Siyasi cambazlıkların kara kutusu: İmza olayı

Siyasi cambazlıkların kara kutusu: İmza olayı

0
PAYLAŞ

Siyasetimiz bir sınav veriyor.
Söyledim, kırılma noktası bu. Biliyoruz ki hiçbir zafere gül bahçelerinden gidilmiyor.
Ve yine biliyoruz ki bu iş burada kalmayacak.
Eşilip deşilip sorumlular çıkacak. Belki birilerin canı yanacak ama iyi olacak.
Hakkı Atun’un söylediği gibi, bu vatan için onlarca şehit vermiş bu ülke siyaset şehidi de verebilir elbet.
Eldekilerden vermek, mevcut sahipliklerden vazgeçmek kolay olmasa da temiz bir toplum için diyet ödemek gerek…
Tutuklamayla başımıza taş düşmüş değil. Elbet bu millet etrafta ne döndüğünden haberdardı ama nedense düşünmemeyi, itaat etmeyi öğütleyenlere biat etti…
Üç maymunu oynayan millet her şeyden elini eteğini çekmeyi yeğledi. Ve düşünenler varsa da sustu…
Bir gün bir şey oldu, atılan bir imza ayaklara dolandı. İki bürokrat tutuklandı, ortalık allak bullak oldu.
Siyasi cambazlıkların kara kutusu bu imza.
Yeni Düzen Gazetesi güzel bir haber çıkarmış. Sahte imza olayı avukatlara ve eski bir yargıca sorulmuş. Avukat Boysan Boyra, “Eski müsteşar ve müdürün yazıyı basına vermesinden çok, bu yazıyı kimin hazırlattığı önemlidir” demiş.
Avukat Ezer Özsoy; “Sahte belge düzenlemek 6-7 maddeden oluşur. Ve kendi içerisinde suçun içeriği incelenmelidir. Durum üç yıldan müebbete kadar değişebilir” ifadelerini kullanmış.
Eski Yargıçlardan Hasan Sözmener ise, Kamu Hizmeti Komisyonu üyelerinin suçlandığı davaların ağır cezalık davalar olduğunu ve 10 yıla kadar hapis cezası içerdiğini dile getirmiş.
Hayli gergin ve hayli muammalı bir süreç bizi bekliyor.
“Sonu nereye kadar giderse gitsin” dedi Başbakan İrsen Küçük…
“Gittiği yere kadar gitsin” dedi TC Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay…
Gittiği yere kadar gidecek bu dava çünkü sadece yargıya değil vicdanlara da havale edildi. Dolayısıyla bundan sonra atılan adımların vicdanlarda karşılık bulması gerekiyor.
***
Burada bir noktayı vurgulayalım. Bu partilerin biri kötü, diğerleri piru pak değildir.
Sorun o parti bu parti sorunu değil, bir sistem sorunudur. Gelip de götürmeyen, hileye desiseye başvurmayan yoksa orada durup, çarkın dönüşünü, dişlilerin kimi ezerek enerji oluşturduğunu düşünmek gerekiyor.
(Bu ‘götürme’ işine bir milat aramaya kalkışmamak lazım. Çünkü sistem kendisi bile unuttu ne zaman başlattığını…)
Özetle diyorum ki; Hele şu karakutu bir açılsın, seyreyleyin cümbüşü… Mahkemenin kadıya mülk olmadığı gibi, koltukta siyasetçilere mülk olmaktan çıkacak artık.

BİR CEVAP BIRAK