Sıkışan toplum enerji biriktirir

Sıkışan toplum enerji biriktirir

0
PAYLAŞ

AKP iktidara kimlerin desteği ile geldiğini pekâlâ biliyordu. Bu parti yolun yarısına kadar da kimlerin desteği ile yürüdüğünü de çok iyi biliyordu. Bugün paralel diye dışladığı güç toplumun tabanından organik olarak yükseldiği için şiddete başvurmadan, suhuletle partiyi iktidara taşıdı. Toplumun tabanından organik olarak tedrici yükseliş yapan paralel güç her halükarda kendi paraleli tarafından dışlanıp, sistem dışına itilmeye çalışılacaktı. Nitekim AKP, örgütsel ve mali becerileri ile toplumda yerini sağlamlaştırdığını anladığında, yönetsel ve parasal parsa paylaşımı nedeni ile açığa çıkan çatışmalar sonucunda paraleli itti ve tek başına iktidar olduğu zehabına kapıldı.

AKP’nin 2012 yılında paralel ile birlikte iktidara oturması nasıl Türkiye’nin karanlığa gömülmesinin başlangıcı oldu ise, AKP’nin paraleli itmesi de bizzat AKP’nin sonunun başlangıcıdır. Bunun iki sebebi var. Birincisi, paralel doku salt paralel olmayıp, AKP’den de derinlere kök salmış ve dış bağlantısı olan bir organik yapıdır. Öyle gözüküyor ki, paralel yapı AKP gibi salt lidere de bağlı olmayıp, uzun yıllar içinde oldukça köklü organize olmuş bir dokusal oluşumdur. Bu yapı, maalesef, Türkiye’nin içinden yükselen ve dış güçlerce de desteklenip benimsenen, adeta meşruiyetinin ilanını bekleyen bir yapıdır. O nedenle, sanırım halkın önemli kesimi tarafından sempati ile karşılanan bu yapı çok tehlikelidir ve kanser gibi toplumun bağışıklık sistemini paralize ederek hızla tüm dokulara sirayet gücüne sahiptir. AKP’nin gericiliğe bu denli yaslanması da, öyle anlaşılıyor ki, paralel yapının önemli yaşam damarlarından birini tıkamaya yöneliktir. Gerici politikalarla gericiliği frenleme çabası! Din olgusunun toplumda yaygınlaştırılması konusunda AKP’nin paralel yapı karşısındaki cehaleti çok açıktır.

İktidardaki AKP ise bir yandan konumunu koruyabilmek diğer yandan da paralelin önünü kesebilmek için toplumu gerici politikalar içinde hapsetmeye yelteniyor. Akraba ve yandaş yönetimi ile devlet idaresini aşiret yönetimine dönüştüren AKP, içte baskı politikası uygularken, dışta da Türkiye’nin itibarını zedelemektedir. Tarihsel yürüyüş zorbalıkla tutulamaz, şiddetle de geriletilemez. Geçici zaman için geriletildiği zannedilen tarihsel yürüyüş, ilerleyemediği zamanda sıkışmalar oluşturup, olgunlaştığında patlayarak yolunu açar. O nedenle, demokrasi ve uygun devlet yönetimi salt halk için değil, bizzat işbaşında olan ve halka bu yönetim biçimini reva gören yöneticiler için de geçerlidir.

Tarihi geçici süre için durduran ya da gerileten iki unsurdan biri cehalet ve dincilik, diğer ise baskı ve şiddettir. AKP yönetimi bu iki politik araca da başvurduğuna göre, bu yönelişin nedenini kurcalamak zorundayız. Sebep çok açıktır; artık toplum yönetilemediği gibi, girilen yoldan çıkmak da kolay değildir. Bu yoldan çıkışı işbaşındaki siyasi güç yapmak istese dahi, bilinen nedenlerden dolayı, yapamaz. O zaman halkın kendi içinde örgütlenmesi ve harekete geçmesi gerekmektedir.

Halk örgütleniyor, fakat maalesef AKP’nin ekmeğine yağ sürercesine anayasa yapılması meselesini tartışıyor. Anayasa meselesini tartışmak, yürütülen tartışmayı fevkalade ustalıkla kendi hizmetine uygun hale dönüştürmede mahir AKP’nin anayasa yapma yolunu açmak anlamına gelebilir. Oysa bu ortamda ve halen iktidarda olan ve liderlerinin biyolojik ömürlerinin sonuna dek iktidarda kalmayı hedefleyen bir kadro ile anayasa yapılamaz, yapılmamalıdır. Bugün anayasayı tartışan heyet AKP’nin iktidara geldiğinde de bu heveslere kapılıp proje yapımına giren Ankara merkezli gurubun başlangıçtaki umut ve son aşamadaki umut kırıklığını gözden geçirmelidir. Ne o olay sürpriz idi ne de bugün orada burada toplanıp meseleyi “teorik boyutu “ ile tartışmaktan haz duyan gurubun yaşayacağı hayal kırıklığı sürpriz olacak. Siyasete katılmak fevkalade medeni bir davranıştır, ama ortada konuşulabilir siyasetçinin olduğu ortamlarda bu mümkündür. Yabancı ülkelerce Türkiye’ye verilen mesajları halkımıza yanlış ver çarpık yansıtarak, yabancılara karşı halk gücünün arkaya alındığı intibaını yaratmak kimseyi aldatmayacağı gibi, Türkiye’nin itibarını da yükseltmez. Yabancı liderlerle politik münakaşa yerine onlara çatmak zihinsel beceriksizliği gösterir ve karanlıkta rakibini döven korkağı simgeler. İç politikaya yönelik böylesi hayali çatma seanslarında mahalle ağzı ve söylemini kullanmak da, psikolojik anlamda, iç korkular karşısında baba ocağının güvenli ortamına sığınmaktır. Böylesi babasını halledememiş ergen olmayan bir birey davranışının çaresizliği karşısında Batı sadece güler. Cehalet cehaleti destekler ve gerçeğin net algılanmasını engeller. Türkiye, bir yandan tabandan yükselen örtülü paralel güç, diğer yandan da yukarıdan uygulanan aleni siyaset baskısı arasında sıkışmıştır ve enerji biriktirme sürecini yaşamaktadır. Türkiye içte olduğu gibi dış âlemde de yönetilmemekte, sürüklenmektedir. Umalım, bu sürüklenme ve enerji birikimi ülkeye ve halkımıza çok pahalıya patlamasın.

BİR CEVAP BIRAK

three × 1 =