İNGİLTERE… Sosyal kesintiler “suç patlaması” olarak geri döndü…

Theresa May başbakanlığındaki muhafazakâr hükümet, işi gücü bırakmış “Brexit”in derdine düşmüş durumda. Muhafazakarların iktidara geldiği 2010’dan başlayarak sürdürdüğü sosyal yatırım ve yardımlardaki kısıntı kesintilerin bozduğu sosyal denge ise May hükümetinin boğuştuğu sorunlara tuz biber ekti.

Son kötü haber Londra’nın güvenlik gücü Metropolitan Police’ten geldi. Polisin verilerine göre; Londra’da son bir yılda 10 yıl öncesine kıyasla yüzde 15 artışla 154 cinayet işlendi. Öldürülen kurbanların yarısı da ikisi Türkiye kökenli olmak üzere çocuk yaştaki gençler.

Hükümet artan suç oranlarına karşı her ne kadar kulağını tıkasa da uzmanlara göre; sosyal kısıntı ve kesintiler yoksulluğu, yoksulluk da uyuşturucu çeteleri, sokak suçları ve gençlik cinayetlerini artırıyor.

Londra polisi yapılan kesintilerin kendilerini de vurduğunu belirterek, 20 bin polis kadrosunun iptal edilmesiyle başkentte ciddi bir güvenlik açığı oluştuğunu savunuyor. Polis Müfettişi Cressida Dick, bıçak taşıma yaşının 9’a kadar inmesi ve gençlerin vahşi batıya özenmelerinden endişe duyulduğunu belirterek, bu kayıp kuşağa yoksulluk ve uyuşturucu çetelerinin neden olduğunu öne sürüyor.

Suçu önleme operasyonlarının her seferinde ele geçirilen ateşli ve ateşsiz suç aletlerinde rekor kırıldığı bir ortamda Londralılar da huzursuz… Londra’nın Pakistan kökenli Belediye Başkanı Mayor Sadiq Khan da Londralıların kaygılarına katıldığını belirterek, bu oranları düşürme faaliyetlerine destek vermeyi sürdüreceklerini söyledi.

Dördüncü kuvvet medyanın geneli de artan suç oranlarından muhafazakâr hükümeti sorumlu tutuyor. Independent gazetesi yoksulluk ve çete savaşlarından kayıp bir genç kuşak doğduğunu belirterek, “Artan suç istatistiklerinden sonra gözler kokain kullanıcısı orta sınıfa çevrildi” diye yazdı.

Müzik türlerinden sosyal medya paylaşımlarına uyuşturucuyu ve her tür şiddeti imrendiren, teşvik eden her ne varsa mutlaka mikroskop altına alınmasını isteyen gazete, hükümetin emniyet bütçesindeki kesintisini ağır bir dille eleştiriyor. Independent, suç oranlarını düşürmek için de hükümetin gençlik dernekleri, suç önleme kuruluşları, akıl sağlığı kuruluşları ve sosyal servislere yönelik ödenekleri artırmasını öneriyor. Bir anlamda “kesinti yerine, tam tersine kesenin ağzını aç” diyor.

Öte yandan “nefret suçları” da, “Hükümet ektiğini biçiyor” dedirtecek biçimde artmış durumda. 2016’daki Brexit Referandumu kampanyasında “göçmen karşıtlığı”nın kullanılması referandum sonrasında nefret suçlarında patlamaya neden olmuştu. İçişleri Bakanlığı’nın son verilerine göre; dil, din, etnik köken kısaca kendinden olmayana karşı 71 kategoride ele alınan nefret suçlarındaki “din” kategorisinde ülke nüfusunun yüzde 0,5’ini temsil eden Yahudilere karşı anti-semitizm yüzde 12, nüfusun 4.4 olan Müslümanlara karşı İslamofobi yüzde 52 oranıyla rekor kırıyor. Nüfusun yarısından fazlasını oluşturan Hıristiyanlara karşı nefret suçu ise yüzde 5 dolayında. Artık anti-semitizm ve İslamofobi acil çözüm bekleyen ulusal sorunlar arasında.

Millî Eğitim Bakanlığı’nın ilk ve ortaokullarda artan çocuk çetelere karşı “anti-bullying haftası”yla mücadele ettiğini de ekleyelim. Yapılan araştırmaya göre; geçen yıl İngiltere’de 11-16 yaş grubundaki bin öğrenciden beşte biri en az bir kere yüz yüze saldırıya uğramış, üçte biri de internetten tehdit edilmiş.

Muhafazakâr iktidar, bütçedeki kısıntı ve kesintilerinin “suç patlaması” olarak geri döneceğini tahmin edemese de bu pirincin taşını ayıklamaya da pek niyetli görünmüyor. Başbakan May’in polisteki kesinti ile artan suç arasındaki bağlantıyla ilgili “Ne alâka” demesinden de bu anlaşılıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.