Sendikaların 6 aylık (Kasım-Nisan) gündemi

Geleceğin düzenlenmesinde ve sendikaların geleceğinin ne olacağına ilişkin, bu günler son derece önemli. 30 yılı aşkın süreçte, sendikal örgütlenmeler, sürekli güç kaybetti. Toplumsal yapıda ki işlevleri, giderek azaldı. Kamu oyunda ki etkinlikleri, giderek azaldı. Örgütlenme girişimlerin de, başarı girafiği giderek düştü. Bu olumsuzluklar, giderek, küçülse de bu günkü durum devam etsin, anlayışının hakim olmasını sağladı. Bu anlayış, sendika yönetimlerini de, giderek kitlelerden uzaklaştırdı. Sendikaların geleceği bir yana, varlıklarına gerek var mı, sorularını dahi getirdi.

Bu kırılma noktasın da, sendika yönetimleri ne yaptı, ya da bu gidişe nasıl dur diyeceğiz arayışı mı başladı. Bu sorulara, evet yanıtı vemek biraz zor görülüyor. Bu, evet yanıtını veremediğimiz için de, bu kırılma noktası aşılamıyor.

Günümüzü değerlendirmek için, sendika yönetimlerinin nelerle uğraştığı, çalışmalarını nelere yönelttiği açısından, altı aylık bir durum saptaması yapmak istedik. Bu altı aylık dönemi de, kasım 2012 ile nisan 2013 olarak, bu zaman dilimini ele aldık. 6356 sayılı yeni, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası, 9 Kasım 2012 de yürürlüğe girdiği için, başlangıç noktası olarak, bu dönemden başlamak istedik.

On yıla ulaşan süreçte, Hükümet, sendikal sisteme yönelik, 12 Eylül’ün getirdiği sistemi değiştireceğiz diye, daha geri bir yasal düzenlemeyi, TBMM’ den geçirdi ve Yasa yürürlüğe girdi. Bu yasayı ve getirdiklerini değerlendirmek ve tartışmak bir yana, yeni düzenlemenin içeriğinin farkındamıyız. Bu soruyu baştan yöneltmek gerekiyor.

Yasalara rağmen, Hükümetin askıya aldığı, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasası uygulaması nedeniyle bekleyen, toplu iş sözleşmesi yapabilmek için yetki başvuruları, sayısı iki bini aşmışken, sistem yenidan çalıştırılmaya başlandı.

KASIM ayında sendikalar, on aylık süreçte bekledikleri yetki başvurularının gelmesiyle, toplu iş sözleşmesi prosedürlerini başlattılar. Çogunluğu sağlayamadıkları işyerleri için de, gelen bildirimlere dayalı yargı ya başvurularını yaptılar.

Yeni yasaya göre işkolları sayısı, 28 den 20 ye indi. Bu yeni yasal düzenlemenin öngördüğü, İşkolları Yönetmeliği de aralık ayında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

ARALIK ayında sendikalar, yönetmelik çalışması ve yönetmeliğin yayımlanmasıyla, kendi durumlarını gözden geçirdiler. Toplu iş sözleşmesi yaptıkları işyerleri arasında, başka işkoluna geçen, ya da yeni gelen işyeri var mı, bunlarla ay geçti. Sendikalar arasında bu düzenlemeye dayalı tartışmalar da çıktı.

Ocak ayı önemli bir aydı. Yeni yasaya göre, toplu iş sözleşmesi yapacak sendikaların hangileri olacağı, yani ilk barajı hangi sendikaların geçeceğine ilişkin, uzun bir aradan sonra ve yeni sisteme göre, istatistikler yayımlanacaktı. Ay sonuna doğru, bu istatistikler de yayımlandı. Bu arada, bazı sendikaların isteği doğrultusunda, yeni çıkarılan yasa, küçük rötüşlarla, değişikliğe de uğradı.

2013 başlangıcı, OCAK ayı da sendikalar için, istatistiklerde ne olacak ile geçti. Günü kurtarmışlardı. İlk aşamada kayıp yoktu. 2013’ün yetki başvurularını da yapabilirlerdi.

2013’ün ŞUBAT ayını ise, gelen toplu iş sözleşmesi yetkileri ile ligili olarak işverenlere yapılan bildirimler sonrasında, görüşmelerin başlaması ve yeni yetki başvuruları ile geçti.

2013 Mart ayının gelmesiyle de, toplu iş sözleşmesi görüşmeleri sürüyor. MART ayında bu görüşmeler devam edecek. Ancak yeni yasaya göre, sendikaların tüzüklerini, yeni duruma uygun hale getirmeleri gerekiyor. Ayrıca, zaten genel kurulların yapılması da gündemde. Bu nedenle, Genel Kurul ve seçimlerde ne olacak konusu gündeme gelmeğe başladı. Bu konu yıl sonuna değin, zaten gündemden düşmeyecek.

