Sigara – Nargile – Pipo

Sigara – Nargile – Pipo

0
PAYLAŞ

Bazen sağ olsunlar öyle güzel yazılar yolluyorlar ki, o tadı salt kendine saklamak onun vermiş olduğu hazzı başkalarıyla paylaşmamak büyük haksızlık olur diye düşünüyorum.


İşte bu yazı da bana düzenli bir şekilde sürekli yazılar yollayan sevgili okurum Emine Özdilek’in yollamış olduğu  bir yazıdan derleyerek yazmış olduğum ve bir anlamda anamız- avradımız – bacımız olan kadınlarımıza ironik  olarak yapılan bir göndermedir. Umarım beğenerek okursunuz ve eleştirilerinizi de esirgemezsiniz.


SİGARA:


Sigara, sokak kadını gibidir. Nedenine gelince; her köşe başında bulabilirsiniz. Genellikle keyif için değil, ihtiyaçtan veya bağımlılıktan içilir. İçtikten sonra izmariti atar gidersiniz. Kimse arkasına bakmaz.


Her sigarayı sadece bir kere içebilirsiniz. Yerlisi ucuz, yabancıları pahalıdır. Yabancılarının daha güzel olduğu söylenir. Ama arkadaş ısmarladıysa yerli-yabancı fark etmez.


Tek içimlik olduğu için her nefes önemlidir. İçinize çekmediğiniz durumlarda bile kendi kendine yanıp biter. Ulan ben bundan bir şey anlamadım paraya yazık oldu dersiniz. Sonra bir tane daha yakarsınız.


NARGİLE:


Nargile, genelev kadını gibidir. Nedenine gelince; sokak ortasında içilmez, belirli mekanları vardır. Mekan ne kadar iyi ise çeşit o kadar çoktur. Mekana girer oturursunuz, nargile ayağınıza gelir.


İçtikten sonra alıp götürürler. Sizin zahmet etmenize gerek olmaz. Aynı nargileyi defalarca kullanabilirsiniz. Ancak bir dahaki sefere kadar, (ağızlık değişse bile) başkalarının o nargileyi kullandığını bilmek rahatsızlık verir.


Sigaraya göre içmesi daha uzun sürer. Ama çok abartırsanız mekanın sahibi “hadi kardeşim kalk da yeni müşteri gelsin diye artık” der gibisinden pis pis bakar.


Acemiler için ilk seferi kafa döndürücüdür. Adamı fena çarpar.


PİPO:


Pipo ev kadını gibidir. Nedenine gelince; sakin kafayla evde rahat rahat içilmesi gereklidir. Sokakta veya işyerinde içilen bir şey değildir. Sizden başka kimse o pipoyu elleyemez, içemez.


Yeni alınan bir pipo öyle pofur pofur içilmez. Ahşabın açılması, iç bölümün ateşle kavrulması gerekir. En azından 10 – 15 içimden sonra düzgün bir şekilde yanar hale gelir.


O zaman bile keyifli bir içim için 5 – 6 ay geçmesi gerekir. Pipo her gün içilen bir şey değildir. Bir kere kullandıktan sonra bir iki gün dinlendirmek gerekir.


Her gün içmeye kalkarsanız ağzınızda acı bir tat bırakır. (içerdeki katran+ nikotin karışımı kurumadığından) içmeden önce hazırlaması uzun sürer.


Tütünü düzgün bir şekilde yerleştirmek ve yaktıktan sonra közün düzgün bir şekilde oluşması için tecrübe kazanmak gerekir. Her piponun ayrı karakteri vardır. Birinde yaptıklarınız öbüründe işe yaramayabilir.


Yaktıktan sonra da çile bitmez. Ateşin sönmemesi için ateş arada bir alınan düzenli nefeslerle devamlı körüklenmelidir. Söndüğü zaman tekrar yakılabilir ancak ağızda nahoş bir tat bırakır.


