Sıfıra sıfır elde var sıfır…

Sıfıra sıfır elde var sıfır…

0
PAYLAŞ

Eski para ile konuşma ve bugünün binlerini, dünün milyonları ile ifade etme huyu nedense çoğunlukla CHP’li vekil ve yöneticilerde var. Bu psikolojiyi tahlil etmek lazım… Böyle yaparak, israf ve haram rakamlarının toplum üzerindeki algısını çarpıcı hale getirdiklerini düşünüyorlar. Ama değişimleri kabullenmedikleri kanaati daha öne çıkıyor kitleler nazarında… Tıpkı AKP’nin Osmanlı saplantısı gibi bu geri sayım…

Ama aradaki fark, birinin kendi kitlesiyle özdeşleşebilecek manevraları söylemlerle yapabiliyor olması, diğerinin ise, kendi kitlesinin ne olduğunun bile hala farkında olmaması, yeni ve günü yakalayan söylemleri ona göre üretememesi… Gerçi söylemlerin de devri geçti, kanıksandı, bağışıklık kazandı… Halk yeni bir nefes, yeni bir heyecan, yeni bir dalga, yeni bir ufuk bekliyor.

CHP’liler halkın dilinden konuşmayı bu sanıyorlar ama, meydanda söylediklerini, ekranlarda da aynı cümlelerle ve mükerrer söylemlerle zikredip, halkın zekasını yok sayar görünüm veriyorlar… Oysa hitap ettikleri ve hedefledikleri halk kesimi, değişimleri onlardan önce takip ediyor, görüyor, kabulleniyor… Ama CHP zihniyetinin ortalaması hep halkın gerisinde kalıyor. Zamanın ruhunu yakalayamamak, durgun zamanlarda kalmak bu olmalı. Ufkunuz yoksa, geleceğe taşıyıcı nasıl olacaksınız?

Sıfırların atılmasının üzerinden yıllar geçti, hatta sıfırlamaların bile üzerinden 1 yıla yakın zaman geçti. Rakibin zaaflarına dayalı sıçraması gereken CHP ne yaptı? Halkın çoğunda güveni sıfırladı, gelecek umutlarını sıfırladı, tutunulası bir dal olma ihtimalini sıfırladı… Ve en kötüsü, hiçbiri bunun farkında değil… Yerel yöneticilerden başlayan hazımsız atalet, Genel Merkez’de kronikleşiyor ve tekrar bir talimat kılığında dönüyor örgütlere… Kısır döngüyü tarif et deseler, bu iş akış, yani akmayış çarkını örnek gösterebilirim çeşitli açılardan…

Hala kendinizi avutuyorsunuz… Sonrasında da, yaptığınız vahim hatalarla ve hiç bir üretkenlik kaydedemeden, kendinizi de kamu gözünde toptan sıfırlatmaya doğru azimle ilerliyorsunuz, Yapıcı eleştirileri işinize karışmak ve partinizi karıştırmak olarak algıladınız, size acı doğruları söyleyecek dostunuz kalmadı, körlerle sağırları oynuyorsunuz… Sonunda, 6 ay sonra barajı geçebilmeniz bile şüpheli hale geldi… Bu gerçekleri görün artık. Papağanın geviş getirmesi gibi aynı söylemleri tekrarlamaktan vazgeçin. “Hani projeniz?“ dendiğinde, o yarım yamalak anlatabildiğiniz ve 2011 seçimleri öncesinde kalan, kaynağını belirtemediğiniz Aile Sigortası projenizden bahsetmeyin hala… Bırakın proje üretmeyi, size sunulan nice sağlam projeyi bile değerlendirmekten hatta incelemekten acizsiniz. Hep başka işleriniz var ama, bir iş çıktığı vaki değil… Sadece işe yerleştirmelerde iyisiniz… Rakibinizden farklılık sergileyin biraz… Temsil ettiğinizi sandığınız halk sizden çok daha zeki ve vizyon sahibi… “ Halkı takip edin, halkı yakalayın…“ demek isterdim ama çok geç…

CHP vekilleri ve yöneticileri, hantal yapı içinde, tek tip davranış modelinin, çözüm sunamamanın, stratateji yaratamamanın ve sonunda umarsızlığın ve umut üretecek bir dinamizm geliştirememenin çarklarına kapılıverdiler hep… Yaratıcı, dinamik, enerjik olanlar hep bundan yıldılar ve uzaklaştılar.

Senelerce bu zihniyetin içinde olduktan sonra, başta Avrupa ülkelerinden ülkeye sağlık turizmi yaratmak üzere, CHP’ye 6 proje üretip sunduktan sonra, 40 yıllık CHP’liliğimden, bu kayıtsızlık nedeniyle 8 ay önce ayrıldım… İçerde mücadele etseydin diyenlere söyleyeyim, bu boşa enerji ve daha büyük zaman kaybı… Hele o hantal harmana kapılma ihtimali daha tehlikeli… Onun yerine bağımsız bir proje üretim grubu kurup, ülkeye öyle hizmet etmek daha akılcı…

Disiplin, verilen yazıyı okumaksa, talimat gereği tek sesle konuşulacaksa, sosyal demokratlık nerede? Çok seslilik sentezinden bileşke olarak şekillenmesi gereken o tek ve tok sesin etkin ve delici açıortay oku nerede? Diğer oklarla birlikte o da mı yok oldu?

O zaman adam sendecilik, ardından adamcılık çarkı giriyor devreye… Partide imtiyazlı bir yönetici sınıfı oluşuyor ve babalarının malı gibi imtiyaz dağıtmaya başlıyorlar… Ulufe kıvamında mevkiler, havuz bilmeceleri, sisteme ses çıkaramama zaafları açık verme olarak ortaya çıkıyor ve koz oluşturuyor karşıya… Her hangi bir üniversite talebesinin yapabileceği iyileştirici iç organizasyonu bile beceremediler. Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay gibi, şövalyeliğin bedelini ağır ödemiş adamlar bile, fikirlerin ve insanların o çarkta öğütülme operasyonuna karşı duramıyorlar bu sistem gereği…

İşte bu sebeplerden ötürü, “ kendisini bile yönetemeyen, partisi içinde bile demokrasiyi tesis edemeyen, sosyal demokratlığı hak getiren bu yapıdan, ülkeyi yönetmesini, demokrasiyi tesis edebilmesini, adaleti tecelli ettirebilmesini beklemek hayal “ diye düşünenler, mevcut yüzer oylar potansiyelini oluşturuyor… Bıraktığınız bu boşluğu dolduracak birileri çıkacaktı elbet… % 25’lik kararsızlar partisidir bu ülkeyi 2015’de kıpırdatıp, 2019’da yörüngeye oturtacak olanlar… Ve o kararsızları iyi analiz edebilen partidir bu karanlığı gün doğumuna çevirecek olanlar…

Sıfırları atanlar ve sıfırlayanlar, sizin yüzünüzden meydanı boş buldular senelerce…. Siz hala bol sıfırlı konuşurken… Ve hala daha hiç bir şeyden ders almayan o konuşmalarınızın ve politikalarınızın değeri sıfıra sıfır elde var sıfır iken.

BİR CEVAP BIRAK