Sokaklar hayvanlarla güzel

PAYLAŞ

Son zamanlarda çok zor günler geçirdim… Şimdi hemen aklınıza bir takım özel sorunlar yaşadığım veya hayata dair problemlerim olduğu gelecektir bekli de… Keşke öyle olsaydı, o zaman çözümsüzlükten korkmazdım… Elimden gelenlerin sınırlı olması böylesine içimi yakmazdı ve kendimi böylesine güçsüz, çaresiz hissetmezdim…

Onlar bahçemde doğdular… Güzeldiler, bahçemin çiçekleriydiler… Belki çiçekler kadar güzel kokmuyorlardı ama her zaman sevgi ve minnetle bakıyorlardı gözlerime… İstanbul’un tehlikeli caddelerine, kışın vahşi dondurucu soğuğuna, sokakların açlık, sefalet, hastalık yayan acımasız yaşam koşullarına  karşı korunaklı, sıcak bir yuvaları vardı ve mutluydular…

Hastalandılar, maddi gücüm yettiğince veterinerlere götürerek, yetmediği yerde bizzat kendim müdahale ederek yaptım bakımlarını; ilaçlarını aldım, ellerimle içirdim şuruplarını; onları tek tek veterinerlere taşıyıp kısırlaştırdım; dostlarımdan yardım aldım bu konuda; üst kat komşularım Özgür ve Aygün Kırca ve sevgili kardeşim Hüsnü Şahin’e  teşekkür ederim Bu konuda… Birlikte götürüp getirdik onca hayvanı veterinere…Yeri geldi iğne yapmayı, serum takmayı öğrendim; yaşamsal müdahalelerde bulundum, hayat kurtardım; Ama bu arada  yine ellerimde acılar içinde kıvranarak ölenler oldu… Kurtulanlar canıma can kattı, ölenler içimden parçalar kopardı… 

Yaşamın kendisiydi bu, yani tam bir  ölüm kalım mücadelesiydi…

Bizim kime ne zararımız vardı ki… Ama korkuyordum, balkonlardan, pencerelerden, perdelerden hor bakan, beni yadırgayan, bu hayvanların yediği her lokmayı, orada mutlu ve güvenli yaşamalarını çok gören kötü bakışlardan korkuyordum. Sürekli şikayetler geliyordu ev sahibime… Onlar ‘kendisine söyleyin’ diyorlardı ama benimle konuşmuyorlardı; sadece horlayan bakışlarla  izliyorlardı yaptıklarımı…

Bu kadarıyla yetineceklerini sanmıştım… Oysa yanılmıştım, yetinmemişlerdi…

21 Mart Çarşamba sabahı, saat dokuzda, evimin kapısına belediye görevlileri, daha doğrusu zabıta dayandı; yanlarında bir de,  ‘ sonradan iyi ki vardı dediğim’ belediye veterineri Uluç Erkan bey vardı. Komşular imza toplamışlar, kedilerin hepsinin bahçemden taşınmasını istiyorlarmış…

İlk önce her şey kabus gibi geldi… Bir an ellerimden alınacaklarını ve hiç bilmedikleri ortamlara bırakılıp açlığa, yokluğa, sefalete terk edileceklerini düşünüp telaşa kapıldım. Bu hayvanların güvenli bir yere bırakılmalarına ben de bir şey diyemezdim; çünkü hem komşuların baskısı, hem maddi manevi üzerimde yarattıkları baskı beni yormuş, bitirmişti… Hatta tükenmiştim… Ama nereye götürüleceklerine bilmeden olmazdı, buna izin veremezdim…

İçlerinde en bilinçli olan Uluç bey, üzülmememi, ilk planda onları barınağa götüreceklerini, daha sonra da güvenli yerlere yerleştireceklerini söyledi. Önce pek inandırıcı gelmemişti bu bana. Ama Uluç bey  Belediye barınaklarında gönüllü çalışan, hayvan sever, dost insan Ayşe Doğancı ile konuşmamı sağlayınca bir an içimdeki korkular dağıldı.

