Sosyal hizmetler kiminle uygulanacak

Sosyal hizmetler kiminle uygulanacak

0
PAYLAŞ

Oysa son yıllarda, neredeyse her Üniversite’de yoğun bir şekilde “Sosyal Hizmet” bölümleri açılıyor. Bu sayının günümüzde elliye yaklaştığı belirtilyor. Bu eğitim kurumlarında, sosyal hizmet eğitimi veriliyor ve uzman meslek elemanları, saha çalışmasıda yaparak mezun ediliyor.

Bakanlığın, ana kuruluş nedeni arasında yer alan bu kurumlarda, görev alacaklarla ilgili düzenlemeler yapılırken, meslek mensuplarının tanımının bile yapılmamış olması, büyük bir şaşkınlık yarattı. Bu bir unutkanlık mı, ya da yok sayma mı. Ancak bu kadar eğitim kurumu açılırken bu yok sayma, Hükümetin politikası ile de çelişiyor.

Bakanlar Kurulu içinde yaptığı çalışmalar, olaylara dinamik yaklaşımı, medya ve halkla olan ilşkilerde başarılı olan, Bakan Fatma Şahin’in, bu mesleği yok sayma gibi bir yaklaşım içinde olmadığını düşünüyoruz. Kurumlarlar da hizmetleri büyük oranda yürütecek olan ve Bakana da, yeni prestijler kazandıran, uygulamadaki meslek elemanlarını dışlayarak, eleştilere yol açan, bu düzenlemenin neden kaynaklandığını ve niçin yapıldığını pek anlayamıyoruz.

Bakanlıkça hazırlanan ve 9 Şubat 2013 günlü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, “SOSYAL HİZMET MERKEZLERİ YÖNETMELİĞİ”n de, nerdeyse her satırda sosyal hizmet kelimesi geçerken, “sosyal hizmet” tanımının yapılmaması,”sosyal hizmet uzmanı” ya da “sosyal çalışma” tanımlarına yer verilmemiş olmasıyla, çelişkili bir uygulamanın başladığı, hizmetin nasıl ve asıl meslek mensupları dışında mı götürüleceği tartışmalarına yol açıyor. Bu durum doğal olarak tepkileride çekiyor.

Elli yıl geriye gidelim ve geçmişi hatırlamaya, değerlendirmeye çalışalım. Sosyal güvenlik sisteminin iki ana dayanağı bulunuyor. Prim karşılığı ve primsiz ödemeler. Emekli Sandığı ve Sosyal Sigortalar Kurumu var. Daha sonra da bağımsız çalışanlarla ilgili Bağ-Kur kuruluyor. Bu kurumlar, prim karşılığı sigorta hizmeti veriyor. Bir prim karşılığı olmayan sosyal hizmetleri ise, kamu ve özel kuruluşlar ile gönüllü dernekler sağlıyor. Kamu’da, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’na bağlı Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü var. Bir çok bakanlık içinde ve belediyelerde de kuruluşlar var.

1961 yılında, “Sosyal Hizmetler Akademisi” kuruluyor.1965 yılından itibarende “Sosyal Hizmet Uzmanı” mezun ediyor. Daha sonra, Hacettepe Üniversitesi’ne bağlı, “Sosyal Çalışma Bölümü” kuruluyor.

1980 sonrasında, SSYB Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü ile bağımsız gönüllü kuruluş olan Çocuk Esirgeme Kurumu birleştiriliyor. Daha sonra da Başbakanlığa bağlanıyor.

60’lı yıllardan beri sosyal güvenlik kurumlarının yani, sigorta ve sosyal hizmet kurumlarının tek çatı altında birleştirilmesi tartışması, teorik olarak sürekli gündemde tutuluyor.

2000’li yıllara geleindiğinde, Ak Parti’nin tek başına Hükümet olduğu, Gül Hükümeti döneminde, ilk kez sosyal hizmet kurumları tek çatı altında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bajanlığı’nda birleştiriliyor. Ancak bu uygulamanın ömrü çok kısa oluyor ve ilk Erdoğan Hükümet’inin kurulmasıyla yine eski hale getiriliyor.

Tek çatı, Sosyal Güvenlik Sistemi ise, 5510 sayılı yasa ile sigorta kurumları birleştirilirken, yani Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur birleştirilirken, Primsiz Ödemeler Genel Müdürlüğü’de kuruluyor. Kağıt üzerindeki bu kuruluşu, yaşama geçirecek düzenleme ne yazıkki yapılamıyor ve sosyal hizmet kurumları birleştirilemiyor. Bu Genel Müdürlük halen var, Ancak hizmet birimleri birleştirilmesi yasası çıkarılmadığı gibi, birleşme yerine ayrılma ile yeni bir örgütlenme şeması oluşturuluyor. Ve Bakanlık kuruluyor.

Kurumsal yapının adı bile kalmıyor. Yani Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu bu gün artık yok. Ama kurumları var. Bu kurumlarda hizmet veren, sosyal hizmet uzmanları, neredeyse kurumlardan dışlanma durumuna getirilmiş oluyor. Ve şimdide bu kurumlarda çalışan ve bu hizmeti yürüten meslek mensuplarına, düzenlemelerde tanımları bile yapılmıyor.

Gelinen nokta, birleştirme değil ayırma, geliştirme değil değiştirme, hizmet etkinleştirme değil, hizmet etkinliğini azaltma, kurumsal kimliği geliştirme değil, kurumsal kimliği yok etmeğe doğru gidiyor. Hatırlayacaksınız, Tunceli’de bir Vali, seçim öncesinde, elektriği olmayan evlere çamaşır makinası dağıtmaya kadar, siyasal yatırımı, hizmet yabancılaştırmasının somut bir uygulaması olarak da gerçekleştirmişti.

Eğer bu kurumların, hizmeti geliştirmesini önlerseniz, bu mesleğin prensiplerini bir yana itip, hizmet veriyor görünümü yaratmağa çalışırsanız, geleceğe yönelik bir çok olumsuzluklara davetiye çıkartma durumunda kalırsınız.

Yanlışın neresinden dönülse kardır. Bakan Fatma Şahin’in bu yanılgılarla ve çelişkilerle dolu uygulamayı, bir an önce durdurup, işi ehline verme yolunda adım atması ve bu uygulamayı getiren bürokratik yapılanmayı da, değerlendirip karar alması gerekir.

Hükümetin kurulmasından bu yana, sorunlara aktif müdahaleleri ile,kamu oyunda olumlu bir prestij kazanana Bakan’ın, ivedilkle bu konuda harekete geçmesi gerekmektedir. Bu adımı atmazsa, kurumsal yapılarda ki olumsuzluklar, basında sergilenmeğe başladığında ve bunlar giderek arttığında, sadece kendisi zarar görmez. Toplumsal yapıda rahatsızlıklara yol açmış olur.

Tüm iyi niyetimizle, eleştirmek için değil, bir yanlışa dikkati çekmek için hoşgörülerine sığınarak, uyarı görevimizi yerine getirmeğe çalışıyoruz. Umarım bu çağrımız, adrese doğru ulaşır ve doğru algılanır. Kurumları yıpratmayalım, Hizmeti ehli ile yürütelim bundan kazançlı çıkılır. Aksini, bu kurumlarda düşünmek, olumsuzluklara ilişkin sorumlukları ve faturayı arttırır. Dileriz, olumlu bir adım atılır.

____________________

* İstanbul. 19 Şubat 2013. ismail.bayer1@yahoo.com
.

BİR CEVAP BIRAK

4 × 5 =