Eğer sönmüşse o gün için içmeyi boş vermeniz ağız tadı açısından mantıklı olacaktır. Sigara veya nargile gibi her nefes içeri çekilmez. Bir ateşe (ateşi canlı tutmak için) bir bana şeklinde içmek gerekir.


Duruma göre iki (veya üç) ateşe bir bana da olabilir. İçip bitirdikten sonra da çile bitmez. Güzelce temizlemeli ve baş köşeye kaldırmalıdır.


İyice temizlemezseniz, intikamını bir sonraki içiminizi zehir ederek alacaktır. Artık karar sizin sevgili dostlar, sigara mı, nargile mi yoksa pipo mu? Kişisel tercihinize kalmış siz bilirsiniz efendim. İyi içme saatleriniz olsun! Yarasın!


Benim gibi tütün ürünleriyle arası iyi olmayan yani hiç içmeyenler ne yaparlar, ne yöntemler geliştirirler bilemem işimiz zor anlayacağınız.


Hani rahmetli Tanju Okan’ın güzel bir şarkısı vardı: “ Benim en iyi dostum içkim sigaram! Onlarda terk ederdi olmasa param!” diye  o gür sesiyle söylediği…


Ee biz de tütün ürünlerinden uzak durduğumuza göre; sanırım yine Tanju Okan’a ait olan “Çekil git meyhaneci, beni halime bırak! Tükenip gideceğim bu gece bardak bardak!” diyerek başka bir yol bulabiliriz. Ne de olsa şarabı da kadına benzetenlerimiz çoktur. Hani derler ya “kadın şaraba benzer, yıllandıkça güzelleşir” diye…


Tabii bu yıllanma işini de fazla abartmamak gerekir. Yoksa o nefis şarabın sirkeleşme ihtimali de var. En iyisi yaşamı ıskalamadan yaşamın keyifli taraflarını da görelim ve sevdiklerimize sımsıkı sarılarak, insanca yaşayabilmek için tüm kötülüklere, çirkinliklere karşı direnelim.


Yani fazla uyumayalım, uyutulmayalım. Elimizden geldiğince ayakta kalmaya çalışalım. Çünkü nasıl olsa öldüğümüz zaman istemediğimiz kadar ebediyen uyuyacağız!
Ha unutmadan söyleyeyim kimseyi kötü alışkanlık diye nitelendirilen şeylere özendirdiğim falan sanılmasın. Erkin Baba’nın dediği gibi; “Alemin keyfi yerinde bize maşallah! Bize de hayat güler bir gün güler inşallah !”


“Anneme sigara- nargile- pipo kullanmadığımı söylemeyin! O beni Bekri Mustafa sanıyor!”


Not: Bekri: içkiye düşkün, demek. Bekrilik: İçkiye düşkünlük, ayyaşlık, demek. Bekri Mustafa’ya gelince onu anlatmak biraz uzun kaçacağı için, lütfen bir zahmet araştırıverin sevgili okurlarım. Kalın sağlıcakla!  


_________________


METE KARAKAŞ’IN DİĞER YAZILARI


– Aşklar, şiirler ve şarkılar


– Gittim, gezdim, gördüm


– …bağlı kadınlara selam olsun! (1)


– Destan’dan destana yol gider (II)


– Bunu biliyor muydu Bay Bush? (III)


– ‘Amazon’ kadınlarından ‘Amansız’lara (IV)


– Panik Odası mı? Nanik Odası mı? (V.)


– Meryem ve Meryem (VI)


– İki farklı Recep öyküsü… (VII)


– Teflon insanlar (VIII)


– Hippiler (Hippie) ve bonomolar (IX)


– Hindi ve papağan (X)


– Şiir üstüne ne varsa… (XI)


– Sanat (zanaat) ve sanatın başlangıcı (XII)


– Erkek Olmanın Dayanılmaz Hafifliği (XIII)


– Düşünce yazıları…


 

BİR CEVAP BIRAK