılması. Bülent Ecevit’in Çalışma Bakanı olarak görev yaptığı dönem.

Geçen yıl bu günlerde, yine burada yazmıştık. Bu yasaların çıkarılmasını ve Bülent Ecevit’i, ne partisi (CHP ve DSP) ne de sendikalar hatırlamadı, bu günü unuttular diye belirtmiştik. Değişen bir şey yok. Yine aynı, ne bir ses, ne de bir seda.

Geçmişi bilmeden, bu günü anlamlı bir şekilde yaşayamıyacağımız gibi, geleceği kurma konusunda da, bu nedenle pek gelişme olmuyor doğrusu. Geçmişi bilme, bunu öğrenerek, günü değerlendirme gereği de ortaya çıkmıyor. Günü birlik yaşayıp gidiyoruz işte. Hep birlikte.

Türk-İş’in 63.yılında, bu nedenle aynı nasibi paylaşması da doğal. Türk-İş’in geçtiğimiz hafta, bu konuda çıkardığı haber bülteni bile basında ve medyada yer alamadı. Türk-İş’de bu sonucu bildiği için olacak, başka bir girişim ya da kutlama ya da değerlendirme gereği de duymadan, sadec bir basın bülteni ile yetinerek, günü kurtarmış oldu.

Gelecek günlerde bakalım, Türk-İş ve bağlı sendikaların, bol resimli dergilerinde bu konuda bir açıklamaya, değerlendirmeğe yönelecekler mi. Belki okuyan ve hatırlayan olur da, bir ses vermeğe çalışırlar. Bekleyelim bakalım.

Eski Türk-İş başkanlarından Seyfi Demirsoy’un sözünü bir hatırlatalım yine de. “Ankara’da Türk-İş vardır.” Ne yani, şimdi yok mu? Binası bile orda duruyor diyenler olacaktır. Haklılar. Ama, Sefi Demirsoy’un dediği gibi, güçlü ve ses getiren bir Türk-İş var mı. Bu sorunun yanıtını da dilerseniz sendikacılar versin. O dönemi yaşayan sendikacıların şimdi seslerini duyar gibi oluyorum. Ahh…

1952 de ki, “Ana Nizamname”den 2016 ya değin, 21 Olağan Genel Kurul gerçekleştirmiş bir Konfederasyon. Ayrılmalar olmuş, bölünmeler olmuş, DİSK doğmuş, bir dönem faaliyeti durdurulmuş, geçtiğimiz yıllarda yasalara rağmen, Bakanlığın yetki işlemlerini yanıtlamaması nedeniye, toplu iş sözleşmesi bile yapamamış bir geçmişten, günümüze.

Bu yıl sonuna doğru da, yeni Genel Kurul’unu yapacak. Yönetciler, yenileri gelecek, kalanlar olacak ve yeni bir yönetim oluşacak.

Kamu’da yapılacak toplu iş sözleşmeleri ile ilgili, çerçeve bir protokol oluşturulduktan sonra da, sanırsınız tataile çıktılar. Toplu iş sözleşmeleri nasıl olsa bu protokollere uygun, maddeler olarak da yazılıyor ve de imzalanıyor. Uyuşmazlık yok, grevde yok, lokavtta yok.

Yeni işkolu istatistikleri de yayımlandı. Herhalde sorun da yok.

Bu arada seçimler oldu. AK Parti artık tek başına Hükümet kuramıyacak. Ancak iki aydır yeni Hükümet te kurulamıyor.

Yineliyelim.

1. Türk-İş’in, seçimlere giderken çalışma yaşamına ilişkin istemleri doğrultusunda, ne açıklamaları oldu?

2. Türk-İş’in kapısını çalarak, sendikal hakların TBMM’n de savunulması için, milletvekili adayı olarak kimleri öneriyorsunuz (bir zamanlar yapılırdı da) diye soran, siyasal partiler oldu mu?

3. Hangi sendikacılar ya da sendikal hakları savunan kişiler, TBMM’n de bu dönem görev aldı ya da alamadı. Neden?

4. Seçimlerden sonra oluşan siyasal tabloya ilişkin, Türk-İş’in değerlendirmesi nasıl oldu?

5. Yeni bir Hükümet oluşumu konusunda Türk-İş’in önerisi nedir, nasıl bir beklenti içindedir, Nasıl bir politika izleme gereği duyuyorlar. Bunun için ne yapıyorlar?

Bu gibi soruları uzatabiliriz. Bir şey bilmiyorsanız, bu sonuç, nasıl bu noktaya gelmiştir. Bunu hepimizin düşünmesi gerekir. Sadece Türk-İş’in değil.

Ülkemizde, bir çok yeni Üniversite açıldı. Hukuk Fakültesi, Çalışma Ekonomisi bölümleri var. Bir çok genç yeni akademisyen var. Çalışmalar yapıyorlar, tezler hazırlanıyor. Çalışma yaşamına illişkin bu çalışmaların kaç tanesi basılıyor, ne kadarı üniversitelerin kütüphanelerinde kalıyor. Bunları da düşünelim.

Türk-İş’in 63. yılında, hemen öyle uzun bir araştırma yapmadan, bu konuda ki bazı önerileri, yazarken düşünerek aktarmağa çalışalım.

1. Cumhuriyet döneminde, 1952’ye kadar sendikalar.

2. Çok partili dönemde sendikacılığın gelişimi.

3. l961 Anayasası ile 274 ve 275 sayılı yasaların çıkarılması dönemi.

4. 12 Eylül dönemine geliş ve 2821-2822 sayılı yasalar.

5. AK Parti dönemi ve sendikal hareketin durumu.

7. Türk-İş’in siyasal partilerle olan ilişkileri.

Dönemsel olarak incelenebilir. Prof.Dr. Mesut Gülmez, Prof.Dr. Mahmut Makal. Prof.Dr. Alpaslan Işıklı gibi değerli hocalarımızın çalışmaları sonrasında ki, yeni belgelere de ulaşılarak, bir süreç değerlendirilebilir.

2023’e doğru yeni sendikal perspektifler geliştirilebilir.

Ayrıca, bazı kurumsal çalışmalar değerlendirilebilir.

1. Toplumsal Anlaşma.

2. Toplu İş Sözleşmeleri için yapılan protokoller.

3. Çalışma Meclisi çalışmaları.

4. Ekonomik ve Sosyal Konsey.

5. Çalışma Bakanlığı ve Bakanlaların değerlendirilmesi.

gibi çalışmalarda yapılabilir. Bu tür projeleri destekleme görevi, öncelikle Türk-İş’e düşer düşüncesindeyiz.

63.yıl da ne yapılıyordan hareketle, sesli düşünerek bazı önerilerimizi de, bu kısa yazı çerçevesinde aktarmağa çalıştık.

63 yıla ulaşmada emek verenleri ve emek verecekleri kutlayarak, başarılar dileyelim.

______________________

* Ankara. 4 Ağustos 2015. Salı. ismail.bayer1@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.