Sümer, Can, Ceyhun

Sümer, Can, Ceyhun

0
PAYLAŞ

Sanatçi dogup da, Bodrum’da, çeyrek asirdir Veli Bar’da sahneye çikan üç genç adam, ve her zaman genç kalacaklari asikar olan Sümer, Can ve Ceyhun yüreklerindeki sarkilari söylüyorlar. Sümer Istanbul’da dogmus, Can ve Ceyhun ikiz kardesler ise Hereke’de dogmuslar fakat Trabzon kökenli imisler…Ve Bodrum, ve müzik bu güzel insanlarla umut buluyor, seyirciler müzigin, samimiyetin gerçegine ulasiyorlar. Gökyüzünden, Yeryüzünden birseyler geliyor sahneye, biz seyrediyoruz Onlar’i ve alkislarla ve sesimizle Bravo, Hep Varol, diyoruz Onlar’a. Bence Bodrum demek, günes, deniz, bedenimiz için organik yiyecek cenneti, ruhumuz için müzik demek, müzik ise Sümer, Can, Ceyhun demek…Yüreklerindeki sarkilari kendi düzenlemeleriyle, kendi enstrümanlari ve sesleriyle yorumluyorlar.

Rock müzik, bir felsefedir ya, bilenler ve sevenler bilir. Ve konserleri geceyarisi baslar, sabaha yakin sürer…Kimileri zanneder ki, Rock müzik sanatçilari maddi yokluk yüzünden sabaha dek sarki söylemek zorundadir, bu yanlis bir bilgidir, bilginin kaynagi yanlistir. Madalyonun diger yüzünde görülür ki, Rock Müzik sanatçilari çogunlukla, istah kabartan büyüklükteki rakamlarla para kazanmazlar, zaten gerçek sanatçilarin hemen hemen tamaminda görürüz ve duyariz ki, sanatlarini para karsiliginda icra etmeyi sevmezler. Onlarin sanatini paraya dönüstüren bir sistem vardir, yasamak ve müzik yapmak için gerekli olan para ise, sistem içinde var olmasi ve uygulanmasi gereken telif haklari kanunu ile yeterlidir sanirim.
Gerçek müzisyenler her zaman yüreklerindeki sarkilari söylerler, demek istiyorum ki, hem sahneye çiktiklari zaman, hem de Albüm yaptiklari zaman…Plak sirketlerinin yahut organizatörlerin ticari kaygilarini bilmek bile istemezler. Ve hep söyleyecek sözleri vardir hayata dair…konusurlar ( ne güzel…ne hazin ki susanlar öyle çok ki…) …Sanatçilari dinlemek gerek, çünkü sanat bir kandil gibi, kutup yildizi gibi yol gösterir.
Sümer Bateri çaliyor, konser esnasinda bir ara, Ceyhun’un gitarini alip çalarken Baris MANÇO gibi seyircilerle beraber Daglar Daglar’i söylüyor…Ceyhun, gitarini yeniden çalmaya baslarken duruyor ve akord etmek istiyor, bu esnada muzip bir sekilde, arkadasini seyirciye espriyle sikayet ediyor, ”gitarimi dövmüsler” diyor, Sümer hemen cevap veriyor, ”sen hep yapiyorsun bunu” diyor. Ceyhun, güçlü mizahi yönüyle bir Siyah denizli olarak, espriyle cevap vermeyi sürdürüyor, ”yoo, ben gitarimla sevisiyorum” der gibi kendi üslubunca sözler söylüyor, bizler teatral konusmalari dinliyoruz, düsünmeyi, gülmeyi, fikirleri paylasmayi seyrediyoruz, ”müzik özgürdür, sanatçi özgürdür” bunu yürekten hissediyoruz…Hani kimileri çok iyi bir sey söyledigini sanarak, sanatçilari gizli bir kontrolle, sansürle, kendilerini gizlemelerini ögütler dururlar ve derler ki, ”sanatçi topluma örnek olmalidir”…bence sanatçi özgür olmalidir, çünkü sanat özgürdür…