Ayşe hanım  zabıtaların hayvanları almaya yetkilerinin olmadığını, bu arada da barınaklara bu hayvanları getirmenin mümkün olmadığını, ama her şekilde bana yardım edeceğini söyledi. Önce belediyeden iki hafta müddet isteyecektik. Sonra bu hayvanları güvenle yerleştirebileceğimiz yerler bulacak ve azar azar o yerlere dağıtacaktık. Ama tüm bunları yaparken onların sağlıklı şekilde yaşamlarını sürdürebilecekleri ortamlar bulunmasına her şeyden çok önem verecektik.

Bu arada konuyu duyan birçok hayvan sever, hayvan dostu bir anda kol kanat gerdi bana. Bunlardan  www.minikpati.com’un editörü Hecer Kaya, Sevgili, öğretmen emeklisi, melek kalpli Hülya Yenidoğan ve tabii ki Ayşe Doğancı, bu insanlar yalnız olmadığımı ve her şeye  rağmen  çözüm üretilebileceğini gösterdiler bana. Şimdi kendimi daha iyi hissediyorum ve güvenli bir şekilde bu güzel kedicikleri yerleştirebileceğimiz yuvalar bulmayı dört gözle bekliyorum.
Daha şimdiden bir hayvan sever altı tanesini bahçesine alabileceğini söylemiş…

Evet artık yalnız olmadığımı biliyorum ve her şeye rağmen çaresizliğin olmadığını görüyorum…

Bu arada beni hiç yalnız bırakmayan Hacer kaya ve Miinikpati adına bir mesaj iletmek istiyorum sizlere bu yazı dolaysıyla… Bu mesaj  tüm insanlığa aslında… Ve insanlıklarını unutanlara belki de en çok…

MİNİKPATİ’DEN SİZE MESAJ VAR…

Son zamanlarda sokaklarda yaşayan canlıların çağdaş şehirlerde olmaması gerektiği ile ilgili  görüşlerin ön plana çıktığını görüyoruz. Oysa hayvanların doğası dört duvar içerisinde değil dışarıda yaşamaya uygundur. Eğer biz onların yaşam alanını tükettiysek bunun çözümü onları evlere kapatmak değil, sokaklarda sağlıklı biçimde yaşayabilecekleri önlemleri almaktır. Kısırlaştırma çalışmaları belli bir düzen içinde yapılmalı, sokak hayvanları aşılanıp küpelenmeli, araç trafiğinin olduğu bölgelerden ziyade parkların, bahçelerin içerisinde yaşamaları sağlanmalıdır. Minikpati sadece yardıma muhtaç durumdaki sokak hayvanlarının sahiplendirilmesi amacını taşıyor. Bizler sokakların hayvanlardan temizlenmesini onaylamıyor tam tersine onların mutlu ve sağlıklı biçimde yaşayabilecekleri bir ortama kavuşmaları için çalışıyoruz…

SOKAK HAYVANLARI FOTOĞRAF YARIŞMASI…

Bir resmin bazen binlerce sözcüğün yerini tutabildiğini biliyoruz. Minikpati olarak ‘Sokaklar Hayvanlarla Güzel’ fotoğraf yarışmasını bunun için düzenledik. Fotoğraf yarışmamızın konusu da, yaşadıkları sokakları, bahçeleri ve semtleri varlıkları ile güzelleştiren sokak hayvanları. Yarışmaya fotoğrafa ilgi duyan herkes, en fazla iki fotoğrafla katılabilir. Yarışmaya  başvuru tarihi şu anda başlamış olup 23 Nisan 2007’de son bulacaktır. Yarışma için daha detaylı bilgi edinmek isteyenler www.minikpati.com’ ziyaret edebilirler.  Bu arada yarışma sonunda, birinciye 200 YTL, ikinciye 100 YTL ve üçüncüye 50 YTL para ödülü yanı sıra, dereceye giren ilk on kişiye de başarı ödülü verilecektir. Ödüller, 28 Nisan 2007’de Üsküdar Hayvan Barınağı’nda düzenlenecek bir şenlikle Üsküdar belediye başkanı tarafından sunulacaktır.

____________

* İÜ’de Öğretim Üyesi

CEVAP VER