Sizde Kalan Yaşı, En Güzel Halidir Sevgilinin

PAYLAŞ

Bıraksanız, uçup gidecekmiş sanırsınız. Bıraksanız, bir daha geri dönmeyecekmiş gibi hissedersiniz, terk etmiş, yüz üstü bırakmışsınız gibi düşünürsünüz.

Nefes çoğalır, göğüs kafesini zorlar, “bırak beni gideyim” der gibi boğulur içinizde. Siz de boğulursunuz, birbirinizi bırakamamaktır boğulmak çünkü.

Vazgeçemeyiştir, vazgeçemediğimiz her şey ak düşürür duygu usumuza…

İçimizde büyüttüğümüz, içimizde yaşattığımız, içimizde beslediğimiz ortak anılar, aynı zamanda iç bir isyanın şarapnel parçalarıdır, barışa ihtiyacı vardır, huzura ama yaralar izin vermez, mutlaka kanar içimizin kenar mahallelerinde.

Kolay değildir hayata yeniden başlamak, kaldığın yerden devam edebilmek. “Neden, neden?” sorularının sizi yokladığı o anlar, yani geceler ve sabahın ilk uyanışında, elinizle yokladığınız öteki yanınızdaki olmayışlar. Gerçeği yeniden hissetmek yani, olmadığını bilmekten değil, hiç olmayacağını bilmekten çarpılırsınız kendinize.

Yokluğu okşar elleriniz, var-mış, orday-mış gibi sarılırsınız sevgiliye.

Elinizde kalır eliniz, dudaklarınızda dudaklarınız, teninizde teniniz ama en güzel kokusu, en güzeli, yani tenin tene ektiği tek şey örter üşüyen yanınızı.

O koku ki yalnızlığınızı alır lakin kimsesizliğinizi verir yeniden ruhunuza.

Paydalar eşitlemez içinizde yoklukları.

Bilirsiniz, eksik olan yanınızdan çoğalır, tutunursunuz.

Tutunduğunuz her dalın kırık olduğunu bile bile hem de.

Olsun, acımadan dinmez bazı sızılar.

Acılardır biraz insanı insan yapan. İçinizde yaşayan ve mutlak olan umudu yaşatır.

Var olduğunuzu ve var oldukça yaşatacağınız bir sevginin olduğunu bilmekten tutunursunuz muhakkak.

Tutunmak vicdandır, vicdan ise insan. İnsan ise sevmektir yeniden. Unutmadan ve utanmadan, çırılçıplak sevebilmenin yürek işçiliğini yapabilmektir.

Cümlelerin ve kelimelerin içinde bir iz sürmektir. Sürdüğünüz hep kendi izinizdir.

Yürek ağrısı saatlerde uyanıp, pencere pervazına büzüşen bedeninizin, kendi içine çöküşü, sokağı adımlayan bir bilinmez siluetin ayak yankısında, diken diken kabaran teninizin dikkat kesilmesi hiç ama hiç bitmeyecektir.

Kapı bir daha aynı heyecanla çalınmayacak ve aynı heyecanla koşulmayacaktır. Bir irkinti, yapışıp kalacaktır sevincinize.

Hiçbir acı teselli kaldırmaz. Mecburiyetlerden dinlenilir hepsi. Bir an önce defolup gitsinler diye katlanılır.

İnsanın kendisine tek tesellisi, gerçeği biliyor olmaktır.

Başka hiçbir teselli bu kadar zalim ve bir o kadar onarıcı olamaz.

Aşk ayrılıkları değil, bir daha olmayacak olandır en acı veren. Ansızın hayatı terk etmiş olanın kendisidir. İlkinde yaşadığını ve bir yerlerde olduğunu bilmek avutur insanı. İkincisi ise yoktur artık.

Sizde kalan yaşında bakarsınız ona hep. Sizde kalan yaşında hatırlarsınız.

Sizde kalan yaşı, en güzel halidir sevgilinin.

Hiçbir şey anlatamaz bu yanını duygunun. Tarifsiz ve yeri doldurulamaz bir özgürlüğü vardır bunun. Üstüne her söz kelepçe, her kelime zincir, her cümle pranga olur.

Çünkü: Sevgi hep kendi dilinde sevişir.

Çünkü: Herkes kendi teninin dilini, sevdiğinin teninde şifreler.

CEVAP VER