Siyasetin kaygan zemindeki kaypaklığı…

Çok partili sistemlerle, yani demokrasilerle yönetilen ülkelerde siyasetin ne kadar kaygan zeminlerde yapıldığına tanık olunuyor ama geri kalmış, bizim gibi daha yeni yeni bu sisteme entegre olmaya çalışan aksak-topal demokrasilerde ise bu zemin zaman zaman kaypaklığa dönüşebiliyor.
Misal.
Hem de turfanda misal.
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin türbanın üniversitede serazat kullanılması yolundaki çabalarına MHP’nin işbirliği için kucak açması.
Kucak açma ne kelime, işbirliğine şehvetle katılması unutulur gibi.
Hatta unutulacak gibi  değil.
Menfaatler ortak hale gelince partiler mis gibi işbirliği yapabiliyorlar.
Neticede türban oylarının AK Parti açısından “ çantada keklik” olmaktan çıkarılması için MHP’nin akil adamları, Devlet Bahçeli’yi ikna etmişlerse buna şaşmamak gerek.
Tabii ki iktidardaki bir partinin muhalefetle işbirliği yapması karşısında anamuhalefet CHP ne yapacak?
Kendi cephesinde yer alması ve iktidara yüklenmesi beklenen MHP’nin ikircikli davrandığını ortaya koyacak. Oy peşinde yeni bir hesap içinde olduğunu dünya alema ilan edecek.
Nitekim öyle gelişti olaylar
Yani iki muhalefet partisi birbirine düşecek duruma geldi ve suçlamalar aldı başını gitti…
Ağza alınmayacak düzeyde karşılşıklı suçlamaları gözlemledik günlerce.
İşte siyasetin kaypak yanı.
Peki en turfanda misali ne zaman yaşadık?
Ordumuzun kar-kış demeden Kuzey Irak’daki şer odaklarına kurutmak için yaptığı son operasyonda yaşadık.
Bu olay için takvim yapraklarını biraz geriye çevirelim.
CHP ve MHP aylardır ordunun neden operasyon yapmadığını sorguluyorlardı.
“Teskere çıktı, yürürlüğe girdi, ordu hala niye bekliyor?” diye günlerce eleştiren, hedef tahtası yapılan hükümete veryansın edilen günleri unutmuş değiliz.
Diyelim ki geçtiğimiz Kasım ayında Erdoğan Bush’un ayağına gitti.
Anlık istihbarat ve işbirliği sözü aldı.
Kuzey Irak’a sınırlı bır operasyon için izin aldı.
Yanlıştı, doğruydu tartışmıyorum.
Ama gerçek bu. Adına izin deyin, ayağına gitti deyin, diz çöktü deyin ne derseniz deyin. Eğer ülke olarak, helikopter yedek parçası için ABD’ye hala muhtaçsanız ve binlerce kilometre katedip Irak’ı işgal eden, etmekle kalmayıp batağa saplanan bu ülkenin güçlü olduğunu ya kabul edeceksiniz, ya reddeceksiniz.
Kabul ettinizse koşullara uyacaksınız.
Uymak zorunda değilseniz, dış politikanızı yeni bir dünya miğferinde kurmaya çalışacaksınız.
Şu anda eğer ABD’nin müttefiki ve stratejik ortağı iseniz güçlü olanın şartlarına evet demek zorunda kalacaksınız demektir. Bu gerçeği görmeden kabadayılık yapmak, bekar adama karı boşamaya benzer.
Neticede ordumuz zamanı geldi ve Kuzey Irak’a kara harekatı başlattı.
İster savaş, ister operasyon ve isterse PKK kamplarına yapılan harekat deyin, bunun planını kim yapacak?
Tabii ki Türk Genel Kurmayı.
Ne zaman harekat başlayacak, hangi noktalardan hedefa yaklaşılacak, nereler bombalanacak ve ne zaman geri dönülecek gibi konularda halkı bilgilendirme diye bir görevi yok askerlerin.
Askerler işlerini yaparlar ve sorumlu oldukları mercilere gerekli bilgileri aktarırlar.
Operasyonun bitişi, geri dönüşü saati saatine, dakikası dakikasına basıne medyaya ve de muhalefet partilerine verilmesi, davul zurma eşliğinde bunun ilan edilmesi beklenebilir mi?
CHP ve MHP’ye göre beklenir.
Buyrun iki düşman ve kanlı bıçaklı görünen MHP ve CHP’nin işbirliği etmek zorunda kaldıkları konuya bir bakın.
Her iki partinin; askeri hedef alıp “neden erken döndünüz? Biz biliyoruz ki ABD çıkın dedi çıktınız” mealindeki incitici ve kırıcı olduğu kadar amacı aşan ithamları, size siyasetin ne kadar kaypak olduğuna örnek teşkil etmiyor mu?
İşte benim üzerinde durmak istediğim nokta, suçlamaların ağır ve haksız olması yanında, siyasetin böylesine ucuzlatılması.
Menfaat olunca iki düşman parti arasında birden bahar havasının estirilmesi…
Aynı ortak paydada buluşulması.
Bir gün önce türban konusundaki kırıcı sözlerin unutulması.
Oynak zemin üzerinde bir gün sonra siyasi slalom yapılması.
Üstelik tek ve üzerinde titrediğimiz ordumuzu yıpratma bahasına bir slalom.
Yazık..
Çok yazık.
“Siyasetciye güven neden azalıyor” diye sormaya gerek var mı?
“Bazı partiler neden iktidara gelemiyor” sorusuna yanıt bulmak o kadar kolaymış ki meğer.
Ama gözlerimizi bazı gerçeklere hep kapamışız.
Hala da kapıyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.