Sendikalar ve halkımız

Sendikalar ve halkımız

0
PAYLAŞ

Vatandaşlarımızdan aldığım bilgiler pek de Sendikalar açısından hayrın değil.
Anlaşılan artık halkın “Sessiz Çoğunluk” denilen büyük bir kısmı, sendikaları, sendikal hakları ve sendikaların her akıllarına her estiğinde yaptıkları grevleri pek desteklemiyor.
Özellikle de halka karşı yapılan grevleri benimsemiyor ve halkı mağdur eden grevlere de hiç sempati duymuyor.
Belli ki bıkmış usanmış artık halkımız sendikaların fütursuzca ve her aklına estiğinde grev yapmasından.
Kabak uzun vadede sendikaların başına patlayacak gibi gözüküyor.
Sendika Başkanlarına karşı da tepki var halkımızda.
Sendika başkanlarının gündüz sendika merkezinde oturup hiç iş yapmamalarına sonra da mesai bitince devlet dairesindeki görev yerine gidip fazla mesai almasına çok içerliyorlar.
Niye biz verdiğimiz vergilerle bunların maaşını ödüyoruz. Sendika başkanlarının ve Sekreterlerinin maaşlarını sendikanın kendisi ödesin diyor insanımız.
Ellerine geçirdikleri devlet olanaklarını, kendi çıkarları doğrultusunda vatandaşa karşı kullanmalarına da çok içerliyor artık insanımız.
Geçen gün bir vatandaşımız, yıllar önce KIB-TEK’in normal mesaiden yaz mesaisine geçmek için haftalar süren grevini ve evindeki buz dolabında bozulan yiyeceklerini hatırlattı bana. Kuruş kuruş biriktirerek aldığımız yiyeceklerimizi çalışmadan para kazanmak için elektriği şantaj niyetine kullanan sendikacılar yüzünden çöpe attıklarından bahsetti bana kızgınlıkla.
Dediğine göre de KIB-TEK yaz mesaisine geçince de bütün arızaları öğleden sonra gidermeye başlamışlar, fazla mesai almak için.
Bir sendika üyesi kamu görevlisi de, grev kararının kendilerine danışılmadan ve oylama dahi yapılmadan 2-3 kişi tarafından alındığından yakındı bana. Greve katılmayana da, ya baskı yapıyorlarmış ya da şantaj.
Keşke grev kararları bir hafta evvelsinden, gizli oylama ile alınabilse dedi. O vakit üyelerin sendika başkanlarının grev kararını destekleyip desteklemediği hür irade ile ortaya çıkar, çok daha iyi olur dedi.
Bir diğer sendika üyesi de maaşından otomatik olarak alınan sendika aidatı kesintisine karşı çıktı. Ben sendikanın faaliyetlerinden memnunsam gidip kendim veririm, niye daha maaşımı elime almadan benden aidat kesiyorlar hiç anlamıyorum demişti bana.
Belli ki sendikalara artık eskisi gibi sempatisi yok halkımızın.
Hele Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’na (KTÖS) ve Kıbrıs Türk Orta Eğitim Sendikası’na (KTOES) ateş püskürüyorlar.
Haftalar ve aylar süren grevlerden dolayı ders yapacak ve çocuklarımıza bir şeyler öğretecek vakit bulamadılar. Bu nedenle de Türkiye başarı sıralamasında KKTC Şırnak’ın bile arkasına düştü diye şikayet ettiler.
Bir tanesi de öğretmenlerin yılda sadece 164 yarım gün çalıştıklarından ve 14 maaş aldıklarından şikayet etti. Tam gün olarak sadece 82 gün çalıştıklarından buna karşın da geriye kalan 283 gün yan gelip yattıklarını dile getirerek bunun büyük bir haksızlık olduğundan bahsetti.
Bu 14 maaş konusu dikkatimi çekti.
Eylül ayında okullar başlamadan önce öğretmenlere her yıl 2 asgari ücret değerindeki Hazırlık Ödeneği ödeniyormuş ve bu arkadaşımız da bu ayrıcalığa fena halde karşı. Bütün bir yaz yan gelip yatıyorlar, kışın bol bol grev yapıp derslere girmiyorlar, sonra da bunlara bizim verdiğimi vergilerden bir de hazırlık ödeneği ödeniyor diye itirazını dile getirdi.
Bu hazırlık ödeneği konusu benim de ilgimi çekti ve emekli hocalarımızdan bir tanesine bu ödeneğin gerekçesini sordum. Eskiden karatahta vardı ve tebeşirle yazardık. Tebeşirden dökülen tozlar elbiselerimizi kirletirdi bu nedenle vermişlerdi Hazırlık Ödeneğini ama artık çağımızda kara tahta yok, ne gerekçeyle veriyorlar ben de bilmiyorum diye yanıtladı beni.
Serbest çalışanlar en çok kamu görevlilerinin, tek bir kuruş Emekli maaşı primi ve emekli ikramiyesi primi vermeden, emekli olunca çuvalla para almalarına karşı.
Onlar yan gelip yatıyor, ay sonu maaş alıyorlar ama tek bir kuruş da primi ceplerinden ödemiyorlar. Hepsini biz ödüyoruz. Hem günde 12 saat çalışıyoruz hem de bunların primlerini biz ödüyoruz diye yakınıyorlar.
Artık belli oluyor ki halk, devletin aldığı ekonomik tedbirleri benimsiyor ve fazlasını da istiyorlar. Özellikle Kamu reformunu ve sendikalar yasasının çağımıza ve KKTC gerçeklerine göre yeniden düzenlenmesini istiyor.
“Elçiye zeval olmaz”.
Ben sadece açık pazarda duyduklarımı yazdım…

Prof. Dr. Ata ATUN
http://www.ataatun.com
23 Temmuz 2010

BİR CEVAP BIRAK