“Seyit Rıza Dersim halkı için sembol ve hafızadır, devlet özür dilemeli”

Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edilişlerinin 83’üncü yılında Evrensel’e konuşan siyasi parti ve kurum temsilcileri, devletin Dersim halkından özür dileyip mezar yerlerini açıklamasını istedi.

Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının idam edilişlerinin 83’üncü yıl dönümü. Dersim’de Evrensel’e konuşan siyasi parti ve kurum temsilcileri, Seyit Rıza’nın Dersim halkı için sembol ve hafıza olduğunu belirterek, devletin Dersim halkından özür dileyip mezar yerlerini açıklamasını istedi.

UNUTULMAYAN ACILAR, BUGÜNE KADAR TAŞINMIŞ BİR HAFIZA…

EMEP İl Başkanı Ergin Tekin, “Aradan geçen 83 yıla rağmen, idamlarla birlikte kadın erkek, genç yaşlı demeden yaşanan katliam halen Dersimliler için unutulmayan acılar ve bugüne kadar taşınmış bir hafızayı barındırıyor” dedi.

Dersim’in Osmanlı döneminden cumhuriyete kadar hep bir “çıban başı” olarak görüldüğünü aktaran Tekin, “1925-37 yılları arası devlet tarafından hazırlanan raporlar ve çıkarılan kanunlarla daha kapsamlı bir saldırı hazırlığı yapılmıştır. Çıkarılan iskan kanunu, İsmet İnönü’nün hazırladığı raporlar bunun örnekleridir. Gerekçe medenileştirme gibi görünse de asıl hedef Dersim’in kimlik ve inancının imha ve asimile edilmesiydi” diye konuştu.

“DERSİM’DE ÖZEL BİR PLAN UYGULANDI”

Yapılan harekat ile büyük bir katliamın yaşandığının altını çizen Tekin, “Düşünün, Kurtuluş Savaşı’nda asker ve milis ölümleri 9 bin civarındayken Dersim Katliamı’nda resmi rakamlara göre 13 binden fazla insan katledilmiştir ve bu sadece resmi rakamlar. Bu rakamlarda açıkça devletin Dersim’e özel bir plan uyguladığını gösteriyor. Sonuçta isyan iddiasıyla Seyit Rıza ve 7 arkadaşı idam edildi. Seyit Rıza da o günden bugüne Dersim halkı için 38’in sembolü ve hafızası oldu” dedi.

“İKTİDAR, BUNU MUHALEFETİ SIKIŞTIRMAK ADINA KULLANMAK DIŞINDA BİR ŞEY YAPMIYOR”

Dersimlilerin yaşananları hafızasından silmek niyetinde olmadığını aktaran Tekin, “Belki yıllardır talep ettiğimiz Seyit Rıza’ya ve arkadaşlarına itibarlarının geri verilmesi, devlet adına özür dilenmesi, katledilen iskana zorlananların kimliklerinin açıklanması, bu hafızayı temizleyebilir ama sizin de bildiğiniz gibi iktidarın buna pek niyeti yok. Sadece yeri geldiğinde muhalefeti sıkıştırmak adına kullanmaktan başka bir şey yapmıyor” dedi.

“TABELEDA İSİM DEĞİŞİKLİĞİNİN İPTALİ SAMİMİYETSİZLİĞİN GÖSTERGESİ”

İktidarın samimi olmadığının, Belediye Meclisinin geçen yıl aldığı belediye tabelasında Dersim isminin olması kararını hemen iptal etmesinden de anlaşılabildiğini belirten Tekin, “Küçük ortağı Vatan Partisi liderinin Seyit Rıza heykeli için söylediği şeylere itiraz ederdi ama tek adam rejimini daha baskıcı bir şekilde yükselten bir iktidardan bu zamanda böyle bir şey görmek mümkün değil. Tam aksine tabelada olduğu gibi en küçük talebe dahi baskı uygulayacağı ortada” diye konuştu.

“BİN YILLIK BİR SORUN”

HDP İl Eş Başkanı İbrahim Kasun da “Dersim ya da bir bütün olarak Kürt sorunu Kürt-Türk ilişkileri bağlamında bin yıllık bir sorundur. Son 200 yılda bu sorun daha da ağırlaşmıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı’dan bu sorunu devralmıştır. T.C. İttihat ve Terraki zihniyeti ile yeni kurulan cumhuriyette ne kadar farklı inanç ve halk varsa Türkleştirme ve Sünnileştirme yoluna girmiş, buna da Ermeni jenosidi ile başlamıştır. Kurtuluş Savaşı’nı Kürtler ile birlikte vermiş ve Lozan’da ülkenin tapusunu aldıktan sonra namlunun ucunu Kürtlere çevirmiştir.1921 Koçgiri,1925 Şeyh Sait,1930 Ağrı Zilan katliamlarıından sonra sıra Dersim’e gelmiştir” dedi.

“DERSİM’E SÖZLER VERİLMİŞTİR”

Dersim’in yüz yıllardır kendi inanç, kültür ve ulus sistematiği ile kendini yönettiğini belirten Kasun, “İktidarcı ve devletçi sistemlere karşı kendini savunmuş ve teslim olmamıştır. Atatürk, 1919 yılında Samsun’a çıkışı ve kongre süreçlerinde Dersim’e aracılar göndermiş ve bazı sözler vermiştir. Verilen sözlerden biri de Dersim’in kendi özerk yapısını koruyacağıdır. İlk Meclis kurulduğunda Türk ve Kürt halkının ortak Meclisi diyerek Kürtleri kandırmıştır” dedi.