Görünen o ki, gelecek NİSAN ayı da, toplu iş sözleşmesi görüşmeleri ve sonuçları, yeni yetki başvuruları ile ilgili geçecek. Genel kurul çalışmaları yapılacak. Ve altı aylık dilim böylece tamamlanmış olacak.

Şimdi de, bu zaman diliminde neler oldu, ya da neler oluyor, alt alta başlıklarla yazalım.

1. Yeni Sendikalar ve Toplu İş Yasası yürürlüğe girdi. Bu yasa, sendikalar açısından ne getirdi, ne götürdü tartışması da yapılıp, genel bir tavır, yol haritası söz konusu değil.

2. Yasa’nın ne getirdiğine ilişkin üye bilgilendirmesi, ya da bu konuda kamu oyunu aydınlatmaya ilişkin program geliştirilmesi konusunda, bir kaç istisna dışında, görülen bir gelişme, işçi sendikalara tarafında yok.

3. İşveren sendikaları, üniversiteler, barolar, özel kuruluşlar, sürekli olarak, kamu oyunu da aydınlatmaya yönelik, bir dizi ve yurt çapında, değişik toplantılarla, bilgilendirme ve değerlendirmeler yapıp, ileriye yönelik de öneriler geliştiriyorlar. Bu konuda, her ay en az dört beş toplantı, kamu oyuna açık olarak yapılıyor.

4. 6331 sayılı İş Sağlığı va Güveniği Yasaı’nın getirdiği düzenlemelerin, ikinci aşaması da 1.1.2013 den itibaren yürürlüğe girdi Bazı, Yönetmelikler ve hemen değişiklik Yönetmelikleri de, yayımlanmaya başladı. Bu konuda, daha işçi sendikaları tarafında bir hareketlilik yok.

5. Aynı şekilde, alt işveren ilşkilerinin yeniden düzenlenmesi sürecinde, ödünç iş ilşkisi ile işçi kiralama konusunun da, yasal düzenleme içinde yer alması gündemdedir. Bu konuda yönetim tarafından, önümüzdeki günlerde bir taslak metnin ortaya çıkması söz konusudur. Bunu kıdem tazminatı fonu çıkarılması izleyebilir.

6. Sendikalar, politika üreterek, siyasal partilere, bu hazırlıklarını iletme durumunda olabilirlerse, toplumsal işlevlerini yerine getirebilirler. Kamu oyunda prestij kazanarak, üye tabanlarını genişletebilirler. Bu konuda sessizlik sürmektedir.

7. Yeni yasanın yürürlüğe girmesinden bu yana, sendikal örgütlenme konusunda, bir gelişme olduğunu ne yazık ki söyleyemiyoruz. Türk-İş Yönetimi içinde ki olağanüstü toplantı istemleri de, zaman zaman dile getiriliyor. Ancak, bu konuda ve yeniden toparlanma konusunda, bir ivme sağlanmış değildir.

Eksiklikleri ile eleştirilere de açık olarak, görülen manzaraya ilişkin bir resim vermeğe çalıştık. Flu kısımları olabilir. Ancak, montaj yapılmamıştır. Bu rahatsızlığı duyan ve çıkmazın aşılması gerektiğine inanan, sendikacıların da olduğunu biliyoruz. Bu konuları gündeme getirerek, yeni söylemlerle, kamu oyunun önüne çıkılması gerekmektedir. Bu gün sadece, gün kurtarılmaya çalışılırken, yarın daha zorlu geçecektir. Son yıllara şöyle bir geriye bakıldığında, her geçen gün, kayıpların olduğu gerçeği görülmektedir.

Örgütlü bir toplum olmak, sadece işçilerin ve işçi sendikalarının lehine olan bir durum değildir. Üretim süreci, değişik katılım, kurum ve düzenlemeleri ile bir bütündür. Üretim sürecinin, sağlıklı bir şekilde gelişmesi önemlidir. Üretime katkıda bulunanların, yabancılaşmamamış olması, rekabet ortamı içinde, verimliliğin ve kalitenin korunması, işletmelerin de geleceğini garantiye alınmasını sağlar..

Toplumsal yapının, katılımlarla yapılandırılması, suskunluğun duraganlığının aşılması, geleceğimizin, daha sağlıklı ve barış ortamı içinde sağlanması için gereklidir. Bu hepimizin sorunu ve aşmamız gereken bir gerçekliktir.

Bigadiç. 5 Mart 2013. ismail.bayer1@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.