Sürü ahlakı (I)

Sürü ahlakı (I)

0
PAYLAŞ

Jean Anouilh’un Antigone’sinde Antigone “Biz soruları sonuna kadar soranlardanız” der. İşte sürü ahlakının bittiği, gerçek aydın ahlakının başladığı nokta burasıdır. İnsan için yüzde yüz güvenli olmak diye bir şey olmasa da sürü yaşamı epeyce güvenlidir. Sürüde bireyler ısınmak için de korunmak için de birbirlerine sokulurlar. Sürü son derece dayanışık bir bütün olarak görünür. Bu hoş bir görünümdür. Oysa çok büyük bir tehlike sürüyü bir çırpıda dağıtabilir. Bu da bize sürü yaşamının güvenli olmaktan çok güven duygusu veren bir yaşam olduğunu gösterir. Gerçek dayanışma bilinçli ya da istemli dayanışmadır, kendini başkalarına adamışların dayanışmasıdır, bir başka deyişle özgecilerin dayanışmasıdır.

Çünkü sürüde birçok bencil vardır yani en azından zorda kaldığı zaman kendinden başkasını düşünmeyecek üyeler vardır, kendi esenliği için başkalarını tehlikeye atabilecek üyeler vardır. Daha doğrusu sürü bir benciller topluluğudur. Kaldı ki bir tek bencil bile kenetlenmiş bireylerden oluşan bütünü bir anda dağıtabilir. Dağıtabilir, çünkü öyle bir an gelir ki onun için sürüde durmak değil sürüden ayrılıp kaçmak yani kendini kurtarmak önemli olur. Hep birlikte kurtulamayacaksak bari ben kurtulayım felsefesi sürüde alttan alta geçerlidir ve sürüyü zora sokar. Ve bir üyenin kendi başına kaçışı bazen sürüyü sürü olmaktan çıkarıverir.

Antigone’nin yaptığı gibi yaptığınız zaman, soruları sonuna kadar sorduğunuz ya da daha doğrusu soruları sonuna kadar soranlardan olduğunuz zaman sürünün dışına düşersiniz. Sürünün dışı iyiden iyiye güvensizdir, sürüde duyduğunuz güvenli olma duygusunu sürünün dışında duyamazsınız. Sürünün dışına çıktığınız zaman sürü size düşman olur. Çünkü sürü kendi gibi olmayanı zararlı sayar. Sürüdeki birey için sürünün dışındaki her şey tehlikeli ve yanlıştır, bu yüzden sürüye katılmamış bir bireyle sürünün gerçek düşmanları arasında bir ayrım yoktur. Sürü içerdiği bireylerinin özel özelliklerini gidermeyi birinci görev sayar ve bunu kolayca başarır. Çünkü sürüye girmeyi göze alan kişi özel özelliklerini ya da bir bakıma özgürlüğünü gözden çıkarmış demektir. Tek kişilik edimlerde bile, yaratıcı arayışlarda bile sürünün damgası bulunmalıdır. Tekbiçim insan sürü için en iyi insandır. Her bireyin sürünün öngördüğü bir örneğe göre birbiçim bir yapı ortaya koyması istenir. Bir bireyden baktığınızda bütün bireyleri görebildiğiniz yer sürünün kendisidir.

Sürüde soru sorulmaz mı? Elbette sorulur. İnsan soru sordukça insandır. Sürüde sorulan sorular yanıtı belli sorulardır. Sürüde sorular belli ilkeleri anımsatmak için sorulur. Sürüde kimse herhangi bir sorudan olmadık ya da alışılmadık bir yanıt beklemez. Yanıtlar belli olduğu zaman sorular da belli olacaktır. O zaman herkes bilinçsiz bir biçimde aynı şarkıyı söyler. Sürüde kavga yoktur, kavga sürüler arasındadır. Sürüde kavga çıkaran ya da gerçek anlamda soru soran dışlanır ve cezasını bulur. Böylece sürü varlığı en aptal ilkeleri doğrular olarak benimser ve doğrular olarak yaşar, onları kuşaktan kuşağa görenekler olarak geçirir. Dogmaların oluşumu işte bu koşullarda olur. Sürü bütün canlı, diri, gelişime açık ögeleri dondurup kendine uygun duruma getirme eğilimindedir ve bu eğilimini elbet önünde sonunda gerçekleştirir. Sürüde öğreti yoktur dogma vardır. Yaşamı boyunca sürü ahlakına karşı savaşmış olan Fransız gazetecisi Jules Vallès Fransızlara şöyle seslenir: “Sizin Marseillaise’iniz beni dehşete düşürüyor. O bir devlet ezgisi oldu. İstemli kişileri coşturmuyor, sürüleri sürüklüyor. O gerçek heyecanın çaldırdığı bir kampana değil koyunların boynuna takılmış bir çandır.”

Sürüye katılanların en belirgin duygusu iyi çobanlara kavuşmak arzusudur. İyi çoban ülküsel bir tip olarak gözlerde canlandırılır ve böyle bir çoban elbette yoktur. Kaldı ki çobanların çoğu kötüdür, çünkü onlar sürünün içinde olmakla birlikte kendilerini sürünün üstünde duyarlar. Hiçbir gerçek insan çoban olmak istemez ve olmaz. O zaman çobanların da birer koyun olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Her efendi bir kölenin efendisidir, kölenin efendisi olmakla kölenin kölesidir. Çünkü efendinin varoluş nedeni kölenin varlığına bağlıdır. Köleye zorunlu olmak da köle olmaktır. Sophokles’in Antigone’sinde şu sözleri okuruz: “Dünyanın sayısız eşsizleri arasında en büyük eşsiz insandır.” Bu tabloyu insan ancak sürünün dışına çıktığı zaman görebilir. Çünkü sürünün dışındaki insan mucize gibi bir şeydir. Sürünün içinde eşsiz insan yoktur. Sürü her zaman tektip bireyleri barındırır.

BİR CEVAP BIRAK