Sizler değil miydiniz?

Sevgili okurlar, fareler gemiyi terk ediyor. Bunun ne anlama geldiğini çok iyi biliyorsunuz. Ülkemizin “Her devrin medyası” hem genel hem de yerel medyada, artık kuruyan AKP pınarının başından ayrılıp yeni “çağlayan pınar” arayışlarına girmiş durumda.


Her konuda vatan millet diye ahkam kesen, bizim kulvarın yerel bazda görev yapmakta olan bir gazetecisi ve köşe yazarı zat-ı muhterem; son yazılarından birinde, AKP’nin halkı aldattığını, hak hukuk diye bir şey tanımadığını, yolsuzlukların üzerine gidemediği gibi, yetimin hakkını koruyacağız diye meydanlarda halktan oy istemesine karşın, bırakın yetim hakkını korumayı, devletin kaynaklarını yandaşlarına peşkeş çektiğini dile getiriyor.


Günaydın beyim!..


“Daha önceleri nerelerdeydiniz”?
Türkiye karaya oturunca mı, AKP “tu kaka” parti oldu?
Yakın zaman kadar sizler değil miydiniz,  gazetem ve kendim için iktidardan ne kapabilirim hesabı ile bu partiyi, ortada hiçbir icraatı yokken, köşelerinizde aylarca göklere çıkaranlar? 


Üç yıl ayni hesabın peşinde, rant sağlamak için gazetenizde ve köşenizde her şeye karşı sessiz sedasız kalıp; bol bol bakan, milletvekili, belediye başkanı, il başkanı “yağlayan” sizler değil miydiniz?


Sizler değil miydiniz ilinizden çıkan bakanları, ilk günlerde eşi benzeri bulunmayan mükemmel siyasetçiler olarak, sütunlarınızda, köşelerinizde göklere çıkaranlar?


İllerinden seçilmiş bakan eşleriyle bile ilk kez telefonda konuşmuş olmayı büyük bir “paye” ve “başarı” sayarak gazetelerinde: “bugün sayın bakanımızın saygıdeğer eşi ile telefonda konuştum. Çok değerli bir hanımefendiydi…”(bir telefon konuşmasıyla nasıl değerli olduğunu anladıysa) şeklinde allı pullu cümlelerle okurlara duyuranlar sizler değil miydiniz?  Arşivler ortada…


Şimdilerde halkı aldatıyor diye yakındığınız AKP’den hiç geri kalmaksızın, bu zamana değin, AKP’yi üç yıla yakın, köşe yazılarınızda, gazetelerinizdeki  haberlerinizde şişirerek, halkı asıl aldatan sizler değil miydiniz?


Ne zaman ki belediyelerden gelen reklam ve ilan pastanız düştü, AKP pınarı kurumaya başladı, rakip gazeteler hızlı davranarak belediyenin baskı işlerini alarak AKP’ye kendilerini sizden önce sevdirdiler (!); işte o zamandan bu yana, halk adına değil de, kendi adınıza hareket ederek AKP’yi sürekli “tu kaka” ilan etme çabasında olan sizler değil misiniz?


Napolyon boşuna dememiş demek “para, para, para “ diye.


Bir tutturmuşsunuz “İyi adam” teranesi…  Bal alacağınız, ya da belayı defedeceğinizde arkasına sığındığınız iki kelime  “İyi adam”. Bu zaman kadar bir ilimizde ne kadar vali, belediye başkanı, emniyet müdürü, rektör, başhekim ve iktidar partisinin milletvekili ve il başkanı gördüysek, o ilin gazetecisi ve köşe yazarı olarak sizin indiniz de ve gazete sayfalarınızda, birkaç istisna dışında, hepsi! “İYİ ADAM” dı!..
Tabi bunlardan biriyle çıkar çatışmanız olmadığı sürece!


Gazetecilik bu mu?


Her gelen iktidarın uydusu ve borazanı mı olmak! Hem de “biz tarafsız, objektif, halkın yanında ve doğruları dile getiren anlı şanlı bir gazeteyiz…” masalını okuyarak! Sonra da AKP halkı aldattı, yetimin hakkını korumadı, devletin kaynaklarını yandaşlarına peşkeş çekti ya da çekiyor diye haber ve yorumlar yaparak halkın karşısına çıkmak!.. 


Peki siz kimi bu tarz yayınlarınızla kandırdığınızı sanıyorsunuz, söyler misiniz?


Yerel gazetelerde ailelerinin geçimi için, başkaca iş bulmadıklarından çalışmak zorunda kalan çok sayıda değerli meslektaşımızın, gazetecilik adına içlerinin kan ağladığını, yukarıda ne yazmışsak aynen bizim gibi düşündüklerini, ancak ekonomik zorluklar nedeniyle ellerinden bir şey gelmediği için, çaresiz kaderlerinin ve gazete ve televizyon patronlarının yolunda gitmek zorunda olduklarını biliyoruz…


Hiç kuşkunuz olmasın, erken seçim yapılıp bugün iktidar değişse, genel medya (ulusal değil) başta olmak üzere,  bölgelerde ve illerde yukarıda özelliklerini saymaya çalıştığımız, “erdemli(!)” gazete ve köşe yazarlarımız(!), iktidara kim gelirse gelsin, ilk günden itibaren o partinin şakşakcısı olacaktır. Tıpkı başlangıçta AKP’ye yaptıkları gibi… Bundan hiç kuşkunuz olmasın!


Sonra da beyzadelerin; “gazetelerimizin trajları çok düşük. Halk gazete okumuyor” yakınmaları alıp başını gidiyor.. Siz halkı aptal mı sanıyor sunuz? Hangi gazetenizi ve neden okusun ki? Her dönemde olduğu gibi bugün de yapmış olduğunuz iktidar yalakalıklarını ve düzmece haberlerinizi okumak için mi alsın gazetenizi? Aptal yerine konulduğunun kanıtı için mi oyunlarınızın piyonu olsun?


Söyler misiniz,  yerel basın olarak, gazetenizde kaç tane doğruları yazan, gerçek anlamda halkın yanında olan, patron ve iktidar uşaklığı yapmayan birikimli ve değerli yazara yer veriyorsunuz?  Geçim zorluğu içersinde ki üç beş çaresiz meslektaşımızı “geyik muhabbeti” yapsın diye halkın karşısına çıkarmakla nereye kadar gazetenizi saygın ve okunur hale getirebilir siniz?


Dün yerden yere vurduğunuz, hakarete varacak ölçüde eleştirdiğiniz insanlar hakkınız da davalar açıp mahkemelere verdiğinde; bu kez açmış oldukları davalardan vazgeçmeleri için, yüz seksen derece dönüş yaparak, o insanları gazetelerinizde  “İyi adam” , “İyi yönetici”  kelamlarıyla halka lanse etmenin en hafif tabiriyle, halkı aldatmak ve okuru enayi yerine koymak olduğu bilmiyor  musunuz? 


 Fecaat bu boyutta iken, okur gazetelerinizi neden okusun ve değer versin ki”
Ne demiş atalarımız:
“Batarken gemiyi ilk terk eden fareler olurmuş…”
Başka söze gerek var mı?



E-mail: burhanaozbey@yahoo.com 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.