Sinir sınırları

Sınırlı sorumlu ya da sınırsız bağımlı bir yönetiliş biçiminiz olursa işte böyle sinir sınırlarınızı da zorlarlar…


Bir zamanlar Türkiye’nin lütfuyla yerlerinde barınabilen, Irak’ın “ the Oriental ” ikilisi, yanardöner demeçlerle, uzaktan talimatlı fikirler beyan etmekteler. Son birkaç gündür klasik Batı müziği eşliğinde çok kıvrak ve çelişkili oryantal figürler sergilemekteler.


Büyük Ortadoğu Projesinin peyzaj mimarisini belirleyenler satranç turnuvası düzenlediler ve uzaktan seyrediyorlar, bizimkiler ise hamle yapmak için 5 Kasım’ı bekliyorlar icazet derdine düşmüş durumda…


Rest çektikçe geri adım attırabilme kaabiliyeti geliştiriyor gibiyiz, ama kararlılık beyanatları verip, kararlılık gösteremedikçe restlerimiz de doğal olarak blöf gibi algılanıyor… Oysa elimizde renk ver, hem de kırmızı… Artık diplomatik yollar tükendi… Ama eğer bundan sonra geri adım atarsak, işte o zaman kendimize ve büyüklerimize güvensizlik sınırlarımıza hapsoluruz… İnceldiği yer burasıdır…


TC parlementosunun koltuğunu işgal edip, “ sizin Genelkurmayınız, sizin askeriniz, sizin vekiliniz… “  diye konuşan “ siz alamazsınız ama ben gitsem 8 erinizi alır gelirim “ ahkamıyla sınırları aşan vekilin şahsında, parlementomuzu provakasyon merkezi olarak kullananlara hadlerini bildirmekle başlamak gerekiyor… Bir Mehmet’imiz, binlerce demokratik göstergeden daha kıymetlidir…


Şehit olan erlerimizin gök kubbede sedaları  kaldı, ruhları vatan için şadoldu… Ama esir 8 erimizden ses seda yok… Medya bu konuyu nedense yeterince işlemiyor, orda esaretlerini kabullenmiş gibiyiz. Bu konuda tatmin edici resmi açıklamalar da yok. Bu çok garip… Orda kaldıkları müddetçe basiretsizliğimizin göstergesi olacaklar…


Toplumsal acımız, toplumsal psikolojimizi bozmuş durumda, insanlarımızın yüzü kasılmış durumda, herkes gergin… Mitingler, tepkiler, birlik beraberlik mesajları çok güzel ama, kendi kendimizi tatminle deşarj oluyor ve gaz yakıtımızı böyle harcıyor gibiyiz… PKK ile Kürt vatandaşlarımızı karıştırmamamız lazım. Daha fazla kamplaşmanın anlamı yok… Türk’ün Türk’e propogandası sınırlarını da aşmalıyız… Bodrum’da araçlarla korna çalarak yapılan tepki mitinginde 5000 YTL lik benzin yakıldı. Bunla 5 şehit ailesi 1 ay geçinirdi. Meydanlardaki yüzbinlerin enerjisi dayanışmaya dönüşmeli ve dünya, daha akılcı, verimli ve çarpıcı şekilde hizaya sokulabilmeli…


Eğer hükümetimiz, kendi basiret sınırlarını, ABD’nin çizdiği peyzaj sınırlarını ve K. Irak sınırlarını aşamazsa, o yüzbinlerin Hakkari’de toplanıp, sınıra doğru yürümeye başlaması nasıl bir birlik beraberlik göstergesi olur acaba dünyaya karşı…


Kurtuluş savaşından önceki ruhu yakalarsak, Birinci Dünya savaşından önceki günlere sürüklenmeyiz…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

7 − 2 =