Seranad!

Yahudi katliamının bir Alman katliamı olarak görülse de ona gizli açık destek verenler o katliamın suç ortakları olarak karşımızda duruyorlar. Bu gerçeği de görmemiz, bilmemiz gerekiyor.

Struma Gemisini içindeki yolcuların boşaltılmasına karşı çıkarak aylarca Geminin denizde kalmasına neden olan devletler de bir yönüyle Alman Faşizminin ekmeğine yağ sürmüşler. Dışarıdan gelen baskılar karşısında inisiyatif kullanmayan Türk devleti de katliamın sorumlusu olmuştur. Gemi’deki yüzlerce masum insanın Alman zulmünden kurtulmasına rağmen çeşitli devletlerin ”Geminin içinde casus olabileceği ihtimali” üzerinden yaptıkları itiraz nedeniyle insanların ölüme mahkûm edilmeleri öyle hafife alarak geçiştirmekte sorumsuzluk anlamına gelecektir.

Yine bu tarihsel süreçte Türkiye devleti ve İstanbul üniversitesi bir yandan olumlu işler yaparken diğer yandan da yığınla olumsuz şeyler yaptığını bir biçimde bize anlatmış Zülfü Livaneli. Yakın tarihimizde yaşanan şeylerin çok da insancıl olmadığını ortaya koymakta. Toplum olarak değişik acıların içinden geçerek şekillenmişiz. Livaneli kitabına kahraman olarak seçtiği Maya karakterinin aile trajedisi aslında insanlık âleminin genelinin yaşatıldığı trajedi olarak da almak gerekir. Bütün dinler bütün diller her ülkede harmanlanmış, dertleri, acıları ve de sevinçleri ortaklaşmış. Asıl mesele ortaya çıkmış olan şeyleri görmektir. Ortaya çıkan gerçeklik görülemediğin de ırkçılık ve şovenizm gibi Safkanlık, ırksal üstünlük ortaya çıkmakta. Bu ırkçı, şoven dalgalar bir biçimde bizi Toplum olarak yaralanmış oluyor.

Zülfü Livaneli’nin Seranad kitabı ırkçılığa, şovenizme karşı okunması gereken kitaplardan birisi olduğunu söyleyebilirim. Yakın tarihimiz yaşanan dramların anlaşılması için iyi bir çalışma diyebilirim. Eline emeğine sağlık Livaneli.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 × 1 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.