”Hakikatleri konusmaktan korkmayiniz” diyen Kalpakli Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki, ”Özgürlük olmayan bir ülkede ölüm ve çöküntü vardir. Her ilerlemenin ve her kurtulusun anasi özgürlüktür.”
Can ve Ceyhun’ un çok sayidaki kolyeleri arasinda ATATÜRK imzasini gördüm, parmaklarindaki yüzüklerde Bayragimizi gördüm, yani hep takdir ettigim sanatçi içtenligini Onlarin sözlerinde, davranislarinda, kiyafet ve takilarinda, sarkilarinda gördüm, dinledim, söylüyorum…
Ceyhun, sahnede gitariyla gerçekten çok farkli, insan gözünü bir an bile kirpmadan seyretmek istiyor, çünkü o anda yalniz sarki, gitar ve Ceyhun’un yorumu var.Ardindan bitmeyen alkislarla hayata dönüs basliyor yeniden. Bu kez Can, sesi ve yorumuyla dinleyenleri hayatin baska alemine götürüyor, yine alkislarla yeniden hayata dönüs basliyor. Mehmet SOYARSLAN, Cem KARACA, Erkin KORAY, KIRAÇ sarkilarini kendi yüregince yorumluyor, hem ne yigit bir yürek ve sesle, hem de gitarini çalarak, o bir virtüöz…”Eyy Can, merhaba, sarkilar merhaba, yigitlik merhaba, ölümsüz sanatçilar merhaba”, diyorum, hatirlattiklari tüm güzellikler için tesekkür ediyorum, alkislarimla…
Ceyhun, konserinin sonuna dogru, sahnedeki sandalyesinde otururken, cep telefonuyla bazi seyircilerin fotografini çekiyordu, ömrümde ilk kez böylesine bir içtenlik gördüm. Konserlerde, seyirciler sanatçilarin fotograflarini çekerler ya genellikle, dedim ya , gerçek sanatçilar farklidirlar ve fark edilirler her an…ve Onlarin kimseye benzemek çabasi olmadigi gibi, kimilerine örnek olma hobileri de yoktur…
Orhan Veli KANIK, ”Bir de raki sisesinde balik olsam” demis, Neyzen TEVFIK çok raki içmis, Can YÜCEL Baba, rakiyi çok sevmis ya, Ceyhun da raki’ya övgüler yagdirdi durdu, Cem KARACA usulünde…Ebedi istirahatgahi Bodrum’da olan Fikret KIZILOK’a tekne ve balik tutma zevkini Cem KARACA asilamis…ve nice sarkilari türküleri paylasmislar ayni topraklarda dogup, yasayip, ölerek ve sarkilarla ölümsüzlüge geçerek…
Uzun ince bir yol bu…Asik Veysel’den, Fikret KIZILOK’a, Baris MANÇO’ya, Cem KARACA’ya, Erol EVGIN’e, Fatih ERKOÇ’a, KIRAÇ’a, TARKAN’a, Faruk DEMIR’e, CAN ve CEYHUN’a….. nice nice gerçek sanatçilara…yürekten hisseden gerçek insanlara…dil, din,irk, ülke ayirmadan, kederler ayni, sevinçler benzer birbirine, uzun ince bir yol bu…

Bodrum’un en eski bari olan VELI BAR’ da, gece saat 12 yi çaldiginda, sahnede üç genç adam , zamansiz sarkilari birer birer çaliyor ve söylüyor, sesleri, yorumlari, enstrümanlariyla kalbimizin gerçegini hatirlatiyor…Artik ne bar sahibi VELI Bey hayatta, ne sarkilari yazan söyleyen Cem KARACA ve Baris MANÇO hayatta…Ama sarkilar yüzyillari dolasacak, aslolan hayat ve hayatlarin hikayesi olan sarkilar…
Çeyrek asrin hatirasi olarak, Sümer, Can, Ceyhun’dan bir albüm rica etmek boynumun borcu olsun, yüreginizdeki sarkilarla müzikseverler bekliyor sizi…Herkes Bodrum’a gelemez fakat sarkilar yeryüzünü dolasir, nice nice çeyrek asirlara Ey Sümer, Ey Can, Ey Ceyhun…

BİR CEVAP BIRAK