Sonraki yıllarda da “Tek millet, tek vatan, tek dil, tek din” söyleminin hakim olduğunu belirten Kasun, “Bir katliam yapılmıştır. Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edilmesi ve on binlerce insanımızın katledilmesi sadece fiziki bir katliam olarak adlandırılamaz. Bu bir soykırımdır. Bir halk; dili, inancı ve kültürü ile yok edilmeye çalışılmıştır. Çocukları ailelerinden ve yurtlarından uzaklara götürülüp asimile edilmiştir. Devlet kendi dil ve inanç sistemini halka dayatmış, birçok insan sürgün edilmiştir” dedi.

Aynı şeylerin bugün de devam ettiğini belirten Kasun, “İnançsal ve kültürel asimilasyon had safhaya varmıştır. İnsanlar yurtlarından edilmekte ana dilimiz neredeyse yok olmaktadır. İdam edilmelerinin 83’üncü yılında Seyit Rıza ve arkadaşlarını saygı ve minnetle anıyoruz. Devletin Dersim halkından özür dileyip mezar yerlerini açıklaması gerekmektedir. Bizler bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

“TALEPLERİN KARŞILANMASINI İSTİYORUZ”

Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, ’38’in Dersimlilerin yüreğinde bir yara olduğunu ifade ederek, “Bu yara kapanması güç bir yara” dedi.

Dersimliler için bu yaranın telafisinin olmadığını aktaran Maçoğlu, “Ama en azından taleplerimiz var. Yıllardır bu talepleri dile getiriyoruz. Arşivlerin açılmasının yanı sıra o dönem evlatlık alınan çocuklarımızın listelerinin açıklanmasına kadar birçok talebimiz var. Bu taleplerin karşılanmasını istiyoruz” diye konuştu.

“ZULÜM ÇEŞİTLİ BİÇİMLERDE DEVAM EDİYOR”

Maçoğlu, bu topraklarda yaşanan acıların o dönemle sınırlı olmadığını söyleyerek, “Zulüm tarih boyunca çeşitli biçimlerde devam ediyor. Bu coğrafyada hâlâ bu zulüm devam ediyor. Maden ve HES projeleriyle doğamız yok ediliyor. Tüm bunlar siyasi, politik arenada bu topraklarda 38’in devam ettiğinin göstergesi” dedi.

“KATLİAM BAŞLAMADAN RAPORLAR HAZIRLANDI”

Dersim Baro Başkanı Avukat Kenan Çetin, Dersim’deki katliam başlamadan önce Jandarma Genel Komutanlığı, Umumi Müfettişlik vesair olmak üzere çeşitli idari/askeri mercilerce Dersim’e yönelik çokça raporlar hazırlandığını ve 25 Aralık 1935 tarihli Tunceli Vilayetinin İdaresi Hakkında Kanun çıkarıldığını hatırlatarak, “4 Mayıs 1937 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından alınan bir karar ile Dersim’de ‘şedit ve müessir’ bir askeri harekatın tedip/tenkil yapılmasına karar verilmiştir” dedi.

“AYRIM GÖZETMEKSİZİN BİNLERCE KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ”

Daha sonra da adil bir yargılama yapılmadan Seyit Rıza’nın 15 Kasım 1937 tarihinde Elazığ -Buğday Meydanı’nda oğlu Resik Hüseyin ve diğer 5 Dersim ileri geleniyle birlikte idam edildiğini aktaran Çetin, “Askeri harekât sürecinde o tarihlerde her yaş grubundan ve kadın erkek ayrımı yapılmaksızın binlerce kişi öldürülmüştür” diye belirtti.

“HAKİKATİN TAMAMI KAMUOYU İLE PAYLAŞILMALI”

Çetin, bundan sonraki sürece dair yapılması gerekenleri şöyle özetledi:

“Başta soykırım tanınmalı, mezar yerleri için Mecliste araştırma komisyonu kurulmalı. Resmi özür dilenmeli ve özür kamuoyuyla paylaşılmalı. Hakikatin tamamı kamuoyuyla paylaşılmalı. Kayıpların (çocuk, kadın, yaşlı) nerede oldukları araştırılmalı, öldürülenlerin kimliklerinin tespiti için araştırma yapılmalı. Seyit Rıza ve diğer Dersim ileri gelenlerinin idamı ile sonuçlanan muhakemenin iadesi yapılmalı. Dersim ismi ve eski yerleşim yeri isimleri iade edilmeli. Dersim 1937/38/39 süreci ve sonrasında meydana gelen ihlallerin doğru bir anlatımını, uluslararası insan hakları hukuku ve uluslararası insancıl hukuk çalışmalarına yönelik dokümanlara dahil edilmesini Avukatlık Kanunu’nun 76. ve 95. maddeleri hükümleri çerçevesinde talep ediyoruz.” Orhan KURUL / EVRENSEL Dersim, Seyit Rıza heykeli fotoğrafı: MA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.