Şirk ve sirk!

Şirk ve sirk!

0
PAYLAŞ

Halk TV’deki, Maniki Dünya, Medya Mahallesi, Halk Arena gibi programlarda, devamlı mizah yapma gereği duyulmasını ve ısrarla isterik ve zorlama komiklik üretme kaygısını anlayamıyorum… Hem de hep aynı ucuz esprilerle… Oysa Gezi ne kadar deforme ve demode ise, mizah da o kadar out… Oysa çarpıcı olmak için yaratıcı olmak lazım.

Yandaş olmayan ! kanallarda devamlı bir kah kah, kih kih… Çok mu komik bu ülkenin durumu? Çok mu eğlenceli? Nedir bu farkındalık üretme adına  sergilenen farkındalıksızlık şaklabanlığı? Gülünecek halimizi kullanıp mı ilgi yaratıyorsunuz yoksa? Programlarınızı komiklik katarak izlenir kılma çabanız bundan mı? Umrunda mı diğerlerinin sizin şovlarınız?

Öncelikli kimliğiniz ne? Rating kaygılı, ne yapsa mübah, muhteris bir medyacı mısınız, yoksa içten bir vatansever mi? Profosyonel misiniz, amatör mü?  Kendinizi ağırdan ama ucuza satarken, vatanı da yanında promosyon olarak veriyor olmayasınız farkında olarak, ya da olmadan…

Bilinçli, bilinçsiz, planlı veya plansız olarak memleketin vahim durumunu, içler acısı halini sulandırıyorsunuz. Halkın, direnç ve basiret geliştirmeye harcaması gereken kolektif enerjinin subapını açıp, gazını boşaltıyorsunuz. Kolektivitenin ve birliktelik sinerjisinin doğmadan ortadan yarılmasına sebep oluyorsunuz. Tepkiselliği ucuzlatıyor, yozlaştırıyorsunuz… Vehameti cıvıklaştırıyorsunuz. Çünkü onlar adına tepki veriyorsunuz,  güdümlü, sınırlandırılmış, kontrollü, programlı tepkilerle önce davranıp, kitlesel tepkisellik olasılığının önünü alüvyonlarla tıkıyorsunuz, denize açılacak dere ağzına konuşlanıp.

Ben sizi nadastaki verimsiz toprağa şuursuzca serpiştirilen, GDO’lu ürün üretme amaçlı, katkılı suni gübrelere benzetiyorum… Harman yapıyoruz diye, karman çorman yapıyorsunuz tarlayı… Boy atmak için sadece kendinizi sulayıp, ortamı ise sulandıran kontra sorumsuzlar kılığında, belki de sistemin kontra beslemeleri konumundasınız.

Körler sağırlar birbirini ağırlayarak ne kadar bilinç aşılanabilir?  Karşı kesimden tek kişiyi hedeflemeyen, oraya ulaşamayan, saflarına katamayan, o kesime bırak bilinci, doğruları dahi aktaramayan tıkalı kanallarda, birbirine içi boş muhtelif ve muhalif ahkamlar kesmenin, şu gidici memleketi kurtarmak adına ürettiği fayda nedir? Bu mudur eli taşın altına koymak, taşları yerinden oynatmak?

Konu komşu alışverişte görsün diye, üstelik hep aynı temcit pilavını sofraya koyarak, halkı ne kadar besleyebilirsiniz? Kendi kendinize yaptığınız standart tezarühatlarla, tribünvari sloganlarla hangi hedefi amaçlar, o hedefe ne kadar varabilirsiniz? Her gün, her hafta aynı şöven lafları kendi kesiminize tekrarlayıp, bundan alkış alarak, ego cilalayarak nereye varılır, öz tatminden başka? Ne kadar şöven, o kadar söven… Söylemlerin arasına serpiştirilen kitap tanıtımları ve reklamlarıyla pahalıya satılan kitapların paraları fakir fukaraya, bilinç havuzuna akar mı?. Ben bunları alkışlayan halktan da şüpheliyim. Bu, bir moderatör eşliğinde toplu masturbasyon çılgınlığıdır, hep beraber uyutulma ayininde, gizli ve toplu halde sarsılarak orgasm olmaktır… Halk, hergün iliği kemiği daha da emilip, daha da perişanlaşırken.

