Seyahat notları

Saat 14 itibariyle AK Parti’nin oylarını arttırarak geleceğini görür gibi oldum. İnsanların yüzünde “Memleket elden gidiyor” düşüncesinin aksine bir kararlılık görünüyordu. Vakit kaybetmeden pılımı pırtımı toplayıp yola koyuldum. Yola…Akdeniz’e, güneşe ve dostlara doğru çocuksu bir coşku ile…


İlk durak Mersin…Doğudan, İç Anadolu’dan tatile gelen vatandaşlarımızın yükünü önemli oranda yükleyen ilk istasyon. Temmuz ayının bu son günlerinde oteller, pansiyonlar tıka basa doluydu. Güç bela bir otel bulup geceyi Susanoğlu’nda geçirdik. Günün ilk ışıklarıyla beraber Antalya’ya yöneldik. Yılan gibi kıvrılan, çoğu zaman iki aracın sığmadığı o dar ve tehlikeli yollarda direksiyon sallamak zor işti doğrusu. Seyahati eğlenceli hale dönüştürmek için ilginç bulduğum her yerde durarak soluklandım. “Frenk inciri”nden yedim, “Kudret İnciri” ile tanıştım, evinde yaptığı gözlemeleri satarak geçimini sağlayan bir Antalya köylüsü ile muhabbet ettim.  Geçen yıl muz satın aldığım amcanın hayatta olduğunu görüp sevindim. Gazipaşa’ya varmadan yolun kenarında kurduğu barakada meyve sebze satan amca bu defa kederliydi. Kısa süre önce meydana gelen yangında yanıp kül olmuş ağaçları göstererek üzüntüsünü dile getirdi. Yeşil örtü kül rengi bir tabaka ile kaplanmıştı ve doğrusu baktıkça insanın içini acıtıyordu.


Akdeniz’e gidenler için Gazipaşa İlçesi zahmetli yolların sona erdiğinin müjdecisidir. Hemen ardından gelen Alanya ise ülkemizin sahip olduğu güzelliklerin albüm kapağı. Sevgili Erdal Akgün daha ayağımızı Alanya’ya atar atmaz bizi karşılayıp ağırladı, her derdimize koştu. Mahmutlar İlçesi’nde bir hafta süreyle konakladık ve dünyanın dört bir yanından gelmiş insanlarla, kültürlerle buluştuk. Sonunda, evrenselliğin hayatı doğru anlamada en doğru perspektif olduğunu bir kez daha yaşayarak öğrendik. Erdal Ağabeye konukseverliği ve yakın ilgisi için çok teşekkür ediyorum.


Doğrusu bu sefer Antalya akordu bozulmuş bir saz gibi geldi bana. Ya da ben heyecanlarımı kaybettim, hayatımda etkili olan bir rengi, sesi, tınıyı yitirdim, bilemiyorum. Her ne olduysa oldu ve ben keyfine varamadım Antalya’nın. Belki demimde değildim, belki çokça gerilim yüklenerek gittim oralara; her ne olduysa bilmiyorum ama çok buruk ayrıldık Antalya’dan. Her anımı sevgili dostum Reşit Toz ile paylaştım. Onun da keyfi yoktu. Bir iki çırpındık, çare aradık ise de işe yaramadı. “Önder Baba’ya (Elitez) gidelim, onun Türk Evi’nde değişik bir hava buluruz” dedikse de Önder Baba’nın Alanya-Konak arasındaki mesafenin dört yüz kilometre olduğunu bildiren sesi ile olduğumuz yere adeta mıhlandık.
Antalya’nın o sıcak ve gülen yüzünden kopup bürokrasinin merkezi Ankara’ya ilerlerken doğrusu çok zorlandık, gaza basan ayağımıza adeta büyük bir yük bindi. Antalya-Konya karayolu üzerinde geniş bir alana kurulmuş Tınaz Tepe Tesisleri’nde ilk morali depoladık. Dağların zirvesindeki bu noktada üşümek işten bile sayılmıyor. Eti lezzetli, çalışanları güler yüzlü tesise yolunuz düşerse mutlaka uğrayın, etinden yiyin derim. Başınızı kaldırıp dağların o asil duruşunu seyredin, derin nefesler alarak o muhteşem havayı doldurun içinize.  


