Söz ustaları

Söz ustaları

0
PAYLAŞ

Kafanın boş bıraktığı yeri çene doldurmaya çalışır. O durumda bol bol söz üretilir. Soluk almadan konuşuyorlar ama dediklerinin altında üstünde bir şey yok. Çok konuşan saçmalar. Durmadan saçmalıyorlar. Toplumların gelişim dönemlerinde insanlar içlerindeki çerçöpü ortalığa dökmekten az da olsa çekinirler. Toplumların dağılma dönemlerinde ar şişesi yere çalınmıştır, herkes kendi boşluğunu göğsünü gere gere sergilemeye kalkar. O zaman fasulyeden bilgeler sarar ortalığı, bugün bizim toplumumuzda olduğu gibi. Salla gitsin beyamca, bu yandan da sen vur bakalım ne çıkacak! Herbiri kendine göre bilgiler yumurtluyor, bilgilerin çoğu da inanç ve cinsellik ilişkisi üzerine. Gerçekte ne inançla ne de sağlıklı bir cinsellikle ilişkileri var. Halamızın bilmem neresini görürsek ne olurmuşuz. Başka işin yok mu senin bacanak. Sen bu derin bilgileri bu cahilliğinle hangi verimli ortamdan topladın geldin ki ağzından bal akıtıyorsun böyle? Bu konuda sözümüz yalnızca kendini dünya bilgini sanan o garip insanlara değil. Bilgisine güven duymamız gereken, bilinçlenmemize katkıda bulunabileceğini düşündüğümüz kişiler bile gün oluyor tam bir zavallılıkla ağızlarına geleni hiç sıkılmadan ortaya döküveriyorlar.

Özellikle bilgisayar ve televizyon kültürü yayıldıktan sonra yazmak da konuşmak da kolay oldu. Yazım kılavuzları bizlere büyük kolaylıklar sağlıyor. Efendim? Adam okumadığı bir roman için istek üzerine yazı döktürüyor örneğin. Biraz makineden biraz da kapak arkasında yazılanlardan bir şeyler topla, yaz gitsin, yeter o kadarı. Aman ne güzel sallıyor, sallarken en küçük bir sıkıntı duymadığı belli. Ondan bunu istemişler, över gibi yap vur yere demişler. Bugüne kadar cahilce bir takım kitaplar yazmış olsan da ne estetikle ne roman estetiğiyle ilgili bilgin var, ne diye oturup kendi işine bakmıyorsun! Bir başkası alıyor sazı ele, benim aklım bilgim görgüm bu işe yeter mi yetmez mi demeden başlıyor şiir üzerine döktürmeye. Özellikle kurulu düzene selam çakmak için bu gibi öngörülü davranışlar iyidir. Birilerine güzel görünmek için ne yapmalıyım? Toplumda aykırı bilinen birini küçük düşürmeye çalışmalıyım, herifin felsefe anlayışını anlatıyorum diye ileri geri konuşsam yeter. Bu toplumdışı yaratık için öyle bir yazı yazayım ki tek bir cümlem bile anlaşılmasın.

Sözde olsun yazıda olsun bilgisizlikle ahlaksızlık bir araya gelince ortaya hem çok acı hem çok eğlenceli bir manzara çıkıyor. Çalışmaktan yorgun düştüğümde gazete sayfalarına ve televizyon kanallarına başvuruyorum. Gül gülebildiğin kadar. Bir çay bardağına sığacak söz şişirildikçe şişiriliyor. Aynı şeyleri söyle dur. Neyin uzmanı olduğu bilinmeyen kişilerden bilgi derlemek dünyanın en eğlenceli işidir, o bilgilere gülüp geçmeyi bilirseniz. Felsefe konusundaki palavralara ulaşma olanağı bulduğumda hele iyice havalara uçuyorum. Adam desteksiz atıyor. Bu saçmalıkların iyileşmez tutkunu olduğum düşünülmesin. Beş ya da on dakika süren dinlendirici bir oyalanmadır bu.

Dostlarım, toplumların çözülme dönemleri mizah açısından son derece verimli dönemlerdir. Ancak toplumsal yaşamda mizah ögeleri belli bir birikimin üstüne çıkıp da yaşam iyiden iyiye sağlıksızlık belirtileri göstermeye başladığı zaman gülüşlerimize biraz acılık katılıveriyor kendiliğinden. Bir de bu mizah meraklılarının ileri geri konuşurken toplumsal bilinçte açtığı yaralar var, bunu hafife almamak gerekir. Ama ne yapabiliriz ki, adamın ağzını dikecek ya da  kalemini kıracak değiliz ya. Düzmece bilgiler toplumda alttan alta mayalandıkça zaten sorunlu olan toplumsal bilinç iyiden iyiye sorunlu duruma geliyor. Doğru bilgi üretenler ya yok denecek kadar az ya da onlara ulaşmak iyiden iyiye zor. Zaten kimse doğru bilgi neredeyse aman bana gösterin gibilerden bir telaşın içinde değil. Doğrular kafalarımızda hazır dururken daha biz ne diye doğru bilginin peşine gitmeye çalışalım. İnsanoğlu kafasında hazır bulduğu doğruların değerini bilmeli. Ancak bir şeye çok dikkat etmemiz gerekiyor. Bir konuda kafadan atarken o sözün ya da yazının nereye gittiğini de düşünmek zorundayız, yani fincancı katırlarını ürkütmeden konuşmak ve yazmak zorundayız. Bunun ötesinde sağ serbest saçmalamak da serbest. Bu arada yazım kılavuzunu aman ihmal etmeyesiniz. Onu gece yastığınızın altına koyun. Çünkü yazarken tepeden tırnağa saçmalasanız da noktayı virgülü ünlemi nereye koyacağınızı bilmek zorundasınız. Önemli olan usturuplu saçmalamaktır. Konuşurken böyle bir gereksinimimiz yoktur doğal olarak. Bu yüzden yazmaktan çok konuşmayı yeğlememiz daha doğru olmaz mı? İlle yazacaksak noktalı virgülü de ihmal etmeyelim, canımız gibi sevelim onu hatta özneden sonra da kullanalım.

 

BİR CEVAP BIRAK

nineteen + two =