Üslup…

Başbakan Erdoğan’ın Davos öfkesi ve İsrail Başbakanı Peres’e  “rest” çekme anlamındaki eylemi daha uzun süre gündemi meşgul edeceğe benziyor. Ergenekon dahil bir çok iç ve dış tüm olayların önüne geçen bu söz ve  görüntülerin uzun uzun tartışılacağı kesin.

Afrika’dan Uzakdoğu’ya, Orta Asya’dan Ortadoğu’ya kadar  gezegenimiz üzerinde yer alan tüm ezilmiş ülkelerin, diktatörlükle yönetilen halkların ortak ama bastırılmış ses ve özlemine yanıt teşkil eden bu tavırı sadece “kabadayılık”la izah etmek işi ucuzlatmak anlamına gelir.

Evet, Erdoğan Kasımpaşalılık tavrını sergilemiştir.
Ama bunu planlı biçimde yapmadığı belli.
Bu eylemin spontane geliştiğini görmemek için yüksek zekaya da gerek yok.

Tepki vermek için çok ama çok fazla neden var.
Erdoğan gibi öfke kontrolu yapmaktan uzak liderlerin, eline böyle bir fırsat geçince üsluptaki ölçüyü kaçırma ihtimali daima yüksektir.

Tepki vermek için elde bulunan tüm nedenleri bir yana koyalım.

1948 yılındaİsrail’in ilk  tanıyan ülkeler arasında yer alan Türkiye, bu yönetimle hiç bir zaman uzun süreli dostluk sergileyememiştir.

İlişkilerin kırılma noktaları sıkça görülmekte, ancak süratle telafisi cihetine gidilmektedir.
Özellikle 1990 sonrası askeri alandaki ilişkiler derinleştikte, Ortadoğu ülkeleri arasında Türkiye’nin tepki aldığı da bilinmektedir.

Ama son 7 yıl içinde Türkiye’nin bölgede barışın kurulması için yaptıkları, gösterdiği olağanüstü gayret de ortada duruyor.

Gazze kuşatması bardağı taşıran damla olmanın yanında, Türkiye’nin İsrail yönetimine duyduğu güveni yerle bir etmiştir.

Erdoğan’ın tepkisi bu güvene karşı ortaya konmuş tavır olarak algılanıyor dış dünyada.
Aldatılmışlığın tepkisi de denebilir.
Eylem bir anlamda doğrudur.
Oysa üslup yanlıştır.
Peres’e gereken tepki “monşer” diliyle ve üslubuyla verilmeliydi demiyorum.
Tam aksine…
Monşer üslubu bence Davos’taki masayı terkedişten sonra tarihe karışacaktır.
Ancak yerine konacak eylem ve üslup, Erdoğan’ınki gibi değil, belki “belagat” sayesinde etkili hale getirilebilir.
Yani güçlü ve etkileyici sözlerle.
Sarakaya uzanan ironik cümlelerle…
Düşündürmeye sevkeden ve tarihte izi kalacak kelimelerle…

Erdoğan belki spontane belagatta sihirbazlık yapacak güç ve çapta olmayabilir.
Ama birilerinin bunu öğretmesi gerekirdi.
Birilerinin hiç olmazsa bu ve buna yakın tablolarda yaşanması muhtemel gerginliklere karşı Erdoğan’ın eline metin vermeli, kullanacağı cümleleri hatırlatması gerekirdi.

Dünya Kasımpaşa tavrından, mahalle jargonundan anlasın artık diyerek üslup yerine üslupsuzluk sergilemekle Erdoğan hata yaptığını bir gün anlayacak belki.
Fatura ödeyerek değil.
Sadece ve sadece Davos’takı tavrını sık sık seyrederek görecek ve anlayacak.
Kendisini seyrettikçe “Sen neymişsin be abi” demeyeceğine kalıbımı basarım.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here