Ve Ankara…Her zamanki gibi asık suratlı, ciddi. Bu kez, etrafa yayılan havanın aksine bir sonuçla karşılaşmanın verdiği şaşkınlığı tutuyordu yüzünde. Amansız iktidar kavgalarına ev sahipliği yapan kent, yediği yumruk darbeleri ile olduğu yere yığılan boksör gibi tedirgin ve karamsardı. Yeniden kuruluyor, dağılıp toparlanmaya çabalıyordu.


“Kabinede kimler yer alacak?” sorusu Ankara’nın her yanında çınlayan bir soru olarak çıktı karşımıza. “Kim bakanlık koltuğuna oturacak?” Saatler süren tartışmalar, nargileden yükselen dumanların esir aldığı mekanlarda yerini yorgunluğa terk ederken gazetelerin yaydığı dedikodularla hava bir anda değişiyordu. Balgat’ta “Nezih’in Kahvesi” olarak ünlenen ve siyasetçilerin takıldığı yerde az duman yutmadık. Heryerdenhaber.com sitemizin Balgat’taki bürosuna uğrayarak Faruk ve Mikat Beylerle bol bol sohbet ettik.
Tam da “Buraların havası bizi bozar” diyeceğimiz bir saatte Üstat Mehmet Çelik’in telefonu yetişti imdadımıza. Van’da yeğeni Latif’in düğününün olduğunu ve uçakla oraya gideceğini söyleyince Esenboğa’dan Van’a bilet aldık.


Van…Bir kaşık suda fırtına kopararak yüreklerimizi adeta esir alan kentlerin aksine durgun, berrak ve mütevekkil bir tavırla karşıladı bizi. Adeta olup bitenlere karşı umursamaz bir tavır takınarak “Geç bunları” diyordu. Tavsiyesine uyarak geçtik. Alnımızı serin rüzgarların okşayışına bırakarak Van Gölü’nü seyre koyulduk. Tek kelime ile muhteşem bir manzara. Artos haşmetli, Süphan dünya durdukça varlığını koruyacak bir gurur abidesi olarak selamlıyordu. Mahzun bir eda ile bakınan Akdamar çok şey anlatıyordu suskunluğuyla. Ve bütün bunlara bir de Üstadın dilinden dökülen dizeleri ekleyin: Sezai Karakoç, Nazım Hikmet, Cahit Sıtkı, Orhan Veli, Necip Fazıl çıkıp gelsin yanı başınıza..ne bahtiyarlık!


Van’da en keyif aldığım mekanlardan biri olan Rus Pazarı’ndan bolca oyuncak alarak oğlum Muhammed Taha’ya duyduğum özlemi hafifletmeye çalıştım. Tabii değerli dostum Reşit’in “Bunları nasıl götüreceğiz?” yollu bir ton fırçasını yiyerek. Sonra İranlı Hüseyin’in yeri olarak bilinen ve genelde nargile ve süs eşyaları satan Muhammed kardeşimi de burada vefayla anmak isterim. Bana hakiki bir nargile vermiş. Keyifle içip ona teşekkür ediyorum.


Bir aylık zaman zarfında kayda değer gözlemlerimi sizlere aktarırken bir paket sigara ile iki demlik çay tükettim şimdiden ve daha henüz bir giriş bile yapamadığım bu yazı çıktı ortaya. Van Genç İş Adamları Derneği Başkanı Kadri Salaz Bey’i anlatacaktım size. Van’da hep yanımızdaydı. Çok emeği geçti. Ufuk Coşkun Bey Edremit’te bir kır lokantasında güzel bir ziyafet verdi dostlarına. Ahmet Çelik Abi’nin oğlu Latif’in DSİ Tesislerindeki düğün çok güzeldi. Bu vesile ile Latif-Derya çiftine ömür boyu mutluluklar dilerim.


Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanı. Az gittik, uz gittik, dere, tepe, düz gittik ve sonunda ait olduğumuz yere demirleyip kaldığımız yerden devam ettik. Bu bir aylık zaman zarfında çok yer gezdik değişik insanlarla görüştük. Zaman zaman bu gözlemlerimizi siz değerli dostlarımızla paylaşacağız. Şimdilik bu kadar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here