Sessizlik çığırtkanlığının erdemi üzerine

Türban da terör de bu ülkenin yeni konusunu değildir. Gündemi meşgul edecek duruma gelmesi bugün ortaya çıktığını göstermez.


Yuvarlak ya da ezbere laflarla söylemde bulunan küçük bir “aydın” grubu, hiç eğilmediği konular hakkında kitap karıştırmaya, yorum yapmaya başladı. Geç kalındı. Atatürk Devrimleri ile kurulan yeni Cumhuriyet sorunsuz bir Türkiye yaratmadı. Onbinler yeni kurulan hükümetle bir gecede ortaya çıkmadı.


“Millet” kimi temsil eder ona bakmak lazım. İktisadi durumu ne, inançları ne, bastırıldığı yer ne, kendini ifade etme adına öğrendikleri ne, eğitim durumu ne, “iyi yaşam” ideali ne, kimi yardımcı görüyor, kime güveniyor, medet umduklarına güveni nasıl oluşuyor gibi sorular sorulmalıydı.


“Ermeni sorunu yok” dediğinizde sorun ortadan kalkmıyor, “Kürt sorunu yok” dediğinizde terör bitmiyor. Türbanı söküp attığınızda  kafaların içi de olmasını istediğiniz biçimde değişmiyor.


Uzun lafa hacet yok. Felsefe, sosyoloji, hukuk, tarih bilmek gerekiyor. Kapitalizm ne, laiklik ne, şeraitten ne anlıyoruz, demokrasi anlayışımız ne derinlemesine bilmek, çözümlemek ve içerden eleştiri geliştirebilmek gerekiyor. Gerçekten bir şey söyleyebilene kadar susmasını öğrenmek gerekiyor. Bir şeyi eleştirebilmenin yolu o şeyi iyi bilmekten geçer. Buzdağının görünen yerinden bakmakla olmuyor.


Sorunu içerden anlamak, züppe aydınlık ile dışlamamaktan geçer. İyi niyetle bir ereğe bağlanmak, önce özgür irade ile yakınlaşarak bakmaktan geçer. Aksi taktirde “iyi yaşam ideali” sadece kendimizi içeren, hiçbir zaman umut edemeyeceğimiz uzaklıkta bir ütopya olarak kalacaktır. 


Rica: Son günlerde internette dolaşan ve beni çok rahatsız eden bir şeyi paylaşmak istiyorum. Lütfen elinize gelen ve büyük ihtimalle düşünce ve duygularınızı bir şekilde taraf olmanız konusunda destekleyen dolaşım postalarını, üzerine daha dikkatli düşünmeden yollamayınız. Mesela beni rahatsız eden ve düşündüren elektronik postada iki kadının fotoğrafı vardı. Birinde başı örtülü genç bir kızın parkta sevgilisiyle öpüştüğü bir fotoğraf, diğerindeyse yine başı kapalı bir kadının bira içerken çekilmiş fotoğrafı. Konunun adı ise “saçlar görünmesin gerisini boşver”. Birincisi, sözünü ettiğim ilk fotoğrafta mahrem kabul ettiğiniz bir şeyi umumi bir alanda yapan genç kızı, inancıyla bağdaştırmamış olabilirsiniz veya kapanmayı tercih etmiş kadını alkol içtiği için kınıyor olabilirsiniz, ama kim her şeyi dört dörtlük yaptığını iddia edebiliyor ki. İkincisi, her iki durumda da tamamen kişileri ilgilendiren ve başkasına söz hakkı düşmeyen şeyler gibi özel durumları eleştirme hakkını nasıl bulabiliriz. Üçüncüsü, o fotoğraflarda poz verilmiş olabileceğini, yani son günlerdeki durumları kullanarak bilerek çekilmiş olma ihtimalini de düşünebilmeliyiz. Benim normal kılığımla Sultanahmet Camii’nde çekilmiş bir fotoğrafımın dolaştırılmasını özel hayatıma müdahale olarak görürdüm. Türban konusundaki görüşümüz ne olursa olsun bu tarz taraf olma yöntemlerini doğru bulmamalıyız bence. Unutmayalım ki yöntem bu olunca karşı olduğumuz kişilerden bir farkımız kalmıyor. Kişilere saldırmakla çözülecekse ben bikinilerimle denize girerken yanımda kapalı oturan arkadaşımla yollarımı ayırmam gerekirdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.