Slovakya’da bir festival akşamı

Slovakya’da bir festival akşamı

0
PAYLAŞ

Cumartesi akşamı, bu küçük kasabada, Rus Kültür Festivali başladı. Festivalin açılışında, bizde olduğundan daha fazla, potokol konuşmaları, neredeyse bir saati buldu ve program başlayabildi. Bir kasaba ölçeğinde değerlendirildiğin de, bir çok ilimizde olmayan, büyüklük ve güzellik de olan bir salondayız. Sahne önü, yarım daire şeklinde büyütülmüş, üç bölüm halinde basamaklandırılarak genişleyen bir salon. Masalarda, şarabınızı da yudumlayarak konseri izleyebiliyorsunuz.

Festival’in açılış konseri, Oda Müziğine ayrılmış. İlk eser olarak da, Rachmaninov programda yer alıyor. Alekej Kornıenko, Rachmaninov’un ‘Morceaux de fantaisie’ eserini seslendirdi. İkinci eser olarak da yine bir rus bestci prgrama alınmıştı. Çaykovski’nin, keman ve piyano için, iki eseri seslendirilirken, Elena Denisova, kemanıyla piyanoya eşlik etti. Bu eserlerde, kemanın ön plana çıkması ile dışarıda ki kuş sesleri, bu kez adeta salonun içinde yankılanıyordu. Elena Denisova’nın eserleri seslendirme de, kemanı ile bütünleşmesi, gerçekten izlenmeğe değer bir güzellikteydi. Son eser ise, Brahms’dan seçilmişti. Bu seslendirmeye bir keman daha ve bir de Viyolonselin katılımı ile konser sürdü.

Konserden çıktıkdan sonra, bahar akşamı alabildiğine, ağaçların yapraklarının rüzgarda çıkardığı hafif sesler ve çiçekleri açmış dallar ışıklandırıldığında, gündüzün parlaklığı, gecenin başlangıcında da sürdürülüyordu. Şaşırmamak elde değil. Küçücük bir kasaba, güzel büyük bir salon ve müzik festivali. Sade müzik festivali ile de yetinilmemiş. Festivaller sürdürülüyor.

Haziran ayında burada, bir film festivali de var. Yollarda festivale katılacak olan filmlerle ilgili olarak yapılmış, dev panolarda filmlerin afişleri ve fotoğraflarla, duyuruları yapılıyor. Bizden filmler de var. “Art Film Fest”, 16-23 Haziran tarihleri arasında yapılacak. “Kuma” va “Can” filmlerinin afiş ve duyuruları dikkatimizi çekiyor.

Kasaba, sağlık turizmine yönelik, otel ve pansiyonların yer aldığı bir yer. Kür merkezinin ünlü olduğu belirtiliyor. Orman içinde olması, yapılaşmanın çok az olması, sakin görüntüsünün güzelliğini daha da arttırıyor. Eski br hamam restore edilmiş. Binalarda da restorasyon çalışmaları var. TOKİ benzeri, büyük bir beton yığını halındaki, otel olarak yapılmış bina ise terkedilmiş. Yıkılmayı bekliyor. Kasabanın görüntüsüne de hiç uymayan bir yapı. Kasabanın en güzel özelliği, kuş seslerinin hakim olması. Geniş park içinde yer almış çiçekler. Ağaçlarının çiçeklerinin açması ile de, yoğun geçen kışın ardından başlayan bahar sevincini yaşatıyor.

Yerel yemeklerin yapıldığı küçük sevimli restoranlar. Değişik şarap sunumları ve kafeler kasabanın canlı mekanları. Gecenin ilerleyen saatlerinde, hafta sonuna rastlaması nedeniyle, bir otelin altında yer alan, “Kyrm” den gelen müzik sesleri bizi çekiyor. Salona girdiğimizde ise dolu olduğunu görüyoruz. Hafta sonunun yorgunluğunu atmaya gelenler, müzik başladığında, pistte yerlerini alıyorlar hemen, hafif melodilerle başlayan seanslar, giderek hereketli parçalara, eskilerin melodilerine yöneliyor. “Ça ça” dansı da dahil. Solist bayanın sesini güzelliği, rusca, slovakça, ingilizce, hatta ispanyolca paraçalara varana değin,çoğu bildik parçalarla gece sürüyor.

Gecenin yeni bir güne dönüştüğü, geç saatlerde ayrılılp, sokağa çıktığımızda, büyük bir sessizlik. Sadece yaprak hışırtıları. Birden, şimdi İstiklal Caddesi’nin hali nedir diye düşündüğünüzde, sanki İstiklal Caddesi’n de, bir yürüyüş eylemi varmış gibi, gecenin hareketliliği aklımıza geliyor. Burada ise, yaşam adeta istirahate çekilmiş durumda.

Bir gün önce, İstanbul’da bıraktığımız bahar, Viyana havaalanında da sürerken, kendimizi Slovakya’da, Bratislava’dan sonra, akşam bu küçük kasabaya geldiğimiz de bahar alabildiğne içimizi ısıtıyor. Festivalde ki ortam ve tınılar ise, bizi Avrupa’da olma farkındalığının içine hemen çekiyor.

Sabah, Teplice’den ayrılırken, küçük sürpriz bizi iyice şaşırttıyor. Küçük sevimli bir lokanta. Kır bahçesindeki gibi. Çiçekler ve çimlerinin sulanması sırasında, gördüğümüz bu yere girdiğimiz de, çorba kokusu ve de işkembe çorbası. Slovakya’nın küçük bir kasabasında, akşam müzik ve şarap sonrasında sabah, kır lokantası gibi bir mekanda, işkembe çorbası ile karşılaşmak gerçekten şaşırtıcı. Ayrıca hazırlanışı biraz daha farklı, tadı da değişik ve güzel bir sunumla, Teplice’de sabah ve kuş sesleri arasında çorbamızı içerek güne başlıyoruz. Pazar sabahı bizi yine yollar bekliyor

Slovakya’dan ayrlılp, Çek Cumhuriyeti’ne yol alacağız. Bu Pazartesi yazsısını, size ulaştırmaya çalışacağız. Yolda orman içinden geçerek, ağaç ve çiçekler arasından ve kuş sesleri ile yolculuğumuzu sürdürüyoruz.

Bu yazıdan sonra, gelecek hafta, daha değişik bir yerden, başka tınıların arasından, Okyanus ötesinden size ulaşabilirmiyiz, bilemiyorum. Ulaşamazsak da, bu tınıları gecikmeli olarak sizlerle paylaşmayı sürdürmek istiyoruz.

Kuş sesleri, yolculuğumuza eşlik ediyor.

Slovakya, Teplice. 28 Nİsan 2013. ismail.bayer 1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK

7 − 3 =