Siyasetin sefaleti

Türkiye’de siyaset ve siyasetçinin sefaleti ile karşı karşıyayız. Halk, Cumhurbaşkanı’na, TSK’ne ve devlete olan güvenini azaltmaksızın siyasete ve siyasetçiye olan güvenini yitirmiş görünüyor.


Ülkemizde Başbakan, konuşmalarının önemli bir bölümünde Dördüncü Kuvvet olarak değerlendirdiğimiz medyaya yönelik ağır eleştiriler ve suçlamalarda bulunuyor. Milli Eğitim Bakanı ile bilim yuvası üniversiteler arasında bir kavga yaşanıyor. Maliye Bakanı, kaçak villaları, spekülatör iş adamları ile gizli görüşmeleri, oğluna yönelik vergi indirimleri ile gündemde.


Böylesi koşullarda Başbakan’a bir çift söz söylemek, Başbakanlığın geçici olduğunu hatırlatmak için yanına yanaşıp saygılı biçimde kendisini uyarmak isterseniz, vay halinize ! Mersin’li çiftçi gibi başınıza neler gelmez. Belki dayak yersiniz, hakarete uğrarsınız ve belki de tehdit edilirsiniz.


Televizyonda yayınlanan bir haber bültenine göre, Başbakan’ı 4 güvenlik koridoru ile 280 güvenlik görevlisi koruyormuş. Kime karşı korunuyor Başbakanımız? Mersin’li bir çiftçiye karşı mı korunuyor ? Halkına karşı mı korunuyor ? Bu vatan topraklarında, 280 güvenlik görevlisinin maaşı,  halkına karşı Başbakanını koruduğu için halkın vergilerinden karşılanıyormuş. Bu Başbakan, basına, üniversite Rektörlerine, kendisine derdini anlatmaya çalışan gariban bir çiftçiye, halkına karşı çok sert. Kime karşı yumuşak dersiniz ? AB sözcülerine mi, ABD yetkililerine mi ?  Soros ya da Ofer gibi iş adamlarına mı ? Bu sorunun yanıtını, gerçekten bilemiyoruz.


Yaklaşık 25 yüzyıl önce Sokrates,


“Bir şey biliyorum, o da hiçbir şey bilmediğim” demişti. Sokrates’in bu ünlü sözünü hepimiz hatırlarız. Ne var ki, bu sözün devamını bilenlerimiz azdır. Sokrates, bu sözü söylemiş, ancak devam etmiştir :


“Politikacılar da hiçbir şey bilmiyor, ancak her şeyi bildiğini sanıyorlar.”  Bu sözler, Sokrates’in sonunu hazırlayan düşüncelerinin ve cesaretinin parçalarıdır.


Sokrates, Eski Yunan politikacılarının kurduğu bir jüri ile yargılanmış ve baldıran zehiri içerek ölüme mahkum edilmiştir. Aynı Sokrates, kendisine kaçmayı öneren arkadaşlarına çok büyük bir ders vermiştir.


“Eğer kaçarsam, beni haksız yere yargılayan politikacıları haklı çıkarmış olurum. Ben, kaçmayarak onları haksız bırakacağım.”


Bugün de bazı politikacılar her şeyi bildiklerini sanarak halkı aşağılıyor ve basına saldırıyorken, düşünceleri nedeniyle Sokrates gibi yargılanıp cezalandırılanlar yok değil.


Halkına karşı yüzlerce güvenlik görevlisi ile korunan bir Başbakan, Çapa Tıp Fakültesi’ne gelişinde öğrencilerin protestosu ile karşılanıyor. Haber Bültenlerinden izledik. Protestocu öğrenciler, “Tayyip, ÇAPA’dan Defol !” diye bağırıyor. Polisler, protestocu öğrencileri gözaltına alıyorlar. Böyle demokrasi, böyle düşünce özgürlüğü anlayışı, böyle demokrasi havariliği olmaz Sayın Başbakan. Kendisini barışçıl biçimde protesto ettikleri için öğrencilerin gözaltına alınmasına göz yuman bir Başbakan, demokrasi sözcüğünü ağzına almaya layık değildir. Türkiye, siyasetin ve siyasetçilerin sefaleti ile karşı karşıyadır. Bu siyaset, siyasetçi ve kafa ile Avrupa Birliği’ne girmek değil, yanına bile yanaşamazsınız Sayın Başbakan.


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.