‘Sistematik işkence’ye ağır ceza!

‘Sistematik işkence’ye ağır ceza!

0
PAYLAŞ

AİHM, Burdur Cezaevi’ne 2000’de düzenlenen, Veli Saçılık’ın kolunun kopmasıyla hatırlanan operasyon nedeniyle, Türkiye’yi tarihindeki en ağır tazminat-lardan birine mahkûm etti.

Cezaevi operasyonunda kolunu kaybeden Saçılık dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’le yolda karşılaşınca “Sayın bakan beni hatırladınız mı” diye sormuştu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Burdur Cezaevi’ne 2000’de düzenlenen, kamuoyunan gündemine Veli Saçılık’ın kolunun kopmasıyla gelen operasyon nedeniyle, Türkiye’yi tarihindeki en ağır tazminatlardan birine mahkum etti. AİHM, operasyon sırasında cezaevinde bulunan 24 mahkuma sistematik işkence ve kötü muamele yapıldığı, yaralı olmalarına rağmen mahkumlara tıbbi yardımda bulunulmadığı, Saçılık’ın kolunun kopması ve diğer doktor raporlarının da iddiaları kanıtlar nitelikte olduğunu belirterek, Türkiye’yi, toplam 501 bin euro tazminat ödemeye mahkum etti. Sistematik işkence ve kötü muamele ile suçlanan Türkiye ise AİHM’ye gönderdiği, itibar edilmeyen savunmasında, mahkumların asker ve gardiyanlara saldırdığını, orantısız güç kullanılmadığını, mahkumların yaralı halde bile isyan etmelerinden dolayı tıbbi yardım göremediklerini ifade etti. Ancak bu savunma, mahkumiyeti engellemedi.

İşkence ve tecavüz

Türkiye, üzerindeki tartışmalar hâlâ süren, 20’yi aşkın cezaevine eşzamanlı düzenlenen, 32 kişinin öldüğü Hayata Dönüş Operasyonu’ndan önce kamuoyunun gündemine oturan iki cezaevi operasyonuna tanıklık etti. 1999’da Ankara Ulucanlar Cezaevi’ne düzenlenen operasyonda 10 kişi yaşamını yitirirken, 2000’de Burdur Cezaevi’ne düzenlenen operasyonda, onlarca kişi işkence gördü, mahkumlardan Veli Saçılık’ın kolu, cezaevi duvarını yıkan kepçenin darbesiyle koptu. Saçılık, hastaneye kaldırıldı ancak kol bulunamadı. Kol, saatler sonra, çöplükte, bir köpeğin ağzında bulundu. Yerine dikilmesi için çok geç kalındığından Saçılık, kolunu kaybetti.

Mahkumlar, operasyondan sonra verdikleri ifadelerde, jandarma ve gardiyanların operasyondan sonra kendilerine işkence yaparak kaburgaları üzerinde zıpladıklarını, falakaya yatırdıklarını, kadın mahkumlara çeşitli şekillerde cinsel tacizde bulunulduğunu, bazı kadınların copla ve florasanla tecavüz edildiği, bazı mahkumların vinçten ve cezaevinin ikinci katından aşağı attıklarını, içinde lağım suları akan mahzenlerde tutulduklarını, hastaneye götürülürken işkenceye maruz kaldıklarını belirtti. Mahkumlar, Veli Saçılık’ın kolunun iş makinesi tarafından kasıtlı olarak koparıldığını ve bazı mahkumların kafasına hedef gözeterek gaz bombası atıldığını söyledi. Mahkumlar, Devlet Hastanesi doktorlarının dayak yemelerine sessiz kaldıklarını da iddia etti. Mahkumlar sayıca ve teçhizatça kendilerinden üstün durumdaki jandarma ve özel timin ’öldürme’ amaçlı davrandığını ileri sürdü.

Türkiye, üzerindeki tartışmalar hâlâ süren, 20’yi aşkın cezaevine eşzamanlı düzenlenen, 32 kişinin öldüğü Hayata Dönüş Operasyonu’ndan önce kamuoyunun gündemine oturan iki cezaevi operasyonuna tanıklık etti. 1999’da Ankara Ulucanlar Cezaevi’ne düzenlenen operasyonda 10 kişi yaşamını yitirirken, 2000’de Burdur Cezaevi’ne düzenlenen operasyonda, onlarca kişi işkence gördü. Burdur Cezaevi’ndeki operasyonda mahkûmlardan Veli Saçılık’ın kolu, cezaevi duvarını yıkan kepçenin darbesiyle koptu. Saçılık, hastaneye kaldırıldı ancak kol, saatler sonra, çöplükte bir köpeğin ağzında bulundu.

GÖKÇER TAHİNCİOĞLU/Milliyet

BİR CEVAP BIRAK