Sosyaldemokrasi ve kemalizm arasında bocalayanlar

Seçimler sonrası Türkiye’sinde CHP ve “Kuzey Kore tarzı ömür boyu” başkanı  tarafından oynananan “kabaremsi” oyunu izlerken Türkiye’de kendilerini sosyaldemokrat sanan ama aslında “kemalist” olanlarin SOL’a verdikleri zararı görememeleri beni şaşırtmıyor artık.

CHP ve DSP’nin bir çok konuda MHP’den farksız içerikleri ile sosyaldemokrat partiler olmadıkları açık ve net bir şekilde ortada.

CHP bu haliyle ve değişmediği sürece üyesi olduğu Sosyalist Enternasyonel’de galiba yanlış adreste.

Klasik “kemalist düşünce yapısı” ile Avrupa Sosyaldemokrasisi arasında büyük farklılıklar var!

Özellikle belirtiyorum: kemalizm konum değil! Ben sadece çağdaş modern sosyaldemokrasi ile kemalizmin aynı çatı altında barınabileceği mantığına karşıyım. Bu mantık Türkiye için büyük bir talihsizlik!

Ne Willy Brandt ne de Gerhard Schröder ya da Tony Blair sosyaldemokrasisi, CHP tarzı kemalist bir parti ile uyuşabilir. Bu nedenle Sosyalist Enternasyonal toplantılarında Baykal ve Öymen “müslüman mahallesinde salyangoz satan” seyyar satıcılar kadar ilgi görmekteler.

AB, globalleşme, “devletçiliği savunmaksızın” sosyal devletten yana olmak ve daha nice alanlarda “kemalist” bir CHP’nin sosyaldemokrat politikalara ayak uydurmasını beklemek oldukça “saf” bir davranış olur. Baykal’lar, Anadol’lar ya da Topuz’lar AKP’li bir Ertuğrul Günay kadar bile sosyaldemokrat ilkelere sahip çıkmayarak Avrupa’daki sosyaldemokratların “kara, kara düşünmesine” neden olmaktalar.

AKP’nin başarısının ardından çıkan gerçek, Türkiye’de geniş yığınların da artık sosyaldemokrasi kavramını “doldurmadan” ve de belki de “kendileri de ne olduğunu açıklayamadan” kemalist programları sosyaldemokrat politika gibiymişcesine ambalajlayıp sunanlara tepki gösterdiği.

Bu son seçim açıkca gösteriyorki SOL’da gerçek bir sosyaldemokrat parti yok. Sosyalist Enternasyonal ilkelerine sonuna kadar bağlı ve modern sosyaldemokrat dünya düşüncesini Türkiye Gerçeği’ne adapte edebilecek kadroların eksikliği Türkiye’de kemalistlerin “kendilerini sosyaldemokrat sanarak” ya da “olmadıklarını bildikleri halde öyleymiş gibi pazarlayarak” açık kapatmaya çalışmaları nedeniyle AKP gerçekte sosyaldemokrat bir partiye verilecek oyları da alabilmekte.

“301” gibi bir utanç paragrafına sahip çıkmayacak, “Kürt Sorunu” tanımlamasından korkmayacak, “Kıbrıs Sorunu’nu” Kuzey Kıbrıs halkının “kendi kaderini tayin” ilkesini de göz önünde tutarak ele alabilecek, kota sistemi ile kadın adayların listelerde hak ettiği yerlerde olmasını toplumsal bir sorumluluk kabul edecek, global sorunlara global çözümler arayışı içinde olmayı “vatana ihanet olarak” görmeyecek ve enternasyonal bir sosyaldemokrat işbirliğine açık olacak sosyaldemokrat partiye acilen ihtiyaç var Türkiye’de.

CHP’de Deniz Baykal istifa etse ne olur etmese ne olur, CHP kemalist kimliğinden arınıp sosyaldemokrat bir parti olamadıktan sonra! İşte ana sorun burada! CHP tabanının sosyaldemokrasi ve kemalizm arasında bir karar vermesi gerekiyor artık.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

nineteen − nine =