Keza Sözcü gazetesinin köşe yazarlarına bakalım. Bunlar ne kadar samimi? Kaçı içten, kaçı içten pazarlıklı? Çoğu ülkenin çarpık durumundan beslenmiyorlar mı?
Ülkenin acıklı halinin ürettiği dehşet dolu güncel malzemeleri derleyip, basılmış köşe yazılarını ardarda birleştirip, aynı malzemeyi 2 kere satmak adına kitaplar yazıp, 30-35 TL’lere milyonlarca kitap satmıyorlar mı? Samimi olsalar, o kitapları 10 liradan satıp, halka daha yoğun ve etkin ulaştıramazlar mı o müthiş bilinç yaratma fikirlerini ve komedi textlerini? Hani ucuzundan da olsa, klişe bilgi yayma görevi için, az kazanmaya tamah etmek gerekmez mi?..

Hepsi şer güçlerinin ekmeğine tereyağıdır ve üstelik hepsi üste çıkan zeytinyağıdır.  Toplumun gazını alırken, belki de yüklenilmiş bir görevi ifa ederken, organize olarak kendi köşelerini de dönme operasyonları olmasın büyük bir kısmının yaptığı… Götür ama güt, süprül ama yürüt, sat ve beslen tarzları size kimleri hatırlatıyor? Emin Çölaşan’a, Yılmaz Özdil’e, kifayetsiz basmakalıp showman Uğur Dündar’a vs. bunca alaycı, sert! muhalefetlerine rağmen neden kimse dokunmaz, hiç tanınmamış yerel muhalif gazeteciler ve sosyal medyadaki sıradan muhalifler bile alınırken, onlar sırça köşelerinde aynı ürünü defalarca pazarlayarak, otoriteye geydirerek! nasıl barınabilmektedirler? Siyasi sığınmacı statüsünde Sözcü’ye kapağı atmışken, o gazetenin sahibi kadim magazin dedikoducusu Ertuğrul Akbay’ın ŞIK olmayan bir çelişkiyle magazin eki verip, hedef kitle bulamacı yapmasına, ortalama ivmeyi düşürmesine hiçbir Sözcü yazarı itiraz etmez mi? Yoksa o sayede daha geniş kitleye ulaşıyoruz diye mi düşünürler? Bilmezler mi, şuursuz magazin aşıklarının, öyle ağır ülke sorunlarına gark olamayacaklarını, oturup uzun uzun köşe okumayacaklarını.

Taşeron zincirinde sistem yürütücüler, çarkın liğme liğme etme elemanlarını da, sistemin çaktırmadan içerden öğütücü kontra dişlilerini de aynı değirmene kurmuşlardır… Nasıl CHP, iktidarın önünü açan danışıklı bir projeye dönüşmüş ve göstermelik bir muhalefet rolüne büründürülmüşse, böylelikle muhalefet tepkisi ve alternatif türeme tehlikesi berteraf edilmişse, Halk TV ve Sözcü Gazetesi de, aynı projenin medya ayaklarıdır… Ve bence ayağa düşmüşlerdir. Bunlar, gaz birikmesini önlemek ve manupulasyon yapıp yönlendirmek adına, izleyecilerine onların duymak istediklerini verirler, bireylerin düşünüp de söyleyemediklerini bireylere satarlar, tepkiyi orda söndürürler, halkla bütünleşir görünüp, halkı bütün halinde satarlar.

Vah zavallı halkım, ahı gitmiş, vahı kalmış ülkem, iyi eğlenceler size… Bakın herşey dört dörtlük, tıkır tıkır işliyor nasılsa, ey benim çıkarı ülkesinin önünde gelen, bezirgan badem bıyıklımdan aşağı kalmayan badem gözlüm, %52’min % 90’ı,  el birliği ile çevirdiğiniz değirmen taşları, aklı, bilinci, izanı, mantığı, sevgiyi çatır çatır öğütüyor. Sizler, kelleyi koltuğa alıp protesto yürüyüşü yapan 1000 vatanseveri,  cafelerde oturduğu yerden, kahvesini yudumlayarak alkışlayan, korkak, uyanık geçinen, sistem beslemesi boş milyon kafasınız. Dümen çevirip, dümeninize geçmişlerin dümen suyunda, iyi seyirler size. Bol bol gülün düşürüldüğünüz halinize… Ülke altınızdan kaydığında, birbirinize kayar, sonra da anılarınızı yazar satarsınız, kah kah, kih kih diye…

BİR CEVAP BIRAK