Sıra Sudan’a geldi…

300bin sivilin hayatını kaybettiği, vurgulanıyor.


Bölgedeki kanlı çatışmaları durdurmak amacıyla Sudan hükümetin’in ordu ve janjaweed militanlarını devreye sokması, malesef, soruna hiçbir çözümyolu getiremedi.Üstüne üstlük, hükümet temsilcisi bu iki oluşum, Darfur’daki  etnik gruplara eklenen, çatışmacı, diğer iki grup olaktan da öteye gidemezken, artan insan hakları ihlalleriyle karşılaşmak de bölge vatandaşlarının ortak kaderi oldu. .


Dünya seyirci kaldı….


Sudan’ın Darfur’unda devam eden iç savaş, soykırım ve insan hakları ihlallerinin dünya kamuoyunun dikkatini çektiği ilk zamandan itibaren, BM ve diğer uluslararası yardım organizasyonları gerçekten de buradaki mağdur halka , yardım eli uzatmaya çalıştı.Ama zamanla, ne yazık ki açlık, tecavüz, kölelik, insan ticareti ve soykırımın hakim olduğu bu ülkede, dışarıdan gönderilen yardımların, hükümet denetimiyle(!) gerekli yerlere dağıtılması, dünya kamuoyunun seyirci kalmakla yetindiği bir aşamaya ulaştı. Durumun farkında olan uluslararası yardım organizasyonları, yıllar boyunca konuyu görmezlikten gelirken, bölgenin mağdur halkı, kendilerine ulaştırılan aspirinler, birkaç paket bisküvi ve tamponların minnetiyle, ömürleri yettiği müddetçe, geçinmeye devam etti.


Neden şimdi hatırlandılar?…


…Ve nihayet, Uluslararası Suç Mahkemesi (ICC) Sudan Cumhurbaşkanı Omar al-Bashir’in, insan hakları ihlali, soykırım ve işlediği savaş suçları …nedenleri başta olmak üzere, tutuklanarak, uluslararası arenada yargılanması kararını açıkladı. Bu kararı takiben, aniden uluslararsı  haber kanallarında popülerliği artan ve geçtiğimiz akşam Arab-Sat’ın Sudan TV kanalı’nda izlediğim Cumhurbaşkanı al- Bashir’in Darfurlu’lara hitap konuşmasının,  olası 2009 seçimlerine hazırlanan vatandaşların ( mecburi) desteğiyle izlendiği de dikkatimi çekti.


Elindeki kılıcı sallayarak , hakkında ICC tarafından verilen tutuklama kararını dikkate almadığını ifade eden cumhurbaşkanı, daha şimdiden, ülkedeki 13 uluslararası yardım grubunu , sınır dışı ettiğini de gururla açıkladı. Bunu takiben al-Bashir ‘ ICC’nın ısrarları devam ederse, 1997’ deki IMF desteğiyle ülkede başlayan ve başarıyla süren ekonomik reforma aldırmaksızın, Sudan’da bulunan tüm yabancı diplomat, kuruluş ve yardım örgütlerini de sınırdışı edeceği’ mesajını verdi.


Al-Bashir’den daha da zalim olduğu öne sürülen Afganistan’ın Taliban’ı, Filistinliler ve Irak’ın Saddam’ından sonra Darfur’luların ‘uluslararası demokrasi ajandasının’ arka sayfalarında yer alırken,  aniden, neden bu kadar popülerlik kazandığı soruları çoğumuzun aklına geliyor. Ülkenin, birinci dünya memleketlerinin çıkarcılık haritasında yer alan konumuna gözatacak olursak: ‘Sudan’ın, Afrika’nın en geniş ülkesi olup, henüz bakir petrol, doğalgaz yatakları ve krom, magnezyum gibi zengin mineral kaynaklarıyla, gözardı edilmeyecek bir pozisyona sahip olduğu’ ortaya çıkıyor. Özellikle, global alanda yaşanan dogal kaynak kıtlığına, Sudan’ın henüz  malum herkes tarafından paylaşılamamış kaynakları, iştah kabartıcı çözüm yolları sunuyor kısacası.


Diğer yandan, Mısır, Libya ve Çad gibi güçlü (ama bazen batı dünyasına tehtid salabilen asi gruplarıyla)  komsuları olan ülkede sınırlararası ulaşımın kolaylığı dikkate alınırsa, ABD’nin genelde kontrol altında tutmayı amaçladığı ‘asi’  oluşumlar bu memleket hükümetinin bilgisi altında örgütlenmeye de devam ediyor.


Bununla birlikte, ABD ve AB  ülkelerine bir alternatif ve rakip olarak yükselen Çin’in, Sudan hükümeti’nin başlıca ticari parteni olup, ülkenin  %32’den fazla oranda ithal ettiği doğal kaynaklarıyla, gücünü daha da arttırdığı, dikkatlerden de kaçmıyor artık.


Ne olacak peki?….


Uluslararsı Suç Mahkemesi (ICC) tarafından, zamanın Yugoslavya zalimi S.Miloseviç ile aynı kategorideki suçlarla tutuklanıp yargılanmasına  karar verilen Omar al-Bashir ve Darfurlular için sistem şimdilik ,olduğu gibi devam edecek. Afganistan, Irak vb…nedenlerle askeri ve maddi bakımdan uğradıkları ziyan dolayısıyla, herhangi bir ülkede ‘demokrasi getirme’ savaşı başlatmaya henüz hazır olmayan ABD’nin veya hiçbir AB ülkesinin cesur adımlar atmaya şu anda pek de niyeti yok. Arap ve Afrika ülkeleri camiasında da hiçbir ülkenin, Sudan Cumhurbaşkanı’nın tutuklanmasıyla alakalı rol oynamak istemeyişi, al-Bashir’e gereken rahatlığı sağlıyor böylece.


……


Son söz olarak, insan hakları ve mağdur vatandaşlara demokrasi getirme amaçları ortaya atıldığında, gelişmiş tüm ülkelerin dikkate alması gereken önemli bir unsur var: ‘Bir diktatör, iktidardan indirilmeden önce o ülkede, halk yararına gerçekten işleyecek sistematik bir hükümet programının oluşturulması gerekli. Ardından gerekli idareci kadrosu belirlenip, işleyişi destekleyecek altyapı hazırlanmalı…ve bunu tamamlayan diğer ögeler  uygulamaya koyulmalı…’Aksi taktirde, şu anda kötü de olsa devam eden kontrolün ortadan kaldırılmasının meydana getireceği kargaşa, Darfur’da akan kanı arttırmaktan başka bir işe de yaramayacak.
Irak halkının içinde bulunduğu şu andaki durum, hesapsızca atılan adımların en iyimser örneğini sergilemeye yerer de artar bile.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eighteen − four =