SorguNlama….

Golf sahalarına kurban verilecek olan güney sahillerimizin güzelim son ormanlarından birisi  toplu katliam tehdidinde. Ağaçlar teker teker elektirikli sandalyeye çekilir gibi elektirikle testereleniyor.


Dümen batıya dönük, dikiz aynası buğulu.
Garba yelken açtık ama, dümenci kafa doğulu.
Kavalsız çobanlar güder koyun dolu ağılı.
Orman kereste kaynıyor, tüm inekler sağılı.


Suçları Sorgun ormanında ağaç olmak, Cezaları idam. İnfaz başladı. Genç fidanlar da suçlu…Başka yer mi yoktu boy atacak? Bilmezler mi bu ülkede genç fidan olmak tasa, genç fidanların ömrü kısa…Bu ülke, emperyalist batılıların  sermaye güçlerine golf sahası açmak için ağaçlarını katletmiş ne yazar? Bu ülke , o zamanlardan palazlanıp, bugün dünyanın altını üstüne getiren canavar olgu kapitalizmin istismarcı yanını sorguladıkları için, zamanında da biçmedi mi düşünce suçlusu genç fidanlarını? AB’ye uyum adına, düşünce suçu suç olmaktan çıktı, olan henüz fidan düşüncelere ve düşünceli fidanlara oldu  O zamanlar neredeydi batılı insan hakları havarilerinin insanlıktan ve haktan nasibini almamış ahkam kesicileri. Şimdi o ahkam kesicilerin domestik izdüşümleri burda ağaç kesiyorlar işte.


Vasıfsız ormanlarda, kütük, kereste  neler
Delse delse garp ufkunu ormancı Vasıf  deler !


Eninde sonunda, bunca hırsları sonucunda, kendi girecekleri tabutun da ağaç olduğunu hiç düşünmezler mi bu vasıfsız odunlar? Nedir bu dizginlenemeyen hırs? Nedir bu uşaklık ? Nedir bu madde esareti ? Nerde antisosyal demokrat muhalefetin cılız sesi? Ormanın acıyla haykırışından mı duyulmuyor ?


Aman yolsuzluk yapanlar sakın yolsuz kalmasın,
Ormana sarkan ahtapot  aman kolsuz kalmasın,
Sakın ola hiç bir ülke böyle solsuz kalmasın,
Oyun koyanlar sahneye hiç başrolsüz kalmasın.


3 asır görmüş ihtiyar Kızılçam’ın yüreği yanıyor, bas bas bağırıyor da kimsecikler duymuyor. Kulaklarına o sıcacık iklimlerin kar suları kaçmış gibi herkes, ya da ağaççıkların gözyaşları ile ıslanmış talaş tozları tıkamış kulakları. Elleri kalem tutmaz, yazmaz olmuş odundan kalemşörlerin, köşe yazarı geçinen dört köşe ve köşe dönücü yardaklarının.  Nerde Altaydan gelen yiğit, pas mı tuttu Barlaslar, nerde ülkenin kendinden menkul Muhtarı…Sadece her zamanki duyarlılığı ile Bekir Coşkun yazdı 10uncu Köyden defalarca Sorgun dramını…Bir de Hıncal abimiz bahsetti ama golf sahalarını savunarak, hedef kitlesine bir savunma yazması gerekiyordu. Ayyuka çıkınca golf deliklerinin derinliği, sızıntı yapan deliklerini birilerine doldurtması gerekiyordu kapitalin, hıncalırcasına…


Santim santim sokuyorlar, hedeflerini devreye.
Millete giriyor tek tek, millet namına diye,
Yakacaklar ormanları, yapacaklar sermaye,
Kapacaklar ganimeti ,  koyacaklar Çevreye.


Ha ormanını satmışsın, ha ciğerini ananın…
Hay sana oy atanın, hay sözlerine kananın…
Gri yüzüne taktığın maskeni ak sananın…
Topunu sorguNla da, kuyruğu kopsun dananın.


Ve çocukları o kadim tarihler görmüş koca ağaçların, tıpkı 2 asır önce çocuklarının önünde tek tek vurulan yaşlı ve mağrur kızılderili şeflerinin çocukları gibi, onurlu son duruşlar sergiliyorlar kapitalizmin acımasız dişli çarkları karşısında. Duyarlı insanlar bağlamışlar kurdelaları kalın çevrelerine ağaçların ama, o kurdelalar, bıçağı görmemeleri için, kurbanlık koyunların gözlerine bağlanan eşarplar gibi görünüyor duyarsızlara…


Vatan toprağını peşkeş çeker gibi , nalıncı keserivari,  orman yasaları çıkarıp ta ormanadamı ortaklarının değirmenlerine un akıtacaklar.


Un akıtan un akıtır kendi değirmenine,
Bütün ak pak bürokratlar atanır hak dümenine,


AB  standartlarını bile, kadim özlemleri ve gizemli hedefleri olan şer atları dörtnal koşsun diye, ince ince örülmüş bir kılıf gibi diken nazırlar, ‘ormanlarımdan bir dal kesenin başın keserim ‘ diyen ve büyük bir tarihi yanlışla üstadları belledikleri Fatih Sultan Mehmet zamanında yaşasalardı, hepsinin kelleleri gitmişti.


Ağaçtan yapılıyor  gireceğin sandık ta.
Emanet götürdün malı, sanma adam sandık ta
Oy verdik oyununa top sürüşe kandık ta.
Top ta iktidar olur halk topçuysa, zındık ta.


Bakalım kimler golf oynayacak oralarda, halkın sopalarıyla…Ve bakalım golf turizminin parası satın alabilecek mi nefes almayı…


SORGUN YAKARIŞI


Sorgun mu düşmekte?
Yoksa insanlık mı ayağa?
Haksız mıymış büyük şef Seatle?
Sökerken çadırlarını,
Çekerken beyaz adamı dayağa
Ve göçerken kahredip te dünyaya


Katliamlar kolkola üşüşmekte.
Şimdi de Sorgun mu düşmekte?
Ağaca bakarak ağalar, ormanı yere mi serecek ?
Havasız , susuz kalırsa sevgi nasıl yeşerecek ?


Haksız mı sincaplar yakarışlarında ?
Neler hisseder kökleri  asırlık  Sedirin ?
Buz gibi bir sıcaklık erozyon kışlarında
Ve Acı…Golf deliklerinden kat be kat derin…


Girin tanklarla , arza son verin…çöle çevirin
Çekirge sürüleri Amazonda…
Golf sopalık ağaç kalmışsa eğer… devirin…
Delikler daha çaplı tepenizdeki ozonda


Ruha sığmaz… maddeye ödenen bedel
Taze fidanlar… doğmadan gömülmüş
Yaprak gibi dökülmüş ağaç,toprak ve sel.
Ve üç beş kereste…dokuları ölmüş
İkiyüzbin ağaca karşı…
Ey Ulu Manitu…Bu ne garip çarşı ?
Bir yanda baltalar… ve az kalan zaman
Bir yanda çocuklar ve orman marşı…
Biz gideriz ormana hey ormana… hangi orman ?


Paranın yeşili nefes verebilecekse
Doğanın yeşili kadar, yıkın geçin
Yarınlar gibi  Sorgunu…
İhtiyar kızılçam zaten nefes yorgunu…
Seyretmekten soykırımları…
Ve görmekten kirli havalarda bunca vurgunu…


Konacak ağaç bulamayınca
Uçacak kuş,
Golf toplarını uçurursun geleceğe
Baykuş…


Metin Sözüçetin / msozucetin@hotmail.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.