Siyaset Meydanı ve Başbakan

Saatimiz 00.45’i gösterirken ekranın önünden ya sabır diyerek çekildik ve çalışma masamızdaki bilgisayarımızın başına oturduk.


Programın konuğu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan.
Stüdyo konukları ise, Başbakan’a sorular yöneltmek üzere hazırlanmış       ülkenin kimi illerinden getirilmiş, değişik yaş ve konumda ki, pek çoğu öğrenci olan gençlerimizdi.


Farklı konumda stüdyo konukları da programda yer almış olabilir, ancak bir süre izledikten sonra, programın inandırıcılığı olmadığını, neyin sorulacağı ve neyin sorulmayacağının itinalı biçimde hazırlanıp kurgulanmış olduğunu görüp anladığımızda;  izleme isteğimiz kalmadığından, stüdyo konukları konusunda eksik ya da yanlış değerlendirmeler yapmış olabiliriz.


Konuya girmeden, bu ya da benzer programlara Sayın Başbakan Acaba neden örneğin Ulusal Kanal’da ya da Kanal Türk televizyonlarında katılmaz, sormak isteriz. Acaba bu kanallardan davet mi almıyor?


ATV ‘de ki program,  açıkça belliydi ki, Başbakan’ı üzmemek ve halkla iç içe olduğu intibaını vermek için, her yönüyle titizlikle hazırlanıp kurgulanmış bir programdı. Böyle olduğunu, değil Türkiye, dünya alem gördü ve anladı. Sanırız ekran karşısındakiler, programı mütebessim bir çehreyle izlemiş olmalılar.


Ali Kırca, programıyla izleyenleri tatmin edebildi mi ve objektif olduğuna inandırabildi mi? Hiç sanmıyoruz. Basında çıkan haberler doğrultusunda Kırca’nın 100 bin dolara yakın aylık almakta olduğu iddiasının, ne derece doğru olduğunu bilmiyoruz ama yüklü bir aylıkla mesleğini yürütmekte olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz.


Neden aylık konusuna girdik?


Zira, Genel basında (ulusal değil) bir çok ünlü köşe yazarı ve televizyon sunucusunun, ülke koşullarına göre korkunç sayılacak tutarda maaşlarıyla, patronlarının ve iktidarların bağımlılığından kolay kolay soyutlanamayacakları yargısı toplumda çok hakim.


Ancak, Kırca’nın, geçmişte kişiliği ve yapmış olduğu işteki başarısıyla toplumda kendisini kabul ettirmiş, halk indinde ılımlı, dengeli bir şahsiyet olarak tanındığını da söylememiz, gerçek dışı sayılmaz. Ali Kırca’nın bu tür programlarla artıları gittikçe azalıyor mu dersiniz? Bunu zaman gösterecek.


Her neyse…


Programda, izlediğimiz saatlerde stüdyo konukları tarafından Başbakan’a iki önemli soru yöneltildi. Ülkenin pazarlanması konusuyla, dokunulmazlıkların seçimden önce söz verildiği halde ve aradan üç yıl geçmiş olmasına karşın,  hala kaldırılmamış olmasına yönelikti…


Başbakan’ın sorulara karşılık vermiş olduğu yanıtları, yarım kulakla dinlemiş olmamız bile, duyduklarımız karşısında, o dakikalardan sonra, programı izlememizin gereği olmadığı yönünde karara varmamıza yetti de arttı bile.


Özellikle dokunulmazlıkların kaldırılmaması konusunda Başbakan’ın yanıtı,  yetersiz ve inandırıcılıktan bir hayli uzaktı. Sadece milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmış olmalarının meseleyi halletmeyeceğini, diğer dokunulmazlıkları olanlarınınkini de kaldırmanın gerektiğini ifade eden Erdoğan, yanıtı ile inancımız o ki, milyonlarca izleyici karşısında sınıfta kaldı.


Şimdi biz de okurlarımızın önünde Sayın Başbakan’a soruyoruz. İzleyenlerin kolay kolay unutacağını sanmadığımız, Uğur Dündar’ın yönetmiş olduğu “Arena” programına, bundan üç sene önce, iki parti genel başkanı olarak birlikte çıktığınızda, sayın Baykal’ın sorusu üzerine ne demiştiniz, daha doğrusu Türk halkına ne sözü vermiştiniz?


Biz söyleyelim; açık ve net olarak demiştiniz ki; iktidar sürecimizde milletvekilleri dokunulmazlıklarını kaldıracağız. Ortaya hiçbir koşul koymadan apaçık bu şekilde söylemiştiniz… Şimdi de diyorsunuz ki, dokunulmazlıkları genel olarak ele alıp kaldırmazsak, biz (milletvekilleri olarak) iş yapamaz duruma geliriz.


Olmadı Sayın Başbakan, açıklamanızın, kendi partilileriniz ve size oy veren seçmenler dahil kimseye inandırıcı ve samimi gelmemiş olduğunu buradan çok rahatlıkla söyleyebiliriz.


Liderler ve partiler, güvenirliklerini yitirmeye başladıklarında, başarı grafikleri hızla düşüyor demektir. Vaatlerin yerine getirilmemesi karşısında, çıkıp ortaya, “halkımızdan özür diliyoruz başaramadık” şeklinde açıklamalar yapılması yerine, samimi olmayan ve inandırıcılıktan uzak açıklamalarla durumu geçiştirmiş olduklarını sanmaları; AKP kurmaylarının, gelecek seçimde partilerinin önemli ölçüde oy kaybına uğrayacağının hala  ayrımına varamamış olduklarını göstermektedir.


Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, önümüzdeki süreçte, son olaylara ve yapmış olduğu açıklamalara bakıldığında şahsı adına, dolayısıyla partisi yönünden ciddi puan yitimine uğrayacağını söylemek, görünen köy kılavuz istemez misalinden yola çıkılarak, hiç de gerçek dışı sayılmaz.


Partisinin milletvekilleri bile hükümet icraatlarını eleştirmeye başladıysa (son örnek Milletvekili Ali Er) varın gerisini siz düşünün…


burhanaozbey@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.