Sessizlik

Geçtikleri kaldırımı sessizce döşeyen ve sonra onca emeklerini hiçe sayıp tüm taşlarını toplayan bir karanlık gecede yola çıplak düşen Necatigil’in sessizleri gibi.

İnsanlar vardır, tüm gösteriş, süslü, züppe hayat, para, güç karşısında doğru bildikleri şeyi sessizce yaparlar, sessizce yaşarlar ve bir gece de sessizce yola düşerler. Sessiz ve yalnız. Hiç şikayet etmeden..

Bölünmezler, hoşlandıkları yolu tutar giderler hayatta. Fedakarlık etmezler. Kendilerine ait olmanın zevkiyle yaşarlar ve yine kendilerine ait olmanın zevkiyle ölürler. Bu tamamen içten gelen sessizlikleriyle adeta tüm dünyaya meydan okurlar.

Hayranım o insanlara. Sessizce yaşayan ve sessizce ölebilenlere.

Vedat Tek gibi. Tüm kötü niyetler karşısında doğru bildiği yolu tutmuş, oluş kademelerinin en yükseğine kadar çıkmış o koca mimarın bağırmadan, sessizce gidişini severim.

Nazari ve nota bilgisi en üst seviyeye ulaşmış, üç asırlık Nedim şiirini hiç kimsenin gerçekleştiremediği ve gerçekleştiremeyeceği bir mükemmellikle bestelemiş ve dişlerini dâhi yaptıramayacak kadar maddi imkansızlıklar içinde geçen hayatını bir bakımevinde sonlandırmış Arif Sami Toker’in sessizliğini severim.

Beyazıt Devlet Kütüphanesi müdürlerinden, Darülfünun Arap Dili ve Edebiyatı hocası, tıp, hukuk, din ilimleri tahsil etmiş, Arapça, Farsça, Almanca, Fransızca, İngilizce, Grekçe, Latince bilen, her meslek erbabının mesleğini ondan anladığı, alimlerin alimi olmuş ve Darülfünun hocası iken fakülte meclisinde bir gün kendisine dokunan bir konunun tartışılması sırasında önündeki bir kağıda iki satır yazı yazıp hiç kimse farkında bile olmadan masa üzerine bıraktığı istifası ile odadan tıpkı bir gölge gibi uzaklaşan İsmail Saib Sencer’in sessizliğini de severim.

32 yaşında halk düşmanı ilan edilmiş, Saint-Lazare Hapishanesine kapatılmış, devrim yönetimi giyotinle kafasını alacakken ölüm karşısında tüm korkusunu yitirmiş ve herkes savunmasını hazırlarken yan hücredeki genç kadına şiirler yazmış André Chénier’nin sessizliğini severim.

Hayranım sığlığa, basitliğe, biteviliğe böyle sessizlikleriyle meydan okuyanlara.

Hayranım bir kişi olmayı iki kişi olmaya tercih eden ve kendinden fedakarlık edipte kendini bölmeyen, kendini kalabalıklara parçalatmayanlara. Hayranım sadece ‘kendi olma hali’nde bulunmayı becerebilen, yalnızlığı seven, kaldırımlarını sessizce döşeyen ve gerektiğinde sessizce yola çıplak düşebilenlere.

İnsanlar vardır, kendi dünyalarıyla yaşarlar. Sessizce, bağırmadan. Eşsiz nağmelerini herkese duyurmadan.

Ama varsın nağmelerini hiç kimse duymasın, onlar kendilerine ait olmanın zevkiyle bir kere taçlanmış ve tüm dünyaya meydan okumuşlarsa duyulmamış olsunlar ne çıkar?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here