Siyasi süreçte Türkmenler de yer alıyor

Ülkede demokratik sürecin 2003 yılından bu yana başlamasına rağmen Türkmenler büyük ölçüde dışlanmışlardı. Ancak meydana gelen bazı olumlu gelişmeler Türkmen siyasetçilerinin de devletin üst kademelerinde yer almaları için zemin hazırladığı görülüyor.

I. Dünya Savaşı sonrası dönemde Genç Türkiye ile İngiltere arasında anlaşmazlık noktası olan Musul Meselesi, İngilizlerce Milletler Cemiyeti’ne sevk edilmişti. M.C. 16 Aralık 1925 tarihinde, o dönemin dünya jandarmalığını yapan İngiltere lehine karar alıp Musul ve Kerkük’ün Irak Krallığı’na bırakılması kararını almıştı.

Karara büyük tepki gösteren Türk hükümeti, içinde bulunduğu şartlardan dolayı sorunun daha fazla büyümesine dayanamayıp nihayet 5 Aralık 1926 tarihli Ankara Anlaşması’nın imzalanmasıyla o topraklardan vazgeçmek mecburiyetinde kalmıştı. O günden itibaren bölgede yaşayan Türkmen halkı, devlet tarafından hep dışlanmıştı.

2003 sonrası dönemde Irak’ta demokratik sürecin başlamasına rağmen Türkmenler yine, diğer gruplar tarafından adil muamele görmemişlerdi. Ancak 2005 yılında yapılan parlamenter seçimlerdeki başarısızlıkları, daha da güçsüzleşmelerine neden olmuştur. Fakat 7 Mart 2010 seçimleri sonrasında meydana gelen gelişmeler, Türkmenlerin de diğer etnik ve mezhepsel gruplar gibi karar alma mekanizmasında yer alacakları sinyallerini vermektedir.

Türkmenlerin milliyetçi, ulusalcı ve mezhepsel olarak bölünmeleri 2005 yılı seçimlerinde başarısız olmalarına neden olmuştu. Bu olumsuz gelişme siyasi süreçte pasif duruma düşme sonucunu da beraberinde getirmişti. Ancak 7 Mart 2010 seçimleri sonrasında bir denge unsuru olarak ortaya çıkan Türkmen kitlesi, Irak’ta kilit nokta haline gelmişlerdi. Siyasetçiler, kendilerini farklı listelerden aday göstermişlerdi. Meclise girmeyi başardıktan sonra Türkmenleri ilgilendiren hayati meselelerde, üyesi oldukları kitleleri Türkmen lehine karar almaya teşvik veya zorlamaları bir başarı olarak addedilmekteydi.

Şimdi de Türkmenler, hak etiklerinin bir kısmını elde etmeyi başarmış durumdalar. Türkmen milletvekilleri bir araya gelip Cumhurbaşkanı Celal Talabani’yi ziyaret etmişlerdi ve Cumhurbaşkanı Yardımcılıklarının birinin Türkmenlere verilmesini talep etmişlerdi. Talabani’nin bu talebe sıcak bakması da Türkmen-Kürt yakınlaşmasının bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.

Cumhurbaşkanı Yardımcılığına birçok Türkmen siyasetçinin talip olmasına rağmen henüz hiçbir Türkmen kuruluşu, adayının ismini açıklamamış vaziyette. Bu durum Türkmen siyasetçilerin, kimi Cumhurbaşkanı Yardımcılığına getirecekleri konusunda henüz bir anlaşmaya varmadıklarını göstermektedir.

Ama bu iş sadece siyasetçilerin anlaşmaları ile sınırlı kalmayacağını da belirtmek lazım. Bu göreve getirilecek kişinin belli kriterlere uygun olması gerekmektedir: İlk olarak halk tarafından sevilen bir şahsiyet olmalıdır. Sonra siyasi deneyime sahip, başka bir deyişle 2003 yılı öncesi dönemde Saddam Hüseyin rejimine muhalif grupların içinde yer alan birisi olmalıdır. Daha sonra tüm Türkmen kurum ve kuruluşlarına aynı mesafede olması tercih edilmektedir…

Türkmenlerin yeni hükümette, sadece Cumhurbaşkanı Yardımcılığı değil Ulusal Stratejik Siyasetler Meclisi’nde yer almaları ve iki bakanlığın Türkmen kitlesine verilmesi bekleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.